Sessiz bir gastronomi devrimi

Karadeniz denildiğinde çoğu insanın zihninde önce hırçın dalgalar, sislerin arasına gizlenmiş yaylalar, fındık ve çay bahçeleri canlanır. Oysa bu coğrafyanın asıl zenginliği, toprağın insanla kurduğu kadim dostlukta saklı. Giresun'un yüzyıllardır dağlarından, ormanlarından ve bereketli vadilerinden toplanan yüzlerce yabani ot; bugün dünyanın "sürdürülebilir gastronomi", "yerel mutfak" ve "bitki temelli beslenme" diye yeniden keşfetmeye çalıştığı kültürün çok eski bir temsilcisi.

4. Giresun Yeşil Lezzetler Gastronomi Festivali

Her sene katıldığım ve bu yıl 4.’sü yapılan festival, bir etkinlikten çok daha fazlasını ifade ediyor. Bir bakıma Anadolu'nun hafızasında yaşayan mutfak medeniyetinin yeniden görünür olması demek bu. Bize dayatılan tariflerden ve modern dünyanın hızla tükettiği kaynaklar karşısında artık eski reçetelerin ne kadar değerli olduğunu gösteriyor. Bir zamanlar daha çok bereketin simgesi olan ot yemekleri, bugün dünyanın en seçkin restoranlarında "fine dining" tabaklara dönüşüyor. Avrupa'da bu kültür yeniden yükselirken, Karadeniz köylerinde ninelerin yıllardır yaptığı yemeklerin aslında küresel gastronominin geleceğini nasıl daha iyi temsil ettiği görülüyor.

Sağlıklı beslenmeye giden bir yolculuk

Karalahana, galdirik, diken ucu, sakarca, melocan, ısırgan ve daha niceleri… Her biri doğanın kendi takvimine göre sofraya geliyor. Kimisi kavruluyor, kimisi çorba oluyor, kimisi mısır unuyla buluşuyor, kimisi yoğurtla birleşiyor. Burada yemek, açlığı gidermenin ötesinde sağlıklı bir yaşam anlayışını benimsemenin bir ifadesi. 6-7 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilen festivalde de bu yaşam kültürü ziyaretçilere aktarılmaya çalışıldı. Festival korteji, sokakları dolduran ezgiler, geleneksel kıyafetler ve bölge insanının içtenliği, gastronominin kültürle iç içe geçmiş köklü bağlarını bir kez daha gözler önüne serdi.

Giresun'un vejetaryen mutfağı

Festival boyunca Türkiye'nin farklı şehirlerinden gelen şeflerin gerçekleştirdiği lezzet gösterileri önemli bir gerçeği ortaya koyuyor: Anadolu mutfağı artık korunacak bir miras olmasının yanında geleceğin gastronomi dili olabilecek kadar güçlü bir birikime sahip.

Özellikle karalahana temalı yemek yarışması bunun en güzel örneklerinden biri. Bir zamanlar köy sofralarının mütevazı malzemesi olan pancar, bugün yeni yorumlarla yeni nesil mutfak anlayışına ilham veriyor. Gelenek ile modernliğin aynı tabakta buluşması, gastronominin yaşayan bir kültür olduğunu gösteriyor.

Gastronomi Turizmi

Bugün gastronomi turizmi dünyada milyarlarca dolarlık bir ekonomik hacim oluşturuyor. İnsanlar artık şehir görmenin dışında o şehrin hikâyesini tatmak için seyahat ediyor. Çünkü bir yemeğin içinde tarih var, göç var, iklim var, inanç var ve insanın tabiatla kurduğu ilişkinin izleri var. Giresun'un vejetaryen mutfağı da tam bu nedenle dünya ölçeğinde dikkat çekebilecek bir özgünlük taşıyor. Bitki temelli beslenmenin giderek yaygınlaştığı dönemimizde, yüzyıllardır doğal ürünlerle şekillenmiş bu mutfak kültürü önemli bir avantaja sahip. Dünyanın bugün yeni keşfettiği pek çok yaklaşım, Karadeniz köylerinde nesiller boyunca zaten uygulanıyor.

Festival neden bu kadar kıymetli

Giresun Turizm Platformu öncülüğünde; kamu kurumlarının, üniversitenin, yerel yönetimlerin, meslek kuruluşlarının ve sivil toplum temsilcilerinin aynı hedef etrafında buluşması, şehir kültürü adına önemli bir örnek oluşturuyor. Bir şehrin kalkınması çoğu zaman büyük yatırımlardan önce ortak iradeyle mümkün olur. Aynı sofraya oturabilen insanlar, aynı geleceği de birlikte inşa edebilir. Platform Başkanı Şevket Alaaddinoğlu'nun vurguladığı birlik ve beraberlik anlayışı, festivalin ruhunu özetleyen önemli bir yaklaşım olarak dikkat çekiyor. Gastronomi burada paylaşmanın dili oluyor; mutfak ise insanların birbirini tanıdığı en eski buluşma noktalarından biri hâline geliyor.

