Paşinyan kazandı, sıra vaatlerinde: Ermeni seçmenin cebi Rusya’yı geride bıraktı

Ermenistan seçimlerine damğa vuran Türkiye ile sınır, Azerbaycan ile barış faktörü

Ermenistan’da gerçekleştirilen parlamento seçimlerinin resmi sonuçları, Nikol Paşinyan’ın bir kez daha ülkenin en güçlü siyasi figürü olarak kalmayı başardığını ortaya koydu. İktidardaki Sivil Sözleşme Partisi’nin oyların yüzde 49,81’ini alarak parlamentoda açık ara birinci olması, Paşinyan’ın tek başına hükümet kurma imkanını koruduğunu gösteriyor.


Ancak bu seçimlerin önemi, Paşinyan’ın iktidarını sürdürmesinden çok daha büyük.
Aslında Ermenistan seçmeni bu kez yalnızca partiler arasında değil, iki farklı devlet modeli arasında tercih yaptı.
İki farklı Ermenistan modeli sandıkta yarıştı
Bir tarafta Azerbaycan ve Türkiye ile normalleşmeyi, bölgesel entegrasyonu, Avrupa ile yakınlaşmayı ve ekonomik açılımı savunan Nikol Paşinyan vardı.


Diğer tarafta ise Rusya’ya daha yakın duran, ortaya çıkan yeni jeopolitik gerçekleri kabul etmek istemeyen ve güvenlik politikasını yeniden Moskova ekseninde kurmayı hedefleyen muhalefet yer alıyordu.
Resmi sonuçlara göre;
• Sivil Sözleşme Partisi: %49,81
• Güçlü Ermenistan İttifakı: %23,29
• Ermenistan İttifakı: %9,94
• Müreffeh Ermenistan Partisi: %3,99


Sonuçlar, Ermeni seçmeninin önemli bir bölümünün ilk seçeneği tercih ettiğini gösteriyor.
Bu nedenle seçim sonuçlarını yalnızca Paşinyan’ın zaferi olarak değerlendirmek eksik olur. Bu sonuç aynı zamanda Ermenistan toplumunun son yıllarda izlenen siyasi rotaya verdiği yeni bir güvenoyu anlamına geliyor.


Bu kez seçimin merkezinde Karabağ değil ekonomi vardı
2021 seçimleri savaşın hemen sonrasındaki duygusal atmosferde yapılmıştı.
O dönemde temel soru Paşinyan’ın iktidarda kalıp kalamayacağıydı.
2026 seçimlerinde ise farklı bir tablo ortaya çıktı.


Bu kez seçimin merkezinde geçmiş değil gelecek vardı.
Paşinyan seçmene yeni bir savaş ya da yeni bir çatışma vaat etmiyordu. Bunun yerine Ermenistan’ın bölgesel ulaşım koridorlarına dahil olmasının, Türkiye ile sınırların açılmasının, Azerbaycan ile barış anlaşmasının imzalanmasının ve Avrupa pazarlarına erişimin sağlayacağı ekonomik fırsatlardan söz ediyordu.


Muhalefet ise daha çok güvenlik, savaş sonrası travma ve Rusya’nın rolü üzerine yoğunlaştı.
Sandıktan çıkan sonuç, seçmenin ilk kez duygusal reflekslerden çok ekonomik beklentilere göre hareket ettiğini gösteriyor.
Başka bir ifadeyle Ermeni seçmen bu kez Moskova’yı değil, mutfağını ve cebini tercih etti.
Yüksek katılım Paşinyan’a verilen desteği güçlendirdi
Seçimlerin dikkat çeken bir diğer yönü ise katılım oranı oldu.


Ermenistan Merkez Seçim Komisyonu verilerine göre, kayıtlı 2 milyon 503 bin 976 seçmenden 1 milyon 476 bin 597’si sandık başına gitti.
Bu da yüzde 58,97’lik katılım anlamına geliyor.
2021 seçimlerinde katılım oranı yüzde 49,4 seviyesindeydi.
Başka bir ifadeyle seçime katılım yaklaşık 10 puan arttı.
Daha önemlisi, bu yüksek katılım hükümete karşı bir protesto dalgasının yaşandığı seçimde değil, Paşinyan’ın yeniden kazandığı seçimde ortaya çıktı.


Bu durum, Paşinyan’ın siyasi çizgisinin yalnızca teknik olarak değil, toplumsal açıdan da yeniden meşruiyet kazandığını gösteriyor.
Moskova’nın desteklediği çizgi neden kazanamadı?
Seçimin en önemli jeopolitik sonuçlarından biri de burada ortaya çıkıyor.
Son yıllarda Erivan ile Moskova arasındaki ilişkiler ciddi biçimde gerildi.


