Dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın kapanması, Körfez ülkelerini iki gruba ayırdı. ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırmasının ardından Tahran'ın boğazı tek taraflı olarak kapattığını ilan etmesiyle, alternatif ihracat yolu bulunan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Umman krizi nispeten hafif atlatırken, Kuveyt, Katar ve Bahreyn ağır kayıplar yaşadı. Hürmüz'ü atlatmak için milyarlarca dolarlık boru hattına sahip Suudi Arabistan ise Kızıldeniz'deki Husi saldırıları nedeniyle kaçmaya çalıştığı darboğaza geri dönmek zorunda kaldı.

Hürmüz krizi Körfez'e ne kadara mal oldu?

Türkiye Enerji Stratejileri ve Politikaları Araştırma Merkezi'nin (TESPAM) verilerine göre Hürmüz Boğazı'na bağımlı Körfez ülkelerinin günlük petrol ihracatı 12,3 milyon varilden 7,8 milyon varile geriledi. Bu, yaklaşık yüzde 36,4'lük bir düşüş anlamına geliyor. Krizin yalnızca ilk ayında Körfez ekonomilerinin petrol gelirlerindeki kaybı 15,2 milyar dolara, tüm sektörler dahil edildiğinde ise 50 milyar doların üzerine çıktı.

Kuveyt: Üretim dörtte birine düştü

Hürmüz'e tamamen bağımlı olan Kuveyt, krizden en ağır darbeyi alan ülkelerin başında geliyor. Kriz öncesinde günde 2,6 milyon varil petrol üreten ülke, ihracat yapamayıp depoları dolunca üretimini kısmak zorunda kaldı. Mayıs ayında günlük üretim 573 bin varile kadar düştü. Yaz aylarında başlayan toparlanmayla üretim temmuzda 1,7 milyon varile çıktı, eylülde günlük ihracat 1 milyon varile ulaştı. Ancak Kuveyt'in ihracatı hâlâ kriz öncesi seviyenin yüzde 36 altında. Suudi Arabistan üzerinden yeni bir boru hattı en gerçekçi uzun vadeli çözüm olarak görülse de bu tür projelerin hayata geçmesi yıllar alacak.

Katar: LNG'de 30 milyon tonluk açık

Dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihracatçılarından Katar'ın tüm ihracatı Hürmüz'e bağlı. Petrolün aksine doğal gaz, boru hattıyla başka bir limana taşınıp orada kolayca ihraç edilemiyor. Katar'a ait bir ticari geminin saldırıya uğramasının ardından ülke, Hürmüz geçişlerini uzun süre durdurdu. Dünyanın en büyük LNG tesisi Ras Laffan'daki üretim, sistemleri çalışır durumda tutacak asgari seviyeye indirildi. Sektör analizlerine göre bu durum, Katar'ın 2026 LNG ihracat hedefinde yaklaşık 30 milyon tonluk bir açık yarattı.

Polonya'da İHA alarmı: Sınır bölgesinde sirenler çaldı... İşte o anlar!
Polonya'da İHA alarmı: Sınır bölgesinde sirenler çaldı... İşte o anlar!
İçeriği Görüntüle

Katar Enerji Bakanı ve QatarEnergy CEO'su Saad Al-Kaabi, Hürmüz'ü atlatacak bir boru hattı kurmayı planlamadıklarını açıklamıştı. Bu nedenle Pakistan ile birlikte ABD ile İran arasında arabuluculuk yapan Katar'ın tek hedefi, boğazın yeniden güvenli şekilde açılması.

Bahreyn: Rafineri füze saldırısıyla vuruldu

Bahreyn, diğer Körfez üreticilerine göre daha düşük hacme sahip olsa da krizden en doğrudan zarar gören ülkelerden biri. Alternatif boru hattı bulunmayan ülkenin petrol tedariki, krizin ilk aylarında neredeyse yarı yarıya düştü. Ülkenin tek rafinerisi olan ve kriz öncesinde günde 400 bin varilin üzerinde petrol işleyen Sitra'daki BAPCO tesisleri, 5 Nisan'da füze ve İHA saldırısına uğradı. Saldırıda çıkan yangınlarda bazı depolama tankları hasar gördü. İşlenen ürünleri depolayacak yer kalmayınca rafineri, asgari üretimle çalışmak zorunda kaldı.

BAE: Boru hattıyla krizi en az hasarla atlattı

BAE, krizi en az hasarla atlatan Körfez ülkesi oldu. Ülke, Abu Dabi'deki Habşan petrol sahalarından Umman Körfezi'ndeki Füceyre Limanı'na uzanan 360 kilometrelik ADCOP boru hattıyla günde 1,5 ila 1,8 milyon varil petrolü Hürmüz'e hiç uğramadan ihraç ediyor. BAE, bu kapasiteyi ikiye katlamak için yeni bir boru hattı planlıyor. OPEC'ten ayrılarak üretim kotalarından kurtulan BAE, yıllardır günde 3-3,5 milyon varil bandında sınırlı kalan üretimini 2027'ye kadar 5 milyon varile çıkarmayı hedefliyor.

Suudi Arabistan: Kaçtığı darboğaza geri döndü

Suudi Arabistan'ın durumu, milyarlarca dolarlık alternatif altyapının bile savaş koşullarında ne kadar kırılgan olabileceğini gösteriyor. Ülke, doğudaki Abqaiq tesislerinden Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu Limanı'na uzanan 1.200 kilometrelik Doğu-Batı Boru Hattı'yla kriz boyunca günde 4 ila 5 milyon varil petrolü Hürmüz'ü atlayarak ihraç ediyordu.

Ancak Yemen'deki Husiler 11 Eylül'de boru hattının pompa istasyonlarına İHA saldırısı düzenledi. Hat önlem olarak kapatıldı, Yanbu'daki yüklemeler durdu. Saudi Aramco, en az iki Avrupalı rafineriye ekim ayında yapacağı tüm teslimatları iptal etti. Taahhütlerini yerine getirmek isteyen şirket, sevkiyatları yeniden Hürmüz'e kaydırdı. Hürmüz üzerinden geçen Suudi petrolü ağustostaki günlük 700 bin varilden eylülde 2,9 milyon varile fırladı. Boru hattı 22 Eylül civarında kısıtlı kapasiteyle yeniden açıldı, ancak uzmanlara göre hasarlı pompa istasyonlarının tam kapasiteye dönmesi 6 ila 8 hafta sürecek.

Umman: Krizi fırsata çevirdi

Sohar, Duqm ve Salalah limanları Hürmüz'ün dışında, doğrudan Umman Denizi'ne açılan Umman, krizden etkilenmediği gibi onu avantaja dönüştürdü. Ülke, başta Suudi Arabistan olmak üzere diğer Körfez üreticileri için Sohar Limanı açıklarında gemiden gemiye petrol aktarımının yapıldığı güvenli bir merkez hâline geldi. Umman ayrıca Hürmüz'de seyrüsefer güvenliğinin sağlanması ve yeni geçiş güzergâhlarının belirlenmesi için aylardır İran'la görüşmeler yürütüyor.

Krizden en çok kim etkileniyor?

Rice Üniversitesi Baker Enstitüsü'nün Nisan 2026 tarihli raporu da krizin en yıkıcı etkilerinin, alternatif çıkış yolu bulunmayan Kuveyt, Katar ve Bahreyn'de yoğunlaştığını doğruluyor. Boğazdaki kriz sürdükçe bu ülkelerin ekonomileri, Hürmüz'ün yeniden açılmasına bağımlı kalmaya devam edecek.

Muhabir: Berk Küçük