Muhalif kesimlerin yıllardır cevabını bulamadığı, bulsa da kabullenemediği o meşhur soru sürekli gündemde:

"Enflasyon bu kadar yüksekken, emekli zor geçinirken, hayat pahalılığı şiddetli olmasa da devam ederken; bu millet neden hâlâ iktidara destek veriyor?"

​Evet, ekonomi iyiye gitse de tam iyileşme sağlanmadı henüz. Evet, vatandaş yerel seçimlerde iktidara sarı kartını gösterdi, belediyelerde faturayı kesti. Ancak sandık kapandığında ve "Ülkeyi fırtınalı havada kim yönetecek?" sorusu sorulduğunda, ibre yine Erdoğan’ı gösteriyor. Bağımsız anketlerin gerçeği bu. Peki, muhalefet neden bir türlü o "güvenli liman" olmayı başaramıyor?

​Mesele Sadece "Tencere" Değil

​Dünyanın her yerinde ekonomi kötüye giderse bu muhalefetin işine yarar.

Ama bir şartla: Karşısında güven veren bir alternatif varsa.

​Seçmen sadece bugünkü cebine bakmaz; yarın savaş çıksa, bir kriz kapıyı çalsa ülkeyi kimin iyi yöneteceğine bakar. Memleket hayrına atılan her adıma "hayır" demeyi muhalefet zanneden, vizyonunu sadece "yıkmak" üzerine kuran bir yapıya kimse anahtarı teslim etmek istemiyor. Emekliye, işçiye verilen vaatler; "Vergileri kaldıracağız, gişeleri balyozla kıracağız" gibi gerçek dışı popülizmin ötesine geçemeyince, halkın feraseti devreye giriyor.

​Belediyeler: Kötü Bir Prova

​Muhalefet için yerel yönetimler bir rüştünü ispat etme alanıydı. Ancak gelinen noktada tablo pek iç açıcı değil:

  • ​"Suyu bedava yapacağız" deyip, iktidar belediyelerindeki faturalı katladılar.
  • ​Ulaşım ucuz olacak dediler başaramadılar.
  • ​Ve her geçen gün artan yolsuzluk, hırsızlık, liyakatsizlik iddiaları...

​Kendi yönettiği belediyede evlere su ulaştırmakta zorlanan bir yapıya, halk neden koskoca devletin ekonomisini emanet etsin? Güttüğü koyunları sürekli kurda kaptıran çobanın, köylüye "Neden bana güvenmiyorsun?" demeye hakkı yoktur.

​Dağdaki Çobanın Feraseti

​Hâlâ "Dağdaki çobanla benim oyum bir mi?" kibriyle dolaşanlar, aslında o çobanın ferasetinin yarısına bile sahip değiller. Seçmen, kendisine tepeden bakanı değil; kendisiyle aynı dili konuşanı, çözüm üreteni ve en önemlisi "güven" vereni seçer.

​Türkiye'nin en büyük eksiği; güçlü, projeleri olan ve milletin değerleriyle kavga etmeyen bir muhalefettir. Bu güven inşa edilmediği sürece, ekonomik krizler ne kadar derin olursa olsun, millet "bildiği limandan" ayrılmayacaktır.

Kaldı ki, ülkenin dörtte biri depremde yıkıldığı hâlde o bölgeyi ayağa kaldıran, savaşların ortasında gemiyi yalpalatmadan yoluna devam eden bir yönetim var.

Bu yönetim, vizyonsuz bir muhalefetin olduğu yerde milletin takdirini kazanarak yoluna devam eder.