Ermenistan, Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’ndeki faaliyetlerini fiilen askıya aldı.
Avrupa Birliği ile ilişkilerini geliştirdi.
Fransa ile güvenlik iş birliğini artırdı.
Rusya ise Ermenistan’da Paşinyan’a karşı duran siyasi çevrelere daha yakın bir pozisyon aldı.
Muhalefetin kampanyası da büyük ölçüde Rusya’nın güvenlik şemsiyesinin yeniden güçlendirilmesi üzerine kuruluydu.


Ancak sandıktan çıkan tablo, Ermeni seçmeninin ülkenin geleceğini yalnızca Rusya üzerinden tanımlamak istemediğini ortaya koydu.
Bu nedenle seçim sonuçları Moskova açısından da dikkatle analiz edilecek siyasi bir mesaj niteliği taşıyor.
Azerbaycan ve Türkiye faktörü beklenenden daha etkili oldu
Birkaç yıl önce Ermenistan’da Azerbaycan ile barışı savunan bir siyasetçinin seçim kazanması oldukça zor görünüyordu.
Bugün ise tablo farklı.


Çünkü Ermeni toplumu son yıllarda bazı gerçekleri kabul etmeye başladı.
Sınır belirleme sürecinde ilerleme sağlandı.
Gazah yönünde somut anlaşmalar hayata geçirildi.
Bütün bunlara rağmen Ermenistan’ın beklediği geniş çaplı yeni bir savaş yaşanmadı.
Bu durum, toplumun barış sürecine bakışını değiştiren önemli etkenlerden biri oldu.


Diğer taraftan Türkiye ile sınırın açılması ihtimali de artık ekonomik bir fırsat olarak tartışılıyor.
Bugün Ermenistan’ın Türkiye ile ticaretinin önemli bölümü Gürcistan üzerinden yapılıyor.
Yani Erivan’dan çıkan bir yük önce yüzlerce kilometre kuzeye gidiyor, ardından yeniden güneye yöneliyor.
Doğrudan sınırın açılması halinde lojistik maliyetleri düşecek, Türkiye pazarına erişim kolaylaşacak ve Ermenistan Akdeniz limanlarına daha kısa bir güzergâh elde edecek.


Paşinyan’ın “Barış Kavşağı” projesinin ekonomik mantığı da tam olarak buna dayanıyor.
Şimdi Paşinyan’ı hangi zorlu dosyalar bekliyor?
Seçim zaferi Paşinyan’a güçlü bir siyasi meşruiyet sağladı.
Ancak önündeki dosyalar seçim kazanmaktan çok daha karmaşık.
İlk olarak Azerbaycan ile barış anlaşmasının sonuçlandırılması gerekiyor. Çünkü Ermenistan’ın bölgesel projelere dahil olması ve Türkiye ile tam normalleşmesi büyük ölçüde bu sürece bağlı.


İkinci olarak anayasa meselesi gündemde duruyor. Paşinyan yeni bölgesel düzenle uyumlu bir Ermenistan inşa etmek istiyorsa, onlarca yıldır süregelen siyasi ve hukuki yaklaşımları değiştirmek zorunda kalacak. Bu ise Rusya’ya yakın çevrelerin ve revizyonist grupların sert direnciyle karşılaşacak.


Üçüncü olarak Rusya’ya olan ekonomik bağımlılığın azaltılması gerekiyor. Enerji, finans ve ticaret alanlarında Moskova’nın etkisi hâlâ oldukça güçlü. Bu nedenle Paşinyan siyasi söylemlerden çok ekonomik alternatifler üretmek zorunda.
Dördüncü olarak ise Türkiye ile normalleşmenin somut ekonomik sonuçlara dönüştürülmesi gerekiyor. Çünkü seçmen ona öncelikle daha iyi yaşam koşulları ve daha güçlü ekonomi vaat ettiği için destek verdi.

Kısacası, bu seçimler Ermenistan toplumunda önemli bir değişimin yaşandığını gösteriyor.
İlk kez barış, bölgesel entegrasyon ve ekonomik kalkınma vaatleri seçim kazandıran bir siyasi programa dönüşüyor.
Paşinyan seçimi kazandı.


Ancak gerçek başarısı, seçmene vaat ettiği barışı, açık sınırları ve ekonomik kalkınmayı somut sonuçlara dönüştürebildiği ölçüde anlam kazanacak.
Aksi halde bugün elde ettiği güçlü siyasi destek, yarın aynı hızla ağır bir siyasi sorumluluğa dönüşebilir.