Özetle Giresun, bu festival aracılığıyla dünyaya tam olarak “Geleceğin mutfağı, geçmişini unutmayan toplumların sofrasında kuruluyor” demek istiyor.

“Amber Çay”

Çay hasadı deneyimi

Amber Çay'ın 4. Giresun'un Yeşil Lezzetleri Gastronomi Festivali içinde üstlendiği rol tam olarak bir kültürel bağın yansıması. Festival kapsamında düzenlenen çay hasadı etkinlikleriyle ziyaretçilerin çayın üretim sürecine doğrudan katılması, toprağın bereketini ve emeğin değerini yerinde hissetmelerini sağlıyor. Dalından özenle koparılan taze çay yapraklarının işlenme yolculuğunu görmek, bir fincan çayın arkasındaki büyük emeği anlamak için eşsiz bir deneyim sunuyor.

Giresun’dan fincana uzanan hikâye

Karadeniz'de çay bahçeleri sabahın ilk ışıklarıyla güne sessiz bir dua gibi uyanır. Her yaprak, toprağın bereketini, yağmurun rahmetini ve üreticinin alın terini içinde saklar. İşte Amber Çay, Eynesil'in ve özellikle Ören beldesinin bu kadim emeğini yıllardır aynı özenle fincanlara taşıyor. 1988 yılında Giresun'un Eynesil ilçesinde kurulan Amber Çay, küçük bir üretim serüvenini zaman içinde güçlü bir sanayi ve tarım birlikteliğine dönüştürüyor. 1990 yılında günlük 20 ton yaş çay işleme kapasitesiyle başlayan bu yolculuk, teknolojik yatırımlar sayesinde bugün günlük 300 tonluk işleme kapasitesine ulaşıyor.

Üreticinin ortak olduğu fabrika

Bir kısmı ortak olan yaklaşık 5 bin müstahsilden aldığı ürünleri modern tesislerinde işleyen ve 180 kişiye istihdam sağlayan Amber Çay, aslında Karadeniz’in ekonomik ve sosyal hafızasının da önemli bir parçası. Çayın bir tarım ürünü ama aynı zamanda bir yaşam kültürü olduğunu bilen bu anlayış; kalite, güven ve istikrar ilkeleri üzerine inşa edilmiş uzun soluklu bir emeğin sonucu. Bugün dünyanın birçok ülkesinde çay, içecekten çok bir ritüel olarak kabul edilir. Anadolu'da ise çay, misafirin hoş geldini, dost sohbetinin sıcaklığını ve aile sofralarının samimiyetini temsil ediyor.

Size Türkiye’nin en iyi çayı nerede yetişir?

Türkiye'nin en iyi çayı iddiası kuşkusuz tüketicilerin damak tadı ve kişisel tercihleriyle değerlendirilecek öznel bir yaklaşım. Bana göre Tirebolu ve çevresinde Türkiye’nin en çayı yetişiyor. Ancak bu akademik araştırmalar sonucu ortaya konmalı. Bununla birlikte Amber Çay’ın, taze filizlerin özel tarım alanlarından toplanması, modern üretim altyapısı, laboratuvar kontrolleri, hijyen standartları ve kalite politikası doğrultusunda bu hedefi taşıdığı da göz ardı edilmemeli.

Amber Çay Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Kara ve kurucularından Şevket Alaeddinoğlu'nun özverili çalışmalarıyla festivalin önemli bir parçası hâline gelen Amber Çay, gastronomiyi sofrada, tarlada ve üretim alanında da yaşatan bir anlayışa sahip. Bu yaklaşım, sürdürülebilir tarım ile gastronomi turizminin aynı potada buluşabileceğinin güçlü bir örneği.

Amber Çay'ın başarısı,

Başarı, teknolojiyi gelenekle buluşturabilme maharetinde gizli. Sabahın erken saatinde çay bahçesinde başlayan o emeğin kokusu, fincandan yükselen çayın buharında devam ediyor. Bazen de şehrin kimliği demlenen bir bardak çayın sıcaklığında saklı. Giresun'un yeşil yamaçlarından doğan Amber Çay da bu kimliğin en güçlü temsilcilerinden biri. Denediniz mi?