Siyasetin de cemaatlerin de sıcakların da yeterince boğduğu bir ortamda, bu hafta herkesi ilgilendiren bir başka boğucu konuya değinelim: Esnaf müşteri ilişkisi...

Köyler dâhil olmak üzere üretimin kalmadığı bir dünyaya geçtik hepimiz. "Satın almak üretimden ucuzsa neden üretelim ki?" deyiverdik. Bereketi de zaten okullarda öğreten yoktu. Emek verilerek elde edilen ürünün, satın alınarak elde edilenden çok daha bereketli olduğunu idrak edemeyişimizin bedelini ödüyoruz aslında.

Konuyu esnaflarımıza getireceğim... İçimizden çıkan; akşam birlikte yemek yediğimiz, çay içtiğimiz esnaflarımıza...

Evde, aile içinde, toplumda gayet nahif ama iş yerinde oldukça ceberrut kesilen esnaflarımıza...

Bazı insanlar vardır; karıncayı bile incitmez, ağızlarından tek bir yalan söz duyamazsınız ama kavgada veya tartışma anında onları tanıyamazsınız. Bizim esnaf taifesinin bir kısmı tam böyle... Alışveriş esnasında bir başkası oluveriyorlar!

Aldığınız ürün defolu çıksa veya ürünü kullanırken bir hata yapsanız yandı gülüm keten helva! Aldığınıza alacağınıza bin pişman olursunuz. "Tamirci göndereceğim" der gelen olmaz, "değiştireceğim" der bakan olmaz. Yenisini de alamaz, öylece kalakalırsınız ortada.

Bir kısmı var ki onlar da tam bir fırsatçıdır. Yüzünüze bakar; bir daha oraya gelmeyeceğinizi düşünürse en fahiş fiyatı boca eder üstünüze. Yandaki dükkâna sorarsınız, aynı ürün daha ucuzdur. Hatta internetten araştırma yaparsanız çok daha ucuza bulabilirsiniz.

Bir de son yıllarda esnafın müşteriye olan tavrı var. Müşteri, velinimet olmaktan çıkmış; sanki esnafa zulmeden bir savaş neferine dönüşmüş... Azarlayanı mı ararsın, üstenci konuşanı mı ararsın, başkasıyla girdiği olumsuz diyalogun hırsını senden alanı mı ararsın…

Ha, bir de işini çok iyi yapanlar var tabii. Görevi olmadığı hâlde sizin bozduğunuz parçayı tamir etmeye çalışan, sattığı ürünün arkasında duran, garanti kapsamında olmasa bile yardımcı olmak için uğraşan esnaflar... Bunları görünce de şaşırıp kalıyorsun; "Dertleri ne ki acaba?" demeye başlıyorsun. Oysa iyi olmak normaldir ama bu ortamda normallik fazlalıkmış gibi durmaya başlar.

Aslında esnafın akıllısı; kısa vadede zarar etmeyi göze alıp uzun vadede dostluklar, bu dostlukların yanı sıra yeni müşteriler biriktiren insandır. Hiçbir zorluğu yoktur aslında iyi esnaf olmanın: İşini sağlam yapacaksın, kaliteli ürün satacaksın; müşteri zor durumda kalırsa ve seni suistimal etmiyorsa onun derdiyle ilgileneceksin. Hepsi bu!

Böylece hem kazandığın paranın bereketi olur hem akşam evine gidince vicdanen rahat edersin. Çoluk çocuğunun yüzüne bakarken kendini kötü hissetmez, onlara helâl lokma yedirdiğin için huzur duyarsın.

Müfredatı baştan sona yenilemek ‘’ahi geleneğini’’ çocuklarımıza öğretmek zorundayız!

Ne helâl bilen var, ne haram, ne bereket...