“Anladıysam Arap olayım” diye bir tabir var ya hani, ilk bakışta göze ırkçı ve Araplar’ı küçük düşürücü bir söylemmiş gibi gelen…

Ama galiba bazı şeyleri anlamak için Arap olmak gerekiyor…

Geçenlerde, yazmakta olduğum Kudüs konulu kitabım için bazı araştırmaları yapmak üzere Avusturya’nın Mauthausen şehrindeki Nazi kampına gittim. Almanlar tarafından 1938 ile 1945 arasında 100.000 Yahudi’nin katledildiği bu Kamp’ta notlarımı aldıktan sonra, Avusturya’ya gelmişken Alp Dağları’nı görmeden olmaz diyerek, Kitzbühl tarafında teleferikle bir dağın zirvesine çıktık. Yaklaşık 2300 metre rakımlı dağın tepesine teleferikle 20 dakikada çıkıyorsunuz, hediyesi ise kişi başı yaklaşık 40€ yani 200 TL. Zirveye vardığınızda gördüğünüz ihtişam karşısında ödediğiniz meblağın acısı hafiflese de yuh be birader İstanbul-Diyarbakır uçak bileti bile bu kadar pahalı değil demekten de kendinizi alamıyorsunuz.

Zirvedeki kayak pistinin başında etrafı izlerken, gözüme bir hareketlilik çarptı. Görevliler apar topar pistin bir kısmının etrafını bantla çeviriyorlar ve oradaki ziyaretçileri uzaklaştırıyorlardı. Derken uzaktan patır patır bir helikopterin sesi duyulmaya başladı. Herhalde ambulans helikopter geliyor diye düşündüm ama, etrafta yaralı görünmüyordu.

Dev bir helikopter geldi ve pistin kapatılan bölümüne indi.

Etraftaki herkes merakla olan biteni seyrediyordu.

Nihayet helikopterin kapıları açıldı, önce iki tane koruma görevlisi olduğunu düşündüğüm takım elbiseli bey inerek helikopterden diğer inenlere yardımcı oldu. Sırasıyla iki entarili abi indi, başlarında o Araplar’a özgü şemağ isimli kırmızı beyaz örtü ve siyah halka, ardından tesettürlü üç tane abla, ablalardan sonra dört tane çocuk en sonunda kar kıyafetli bir abi indi. Görevliler kayakları da indirdiler ve herkesin şaşkın bakışları arasında, çocuklara pistin kendilerine özel ayrılmış bölümünde kayak dersi vermeye başladılar.

O arada entarili abilerden biri etrafta onları izleyenleri “naber fakirler” der gibi sırıtarak selamladı…

Avrupalılar kin ve nefretle homurdanıyordu etrafta, kimisi cep telefonu ile kayıt yapıyor, kimisi kafa sallaya sallaya yorum yapıyordu. Bir tanesi şöyle bir yorumda bulundu: “Helikopterle sülalemizi buraya çıkarmaya kalkışsak bir yıllık maaşımız yetmez.” Yanındaki ise “Sanki para bunların umurunda mı” diye cevap verdi.

Diğer entarili abi, entarisiyle karların içine yatmış kollarını açıp kapatıyor ve bizdeki “Erik Dalı Gevrektir”i andıran bir şarkı söylüyordu. Bir iki saat eğlenip uçup gittiler sonra.

Yanımdaki can yoldaşım şöyle bir yorum yaptı: “Vallahi ben gurur duydum, baksana kâfirler nasıl hasetle çekiştiriyorlar.”

Hayır dedim… Hayır bu gurur duyulacak bir şey değil… Aksine utanç verici bir durum…

Merak ettim açıkçası, böyle bir manyaklık kaç paraya patlıyor?

Pist başındaki görevlilere sordum, “Bunlar Suudi” dedi, “5 gündür her gün bu saatlerde Viyana’dan gelip çocuklarına kayak dersi aldırıyorlar” dedi… “Bu pist kaça kapatılır” dedim? “Bilmem” dedi… “Ama 10.000€’dan aşağı değildir, Avrupa’nın en pahalı kayak merkezlerinden biri olan Kitzbühel’den bahsediyoruz…”

Peki helikopter? Onun da cevabını internetteki charter fiyatlarından buldum…

Wien Kitzbühel hava yolu ile gidiş dönüş 740 kilometre 8073€ tutuyor iniş ve kalkış ücretleri dahil. Kayak öğretmeninin günlüğü ise 500€. En iyimser hesapla Arap ailenin 1 saatlik kar keyfi 18.573€ tutuyor, yani yaklaşık 100.000 TL’cik, yani Yozgat’ta bir daire parası… Son beş gündür geldiklerini de düşünecek olursak Yârim milyon liralık kaydır kaydır kaymış habibiler…

Şimdi gardaş bak…

Allah muhafaza Azerbaycan’da insani bir kriz olsa ve Azeriler Türkiye’ye değil de Ürdün’e sığınsa… Ben utanırım… Kendimizi sorgularım…

O Araplar orada paralarının havasını ata ata eğlenirken şöyle bağırasım geldi:

Hey… Havan kime? Senin bakmadığın Suriyeli ırkdaşına biz bakıyoruz…

Havan kime? Unuttuğun Irkdaşın Gazzeli’ye Türk Kızılayı gidiyor?

Havan kime ulan? Boşverdiğin Doğu Guta’da Türkiye barınma evi açıyor?

Havan kime? Kaderini terör örgütlerine teslim ettiğiniz Suriye’nin kuzeyine can vermek, kan vermek Türkiye’ye düştü…

Havan kime? Bakmadığın mültecilerine Türkiye bakıyor! Ve senin hava atıp caka sattığın Avusturyalı’nın vergilerinden de, “Aman Türkiye mültecileri Avrupa’ya göndermesin” diye (gerçi görmedik ama) Türkiye’ye para gönderiyor AB…

Havan kime? Seninle bir saatlik kar keyfinle kaç Sudanlı’nın ayağı ayakkabıya kavuşur biliyor musun?

Siz karda oynamaya devam edin…

Bu ümmetin yükünü bizim omuzlarımıza yükleyen Allah’a hamd olsun…

Seve seve bakarız, seve seve omuzlarız bu yükü…

Senin şımarık ruhun anlamaz…

Milleti Necibe derler bize…