HDP, Türkiye partisi olma iddiayla yola çıkan ve özgürlük vaat eden bir parti konumunda oldu. Seçim propagandası boyunca demokratik, özgürlükçü ve kadını önemseyen bir argümanlar zinciri ortaya koydu. Sonuçlar malumdur ki halkın bir kısmı bu argümanlara AK Parti’ye tepkisel de olsa, bu vaatlere itibar da etse bir şekilde prim verdi. Prim vermekle de kalmadı reyini kullandı, HDP lehine seçimini yaptı. Buraya kadar hemfikir olduğumuzu zannediyorum.

Halktan bu teveccühü almış HDP, PKK’nın siyasi temsilcisi olarak çıkılan yolda halka; biz Çözüm Süreci ile dağdan inip Meclis’te demokratik bir şekilde inandığımız davayı savunacağız, demek zorundadır. Alınmamış hakkımız varsa, köyümüze kentimize gelmesi gereken bir hizmet varsa, devletin derinlerinden bize uygulanan baskıcı bir rejim varsa bu hakların temini noktasında hepsiyle mücadele edeceğiz. Ancak bu mücadelemizi dağda veya şehirde silahla değil Meclis’te halkımızın bize verdiği yetkiyle, demokratik ortamlarda ve fikirsel bağlamda sürdüreceğiz. Demelidir ve bunda da acele etmelidir.

Yani acilen PKK’ya silahları bırakıp dağdan inmeli çağrısı yapmalıdır. Büyük bir şölenle, Meclis’le, basın açıklamasıyla hangi vasıtayla olursa olsun kamuoyu önünde PKK’ya çağrıda bulunmalı, kabul etmediği takdirde de PKK’yı tanımamalıdır. Demirtaş, Diyarbakır olayları, Yeni İhya-Der Başkanı’nın öldürülmesi gibi birçok silahlı olayla ilgili halka sağduyu, sokağa prim verilmemesi gerektiği yönünde çağrılarda bulunmaktadır. Çok yerinde ve söylem bakımından Meclis’teki HDP’yi temsil ediyor. Ancak atlanılan bir nokta var ki sokakta eli silahlı olanlar halk değil, PKK ve uzantılarının mensuplarıdır. Demirtaş, kendisine oy veren seçmenini silahlı örgütlere karşı korumakla da yükümlüdür. Halka itidal çağrısı onları korumak için yeterli değildir.

Bu bağlamda PKK’ya yapılacak çağrılardan sonra silah bırakılmamış, halk özellikle de dindar halk üzerindeki bu baskı devam ettirilecekse; PKK bizden değildir demesini bilmek gerekir. Eğer PKK bizden değildir diyorsa PKK ile hep birlikte mücadele için HÜDA-PAR ve başkaca diğer STK’lar ile bir araya gelmeli, anlaşmalı ve PKK’ya karşı mücadele etmelidir.

HDP elan eskisiyle yenisi arasında, dağ ile Meclis arasında, özgürlükçü yaklaşım ile baskıcı (silahlı) yaklaşım arasında bir kılıç sırtındadır. Halkın teveccühüne mazhar olmuş bir parti fırsatları iyi değerlendirmelidir. HDP, bir samimiyet imtihanının tam ortasındadır. Bu imtihan girdabından emanetçi veya değil, seçmeninin taleplerini hakikaten yerine getirerek ya kurtulacak ya da girdabın içinde yok olup gidecektir.