Dünyada tüm çağlar boyunca insanlar toplu göçlere maruz kalmışlar, bir şekilde mülteci olmuşlar, sürülmüşler hatta yok edilmişler. Bunların hiçbirisinde de yüzü gülen insan portresinin olmadığını hepimiz tahmin edebiliriz. Göç ya yoklukla, var olanların kaybıyla başlar ya da can havliyle, hayatta kalabilmek için. Yani yerinde mutlu insan göçe meraklı değildir.
Yine bir sürgün, yeni bir topraktan etme faaliyeti tüm insanlığın gözü önünde alenen sergilenmektedir. Ortadoğu ve Suriye’de oynanan türlü oyunların bir yenisi daha gözler önündedir.
Maalesef dünyanın gözü önünde binlerce Türkmen topraklarından sürüldü, sürülüyor. Kirli emeller bu kez Türkmenleri mutsuz, biçare Türkiye kapılarına sürüyor. Türkiye’nin misafirperverliği ile muhatap mülteciliğin en bahtlısı olan bu insanların dahi yüzü gülmüyor, gülemez. IŞİD, PYD’yi buyur ediyor. PYD, burası Kürdistan buraları boşaltın diyor. Senaryosu, bölgenin zenginliklerine gözünü dikmiş dış güçler tarafından yazılmış filmin kareleri gözlerimiz önünden bir bir geçiyor. Dünya seyrediyor.
Hiçbir fiili fonksiyonu olmayan Birleşmiş Milletler olayları kınamak dışında gönderdiği iyilik elçileri ile mavi boncuk dağıtıyor. Uzaktan uzağa siz farklılıklarınızı bir tarafa bırakıp bir araya gelin daha fazla kan akmasın demekle yetiniyor. Daha fazlasını da beklemiyoruz zaten. Gölge etmeyin başka ihsan istemez demekten kendimizi alamıyoruz.