Değerli okurlarım,
Özgür Özel’in ara seçim çıkışı son günlerde siyaset gündeminin merkezinde yer alıyor. Önceki yazımda bu konuya değinmiştim; ancak bu kez meseleyi daha kapsamlı ele almak ve Sayın Özel’e somut bir öneri sunmak istiyorum.
Öncelikle Anayasa 78.’e bir bakalım;
“Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliklerinde boşalma olması halinde, ara seçime gidilir. Ara seçim, her seçim döneminde bir defa yapılır ve genel seçimden otuz ay geçmedikçe ara seçime gidilemez. Ancak, boşalan üyeliklerin sayısı, üye tamsayısının yüzde beşini bulduğu hallerde, ara seçimlerinin üç ay içinde yapılmasına karar verilir.
Genel seçimlere bir yıl kala, ara seçimi yapılamaz.
(Ek fıkra: 27/12/2002-4777/2 md.) Yukarıda yazılı hallerden ayrı olarak, bir ilin veya seçim çevresinin, Türkiye Büyük Millet Meclisinde üyesinin kalmaması halinde, boşalmayı takip eden doksan günden sonraki ilk Pazar günü ara seçim yapılır.”
Ara seçim yapılabilecek süreler konusunda bir tartışma yok. Bugün seçim yapılabilir mi? Evet. 8 sandalyenin boş olduğu TBMM’de ara seçim kararı kime ait? TBMM Genel Kurulu’na. Her ne kadar Özel ikisini aynı görse de bir ilin veya seçim bölgesinin milletvekili boşalması durumunda seçimlerin yenilenmesi kararı kime ait? Yüksek Seçim Kurulu’na. 30 sandalye boşaldığında hangi zaman olursa olsun seçimlerin 3 ay içinde yapılması gerekir mi? Evet.
Peki tartışma nereden kaynaklanıyor? TBMM Genel Kurulu’nun bu kararı bağlı yetki mi, takdir yetkisi mi? Yani takdir yetkisi olsaydı gidilir yerine gidilebilir denmesi gerekmez miydi? Hayır. Örneğin Anayasa 104’te Cumhurbaşkanının görevleri sayılırken “Kanunları tekrar görüşülmek üzere TBMM’ye geri gönderir” ibaresi var. Şimdi biz buradan Cumhurbaşkanının her kanunu geri göndermesi gerekir şeklinde bir sonuç çıkarabilir miyiz? Tabi ki hayır. O zaman “ara seçime gidilir” ifadesinin TBMM’nin takdirinde olup olmadığı tartışmaya açıktır ki buna en doğru cevabı hukukçular verecektir.
Ben meselenin siyasi yönünden devam edeyim.
Diyelim ki ara seçim yapıldı ve 8 milletvekilliğinin tamamını CHP kazandı.
Bu sonuç Meclis aritmetiğini değiştirir mi? Hayır.
Recep Tayyip Erdoğan’ın meşruiyeti tartışmaya açılır mı? Hayır.
Ekrem İmamoğlu’nun yargı sürecine etkisi olur mu? Hayır.
Peki evetler ne? Özel kazanırsa liderliğini pekiştirir Cumhurbaşkanlığı adaylığı konuşulmaya başlar ve CHP seçimler öncesi psikolojik üstünlük kazanır.
Gerçek amaç ne? İmamoğlu’na milletvekili elbisesi giydirerek yargı elinden kurtarmak.
Özel’in ülkeyi ara seçime götürebilecek bir iradesi ve gücü var mı? Hayır.
Peki uğruna yollara düştüğü İmamoğlu’nu hukuken aklayacak bir cübbesi var mı? Hayır
O zaman ne yapmalı Özgür Özel? Yetki ve gücünün olduğu tek seçeneği gündemine almalı.
CHP’yi genel başkanı Ankara’da lideri İstanbul’da bir parti olmaktan çıkarmalı
İkiliği, bölünmeyi, paralel gücü ortadan kaldırmalı
Vesayete teslim olmalı
Fiili durumla yasal durumu eşitlemeli
Partinin gönlünde, koridorlarında, söylem ve politikalarında bir numara olanı 1 yapmalı ve ikinci adam olarak yola devam etmeli.
Yani? Olağanüstü kurultaya gitmeli ve CHP Genel Başkanlığı’nı İmamoğlu’na bırakmalı
Bakın bu önerimde; Anayasa tartışması yok, TBMM yok, Cumhur İttifakı’nın gücü ve yetkisi yok, Erdoğan yok, istifa dayatması yok.
Tek bir şey var CHP ve Özel
Kim samimi, kim İmamoğlu için gerçekten mücadele veriyor görelim.
Yine çıkın meydanlara, “genel başkanımız içerde” diye mitingler yapın.
İmamoğlu’nu başınıza, tabanı yanınıza, rüzgarı arkanıza alın.
El elin eşeğini türkü söyleyerek arar. Bir yerlerden medet ummayın, yardım veya anlayış beklemeyin, siyasi hesaplarınıza sahne aramayın.
Çıkın ve gerekeni yapın
Gücünüz kadarını yapın
Şov yapmayın iş yapın
Hodri meydan.