Bir dönem şöyle bir ezber vardı:

“Yurt dışına çıktın mı iş biter.”

Dosyan Türkiye’de kalır, sen başka bir ülkede hayatına devam edersin.

Hakkında yakalama kararı çıkar, kırmızı bülten düzenlenir, iade dosyaları hazırlanır ama yıllar geçer…

Suç dünyasının en büyük güvencelerinden biri buydu.

Artık o ezber bozuluyor.

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıkladığı rakamlar, Türkiye’nin suçluların iadesi konusunda geldiği noktayı göstermesi bakımından son derece önemli.

2026'nın yalnızca ilk yarısında 31 farklı ülkeden 197 kişi Türkiye’ye iade edildi.

1 Temmuz’dan bu yana ise 12 ülkeden 48 kişi daha getirildi.

Toplam?

245 kişi.

Bu sadece bir istatistik değildir.

Bu rakamın suç dünyasına tercümesi şudur:

“Pasaportunu alıp uçağa binmek seni Türk adaletinden kurtarmıyor.”

Son bir buçuk ayda Gürcistan’dan 24, Almanya’dan 8, Yunanistan’dan 6 kişinin Türkiye’ye getirilmesi de mücadelenin artık yalnızca ülke sınırları içerisinde yürütülmediğini ortaya koyuyor.

Ve daha önemlisi…

Dosyalar kapanmıyor.

Takip bırakılmıyor.

Zaman geçince unutulmuyor.

Bakın, Camgözler suç örgütü yöneticisi S.K. hakkında Türkiye'nin Arjantin'den iade talebi 2020 yılında yapılmış.Aradan yıllar geçmiş.Ama devlet dosyayı rafa kaldırmamış.Sonunda iade kararı çıkmış ve şahsın Türkiye’ye getirilmesi için Adalet, İçişleri ve Dışişleri makamları arasında koordinasyon kurulmuş.

İşte devlet ciddiyeti tam olarak budur.

Çünkü organize suçla mücadele yalnızca sabaha karşı kapıların kırıldığı operasyonlardan ibaret değildir.

Operasyonu yaparsınız.Mal varlığına el koyarsınız.Şirketlerini incelersiniz.Finansal ağlarını çözersiniz.Adamlarını yakalarsınız.Fakat örgütün yöneticisi bavulunu alıp başka bir ülkeye kaçabiliyorsa mücadelenin bir ayağı eksik kalır.

Türkiye şimdi o ayağı da güçlendiriyor.

Kaçanı geri getiriyor.

Burada özellikle altını çizmek gerekiyor:

Organize suç örgütleri yalnızca silahlı adamlardan oluşmaz.

Onların paraya, bağlantıya, lojistiğe ve en önemlisi kendilerini güvende hissedebilecekleri alanlara ihtiyaçları vardır.

Devletin görevi bu alanların tamamını daraltmaktır.

Türkiye içerisinde operasyon yaparken dışarı kaçana dokunamıyorsanız suç örgütüne bir çıkış kapısı bırakmış olursunuz.

O kapı açık kaldığı müddetçe örgüt yöneticisi şunu düşünür:

“Bir şekilde yurt dışına çıkarım.”

İşte kırılması gereken psikoloji budur.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde sürdürülen bu mücadelede Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı arasındaki koordinasyonun önemi de burada ortaya çıkıyor.

Adli dosya hazırlanacak.Uluslararası hukuk mekanizmaları işletilecek.Muhatap ülkenin makamlarıyla görüşülecek.Diplomatik süreç yürütülecek.Teslim ve seyahat organizasyonu gerçekleştirilecek.

Ve sonunda o kişi Türk yargısının önüne çıkarılacak.

Bugün açıklanan 245 iadenin asıl anlamı da burada yatıyor.

Bir suç örgütü yöneticisinin önündeki dünya haritasını küçültüyorsunuz.

Dün kaçabileceğini düşündüğü ülke sayısı fazlaydı.

Bugün daha az.

Yarın daha da az olacak.

Hedef ise çok açık olmalı:Hiçbir ülkenin suçlular için güvenli liman olmadığı bir düzen.Çünkü suçla mücadelede caydırıcılık yalnızca verilen cezanın ağırlığıyla sağlanmaz.

Asıl caydırıcılık, suç işleyen kişinin zihninde şu kanaati oluşturabilmektir:

“Beni bulurlar.”

Ülke değiştirsem de bulurlar.

Kimlik değiştirsem de bulurlar.

Yıllar geçse de dosyamı unutmazlar.

Bir ülkeden diğerine kaçsam da peşimi bırakmazlar.

İşte devletin vermesi gereken mesaj budur.

Akın Gürlek’in açıklamasındaki şu cümle bu nedenle son derece kıymetli:

“Suçlular için hiçbir ülke güvenli liman değildir.”

Bu cümlenin gereği sahada yerine getirildikçe organize suç örgütlerinin hareket alanı daralacaktır.

Türkiye'nin ihtiyacı da tam olarak budur.Suçlunun devletten daha sabırlı olamadığı;paranın, bağlantının ve sınırların adaletten kaçmaya yetmediği;kaçmanın kurtuluş değil, yalnızca yakalanmayı geciktirdiği bir sistem.

Bütün bunların verdiği mesaj aslında tek cümle:Kaçabilirsiniz.Saklanabilirsiniz.Aradan yıllar geçmesini bekleyebilirsiniz.

Ama devlet dosyanızı kapatmadıysa;o uçak bir gün Türkiye’ye döner.