Misyonsuzluğun insanın helâkini getireceği malumdur. İnsanın hem ferdi hem de toplumsal bir misyonu olduğu müddetçe ayakları sabit kalır, her hafif esinti onu savurmaz. Özellikle son iki yüzyılda para ve Batı merkezli bakış açısı genellikle dar gelirli insanlar üzerinde ciddi olumsuz etkiler göstermiş, kendilerini her türlü propaganda aracı olmaya açık bir pozisyonda bırakmıştır. Nereden, nasıl olduğunu bilmeden kullanılmışlar, sonra da bir kağıt mendil gibi bir tarafa atılmışlardır.

Gençliğin heyecanını, fakirliğin para karşısındaki cazibesini kullanan bu karanlık güçler sözde, dava savunucuları olduklarını aşılamaya çalışmaktalar ancak ortada ne dava ne de tutacak bir aşı vardır. Komünist mantığın savunucuları arasında ilginçtir ki zenginler yoktur. Nerede bir fakir, mazlum, cahil, genç var, vitrininde komünizm var, orada başkaldırı var. Nerede bir pisipisine ölüm var, orada Elif Sultanlar, Bahtiyarlar var.

Berkin Elvan’ın ailesi sonunda acılarının üzerine inşa edilen terörü lanetleyerek “Biz artık yokuz, artık yakamızdan düşün” diyerek isyan etti. Meselenin Berkin Elvan meselesi olmadığını anladılar, anlattılar. Şayet mesele Berkin meselesi olsa idi, ne işi vardı ülkemizde Kaczynski’nin. Mesele ne Gezi ne ODTÜ ne de Berkin.

Türkiye’nin Çözüm Süreci ile kavuştuğu bahar havası birilerini ciddi rahatsız ediyor. Silah bırakan PKK sonrası eksik olan kaos, sokak maşaları aracılığı ile oluşturulmaya çalışılırken, etik sahibi(!) olduklarını iddia ettikleri medya kuruluşları tarafından da meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Kullandığı dil, attığı manşet ve gösterdiği fotoğraflarla bu çakallara altın tepsi içinde leş sunmaktalar. İngiliz vatandaşı Stephen Shak (Steve) Kaczynski güya serbest gazeteci. İngiliz vatandaşı ama Alman İstihbarat Teşkilatı BND ajanı. Ne idüğü belli olmayan melez. İstanbul’u kana bulamak için eylem planları hazırladığı ortaya çıkıyor. Ülkemize ilk defa 1996 yılında gelen bu ajan, önceleri her iki yılda bir gelirken 2015’in ilk üç ayında 3 kez gelmiş ve de yüklü miktarda paralar getirmiş. Terör örgütünü finanse ediyor, Yunanistan ve Bulgaristan’daki terör kamplarına paralar aktarıyor. Geliş sıklığı aynı zamanda ülkemizin gelişim periyoduyla da doğru orantı içeriyor. Türkiye’de “Baskılar bizi yıldıramaz” gibi bir slogan atıyor. Hatta daha ileri giderek “Sıra size de gelecek” diye polislere ileri derecede cüretkâr tehditler savurabiliyor. Siz kimsiniz? Kimden nasıl bir baskı görüyorsunuz? İçimize sızmaya çalışan Lawrenceler. Eski Türkiye olsaydı belki, ama şimdi şansınız yok. Ülkemde barışın hakim olduğu havayı yok edemeyeceksiniz. Allah’a (CC) emanet olun.