Ölüm…

Çok konuşulur.

Az düşünülür.

Kalp krizi denir.

Kaza denir.

Hastalık denir.

Yaşlılık denir.

Zahirî sebep bulununca dosya kapanmış sayılır.

Oysa geride daha büyük bir soru kalır

Ölümü kim yaratıyor?

Kur’ân-ı Kerîm cevabı daha baştan veriyor:

“Ellezî halakal mevte vel-hayâte…”

Yani:

“O Allah ki ölümü ve hayatı yarattı.”

Dikkat edin.

Mevt (ölüm), başıboş bir yok oluş diye bırakılmıyor.

Hiçliğe havale edilmiyor.

Mahlûk olarak bildiriliyor.

Mahlûksa…

Hâlıkı vardır.

“Halakal mevt.”

Ölümü halk etti.

İhya O’nun tasarrufu.

İmate de.

Muhyî O.

Mümît O.

Kalp krizi, kaza, mikrop, ihtiyarlık…

Bunların konumu başka.

Vesile olabilirler; fakat fiilin sahibi olamazlar.

Bir insanın yaşayabilmesi için zahiren yalnız kalbin atması yetmiyor.

Hava gerekiyor.

Su.

Toprak.

Güneş.

Gece ve gündüz.

Isı dengesi.

Dünyanın hareketi.

Mevsimlerin intizamı.

Bedenin içinde, haberimiz bile olmadan yürüyen sayısız faaliyet.

Tek bir canın devamına kâinatın nice unsuru hizmet ediyor.

Bir hücrenin bekası böylesine geniş bir nizama bağlıysa…

onu yaşatan kudret de bütün bu düzeni kuşatmalı.

Güneşe sözü geçmeyen…

bir kalbin ömrünü belirleyemez.

Dünyanın seyrine hükmedemeyen…

bir canlının ecelini takdir edemez.

Vefat anı da bu nizamın dışında cereyan etmiyor.

O da bir ilahî tasarruf.

İnsan ömrünü uzun bir seyir gibi düşünün.

Ruhlar âleminden…

babanın sulbüne…

annenin rahmine…

ilk nefese…

çocukluğa…

gençliğe…

ihtiyarlığa…

son soluğa kadar.

Her merhalede başka bir hâl.

Hücre yenileniyor.

Kan dolaşıyor.

Kalp çalışıyor.

Beden yıpranıyor.

Vakit ilerliyor.

Nihayet ecel geliyor.

Bütün bu seyri sevk eden kudreti bırakıp, son hükmü krize mi vereceğiz?

Kazaya mı?

Mikroba mı?

Yaşlılığa mı?

Kalp krizinin güneşe emri geçiyor mu?

Mikrop dünyanın dönüşünü sevk edebiliyor mu?

Kaza, ruhun hangi anda bedenden ayrılacağını biliyor mu?

İhtiyarlık hücrenin vadesini tayin edebiliyor mu?

Hayır.

Hastalık bir vesile.

Kaza bir perde.

Mikrop zahirî bir vasıta.

Yaşlılık ömrün menzillerinden biri.

Yaratmak ise yalnız Hâlık’a aittir.

Kur’ân o makamın sahibini açıkça bildiriyor:

“Halakal mevt.”

Ölümü yarattı.

Hayatın üzerindeki imza kiminse…

vefatın üzerindeki mühür de O’nundur.

İhya O’na ait.

İmate de.

Zahirî sebebe takılıp Hâlık’ı unutursanız…

vasıtayı büyütür, hakiki faili gözden kaçırırsınız.

Kur’ân hükmü açıkça veriyor:

Ölüm de yaratılmıştır.

Tesadüfe pay çıkarmayın.

Vesileye kudret vermeyin.

Faili unutmayın.

Çünkü hayatın üzerinde hangi mühür varsa…

ölümün üstünde de Allah’ın mührü var.

Selam ve dua ile…

Fiemanillah.