Ülkemizde adalet neferlerinin çalışmaları ile ortaya konan adalet atılımı, her gün yeni gelişmelerle, operasyonlarla, soruşturmalarla, 86 milyon vatandaşımızın her birinin yaşamına dokunarak, katkı sunarak devam ediyor.
Eski dosyalar açılıyor; Örneğin güncel olarak, Fenerbahçe otobüsüne saldırıya ilişkin dosyanın açılması, yıllardır süregelen ve karanlıkta kalan birçok soru işaretine ışık tutacak nitelikte...
Milletin duygularını madden ve manen sömürerek çeteleşip devleti yıkmaya çalışan FETÖ gibi, Kurişçiler gibi örgütlere karşı yapılan operasyonlar da, artık ülkemizde illegal güç odaklarının kök salamayacağını açıkça ortaya koyuyor.
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in açıklaması ile kamuoyu tarafından öğrenilen Vize Operasyonu da çok kritik önem arz ediyor.
Bu operasyonla gördük ki, yıllarca insanların birçok ihtiyacını kötüye kullanarak haksız kazanç sağlayan karaborsacılar, şimdi randevuya kadar el atmışlar.
Bir vatandaş düşünün…Vize başvurusu yapacak.Evrakını hazırlamış, parasını ayırmış, seyahat planını yapmış.Bilgisayarın başına geçiyor.Randevu yok.Bir gün bakıyor, yok.Ertesi gün bakıyor, yine yok.Haftalar geçiyor, yine aynı manzara.
Ama ne hikmetse vatandaşın kendi imkânlarıyla bulamadığı o randevu, bazı “danışmanların” elinde parayla bulunabiliyor!
İşte devletin müdahale ettiği nokta tam olarak burası.
Vize danışmanlığı adı altında faaliyet gösteren bazı kişi ve şirketlerin, konsolosluklar ile yetkili aracı kurumların çevrim içi randevu sistemlerine “bot” yazılımlarla erişerek randevuları toplu biçimde aldığı iddiası üzerine 6 ilde operasyon düzenlendi.
Eğer soruşturmadaki iddialar delilleriyle doğrulanırsa, burada mesele yalnızca birkaç kişinin haksız kazanç sağlaması değildir.
Mesele, vatandaşın ücretsiz veya olağan yollarla ulaşması gereken bir hizmetin önüne teknolojik bir duvar örüp sonra o duvarın anahtarını vatandaşa satmaya kalkmaktır.
Bunun adı “danışmanlık” olamaz.
Teknolojiyi kullanarak sistemi vatandaşın aleyhine kilitlemek, sonra da ortaya çıkan çaresizliği ticarete çevirmek kabul edilemez.
Çünkü yeni nesil suç düzeni artık yalnızca sokağın karanlık köşelerinde kurulmuyor.Bazen bir bilgisayar ekranının arkasında kuruluyor.Bazen bir yazılımla…Bazen sahte bir kurumsallık görüntüsüyle…Bazen de son derece masum görünen bir “danışmanlık hizmeti” tabelasının arkasında.Devletin suçla mücadelesinin de tam olarak bu dönüşümü takip etmesi gerekiyor.
Bugün organize suçla mücadele yalnızca kapı kırıp suç örgütü üyelerini yakalamaktan ibaret değil.
Dijital sistemleri manipüle eden, vatandaşın erişim hakkını fiilen engelleyen, teknolojiyi haksız kazancın aracı hâline getiren yapılar da aynı kararlılıkla mercek altına alınmalı.
Bu nedenle 6 ilde gerçekleştirilen operasyon önemlidir.
Çünkü verilen mesaj açıktır:
İnternetin arkasına saklanmak görünmez olmak değildir.
“Danışmanlık” kelimesi yapılan her işi meşru hâle getirmez.
Üstelik bu mesele yalnızca vize randevusuyla sınırlı düşünülmemeli.
Bugün vize randevusu…
Yarın başka bir çevrim içi randevu sistemi…
Öbür gün vatandaşın sınırlı kontenjanla erişmeye çalıştığı bambaşka bir hizmet…
Dijitalleşen devlet ve özel sektör hizmetleriyle birlikte yeni bir karaborsa alanının oluşmasına izin verilmemeli.
Vatandaş bilgisayarın başına geçtiğinde karşısında gerçekten eşit şartlarda çalışan bir sistem olduğunu bilmek zorunda.
Birilerinin kendisinden önce yüzlerce, binlerce randevuyu otomatik yazılımlarla kapattığı şüphesini taşımamalı.
İşte operasyonların caydırıcılığı burada başlıyor.
Mesele yalnızca geçmişte ne yapıldığını ortaya çıkarmak değildir.
Asıl mesele bundan sonra aynı yönteme başvurmayı düşünenlere de devletin teknolojik suç yöntemlerini takip ettiğini göstermektir.
Elbette soruşturmanın sonunda kimin hangi fiilden sorumlu olduğu yargı tarafından belirlenecek.
Ama aynı hukuk devleti, vatandaşın hakkının teknoloji kullanılarak gasp edildiği yönündeki ciddi iddiaları da seyredemez.
Araştırır.
Delili toplar.
Dijital izi takip eder.
Ve gerekiyorsa müdahale eder.
Artık Suçun yöntemi değişti.Araçları değişti.Devletin mücadelesi de değişmek zorunda.
Dün sokakta kurulan düzen bugün algoritmalarla kuruluyorsa, devlet de o algoritmanın peşine düşecektir.
Vatandaşın hakkına uzanan el ister sokaktan uzansın ister klavyeden…
Devletin görevi o eli hukuk içinde durdurmaktır. Adalet neferlerinin bu operasyonları vatandaşın hayatına dokunuyor, vatandaş ve bu suçlardan mağdur olanlar 'Türkiye'de hakimler, savcılar var' diyor.