Geçtiğimiz hafta içinde kudretli İngiliz Kraliçesi Elizabeth de öldü. İngilizler için ölümsüzlüğün(!) sembolü hâline gelmişti. Sömürgecilik çağının son halkası olarak dünyanın birçok yerindeki haksızlıkların üstünde kanlı eli hep durdu. Büyük Britanya dünyaya demokrasi havariliği yaparken monarşinin iliklere kadar hissedildiği bir ülke oldu.
İngiliz Kralı veya Kraliçesi hâlâ 16 ülkenin kralı veya kraliçesi olarak kabul ediliyor. Tarihte İngilizlere karşı onlarca ayaklanma olmasına karşın uzun bacaklıların ülkesine karşı başarılı olmuş ülke sayısı çok azdır. Hâlâ bile bazı ülkeler İngilizlere sömürge vergisi ödemek zorundalar. Avusturalya, Kanada, Yani Zelanda bunlardan bazıları. Hatta Avusturalya ve Yeni Zelanda direkt İngiliz devletine bağlı…
Uzak bir zaman gibi görünse de Birinci Dünya Savaşı’nda İngilizlere karşı çok cephede mücadele etmek zorunda kalmış bir ecdadın torunlarıyız aslında. Suriye- Filistin, Irak, Hicaz- Yemen ve Çanakkale cephelerinde İngiliz Milletler Topluluğuna yani Büyük Britanya’ya veya bugünkü adıyla İngiltere’ye karşı savaşmışız. Kazandığımız alanlar olmuş ama hainler yüzünden kaybetmişiz. Milyonlarca şehit vermişiz. Milyonlarca yaralı ve sakat. Bazı cephelerden ve bu cephelerde savaşanlardan bir daha asla haber bile alınamamış.
Dünyayı sömürmeye devam etmişler hâlâ da ediyorlar. Hiçbir doğal kaynağı olmayan bu ülkeler sömürdükleri hammadde ile zengin olmuş, para kazanmış, kazandığı parayı dünyaya satmış yine kazanmış, kan üzerinden kazandığıyla müreffeh (!) ülkeler olmuşlar. Ama ne ilginçtir krallardan, kraliçelerden vazgeçmemişler. Yetmemiş kutsal kral ve kraliçeler, prens ve prensesler her gün magazinsel haberlerle evimize misafir ettirilmişler. Bir aralar kazada ölen Prenses için günlerce insanların yas tutması sağlanmıştı. Günlerce insanların ağlamaları, üzülmeleri işlenmişti akıllarımıza. Oysa kendi padişahlarımızın torunları ülkeden sürülürken, Avrupa’da açlıktan ve sefaletten vefat edenlerin mezarlık için para bulunamayınca yıllarca defnedilememesi bizden saklanmıştı. İnsanlar onlar için üzülünce hain ilan edilmişlerdi. Hatta Başbakan Menderes idamla yargılanırken iddianamede geçen ifadelerden biri de ‘Haneden üyesi yaşlı bir hanımefendiye birkaç kuruş vermesi’ dahi eklenmiş, bunun üzerinden kıyametler koparılmıştı.
Hafta içinde insanların özellikle sosyal medyada Kraliçe güzellemeleri yapmaları hepimizin önünde yaşandı. Herkes serbest isteyen istediğini yapabilir elbette. Ölüm insan için. Kimse ölüme sevinmez, sevinmemeli lakin konunun bunca gözümüze batırılması, “biz de Commonwealt of Nations (İngiliz Milletler Topluluğu) üyesiydik de haberimiz mi yoktu?” noktasına getirdi hepimizi.
“Kraliçe öldü, yaşasın yeni kral!” diye bağrışanlar var gibi geliyor sessiz sessiz. Ne çok İngiliz muhibbi varmış da kimsenin haberi yokmuş. Yoksa İngiliz Muhipleri Cemiyetinin attığı tohumlardan üreyen filizler hâlâ dipdiri duruyor da biz mi körmüşüz. Bu arada yeni kralın bir zamanlar İslam’a ilgi gösterdiği haberleri vardı. Ben görmedim ama kralın Müslüman olduğu iddiaları hâlâ sıcaklığını koruyor mu?
Neyse birileri konuları hararetli hararetli tartışmaya devam edecektir. Biz kendi gündemimize bakalım yoksa bunların gündemi bizi daha çok meşgul edecek, Vesselam…