İran, Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler “bölgesel rakip” olarak gördükleri Türkiye’ye karşı yürüttükleri faaliyetleri çok rahatlıkla topraklarımıza taşıyabiliyor.

Türkiye’nin demokratik bir hukuk devleti olmasından yararlanan söz konusu ülkeler, benzer faaliyetlerin kendi topraklarında gerçekleştirilmesine izin vermiyor.

Bu da doğal olarak “haksız rekabete” yol açıyor.

Türkiye’nin bölgede güçlenmesi amacıyla izlenen politikaları kötülemek ve Cumhurbaşkanı Erdoğan aleyhinde kamuoyu oluşturmak amacıyla Suudi Arabistan tarafından kurulan ve finanse edilen haber sitesi bunun en çarpıcı örneği.

Geçenlerde Kuveytli bir profesörle konuşuyordum.

Bahsettiğim sitenin ofisinin ve çalışanlarının Londra’da olduğunu zannediyordu.

İstanbul’da olduğunu duyunca çok şaşırdı.

Çünkü hiçbir devlet bir başka devletin kendi topraklarında böyle bir faaliyette bulunmasına izin vermez.

Bu kadarı dünyanın en özgürlükçü ve demokratik devletleri olarak görülenler için bile fazla.

Türkiye’ye hem de kendi topraklarında ve kendi vatandaşları eliyle “operasyon” yapılması “basın özgürlüğü” ve benzeri kavramlarla açıklanamaz.

Suudi Arabistan’ın “basın özgürlüğü” gibi bir kaygısı olduğunu da  kimse iddia edemez.

Anayasa’nın 69’uncu maddesi siyasi partilerin yabancı devletlerden maddi yardım almasını yasaklar ve temelli olarak kapatılma gerekçesi kabul eder.

Çünkü yabancı bir devlet tarafından finanse edilen parti Türkiye’nin değil o devletin menfaatlerini gözetmek zorunda kalır.

Medya organlarının kamuoyu oluşturma, siyasi atmosfere ve politikalara tesir etme gücü partilerden geri kalır değil.

Siyasi partilerle aynı kefeye koymak mümkün olmasa bile bu tür faaliyetlerde en azından mütekabiliyet esası gözetilmeli.

Yani Türkiye tarafından finanse edilen bir haber sitesi Riyad’da veya Cidde’de ofis açıp Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ı eleştiren haberler yayınlayamıyorsa Suudi Arabistan tarafından devşirilen bir grup “gazeteci” de İstanbul’da yuvalanıp Türk kamuoyunu yönlendirme faaliyeti yürütememeli.

Hiç kimse “Orası diktatörlükle yönetilen bir ülke, Türkiye’nin nasıl Suudi Arabistan gibi davranmasını isteyebilirsin?” demesin.

Türkiye elbette basın özgürlüğüne saygı duyan, her türlü renkten medya organının bulunduğu ve özgürce faaliyet gösterdiği bir ülke.

Burada kastedilen “tamamen yabancı devletler tarafından finanse edilen” televizyonlar, gazeteler ve haber siteleri.

Türkiye’yi açıkça “en büyük düşmanı” ilan eden ve halkın oylarıyla seçilmiş iktidarı devirmek için her şeyi yapmaya hazır bir devletin ülkemizde medya organı olacaksa FETÖ gibi terör örgütlerine ait olanlarınkini kapatmanın anlamı kalmıyor.

BAE’nin finanse ettiği ve yurt dışına kaçan FETÖ’cüler tarafından yönetilen haber sitesine Türkiye’den erişim engellenirken Suudi Arabistan’ın aynı amaca hizmet için kurduğu haber sitesinin erişime açık olması çelişki değil mi?

Suudi Arabistan, önceki gün “ülke aleyhine yayın yaptıkları” gerekçesiyle Anadolu Ajansı’nın ve TRT’nin sitelerine erişimi engelledi.

Bu vesileyle, yabancı devletler tarafından finanse edilen ve Türkiye’yi kötülemek için her türlü dümene başvuran medya organlarının durumunun gözden geçirileceğini ümit ederim.