Teknoloji geliştikçe suç yöntemleri de değişiyor. Bir zamanlar yüz yüze gerçekleştirilen dolandırıcılık faaliyetleri bugün sosyal medya reklamlarının, sahte yatırım platformlarının, kripto para transferlerinin ve uluslararası finans ağlarının arkasına saklanabiliyor. İşte İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında ortaya çıkarıldığı açıklanan uluslararası yapılanma, bu yeni nesil suç modelinin ne kadar büyük boyutlara ulaşabileceğini bir kez daha gösterdi.

Açıklanan soruşturma bulgularına göre yabancı ülke vatandaşları, sosyal medya ve internet üzerinden yayımlanan forex ve kripto yatırım reklamlarıyla yüksek kazanç vaadi kullanılarak sisteme çekildi. Şüphelilerin kontrolünde olduğu belirtilen platformlarda gerçeğe aykırı kazanç görüntüleri oluşturulduğu, mağdurların daha fazla para yatırmaya yönlendirildiği ve paralarını çekmek isteyenlerden bu kez “vergi” veya “hesap blokesi” gibi gerekçelerle yeniden ödeme istendiği bildirildi.

Bu tablo sıradan bir dolandırıcılık dosyasının çok ötesinde bir organizasyon iddiasına işaret ediyor.

Çünkü soruşturmanın açıklanan boyutu son derece geniş: 28 şirket, 42 çağrı merkezi, 239 şüpheli ve İstanbul ile Muğla'da 286 adres... Operasyonun ilk saatlerinde 175 şüphelinin yakalandığı açıklandı. Ayrıca MASAK analizleri, MİT ve emniyet birimlerinin çalışmaları ile Interpol üzerinden ulaşılan mağdur başvuruları sonucunda şirketlerin sahiplik ve nihai faydalanıcı yapılarında İsrail bağlantılı kişilerin ağırlıkta olduğunun tespit edildiği bildirildi.

Burada özellikle altı çizilmesi gereken nokta şudur: Suçun küreselleştiği bir çağda suçla mücadele de yalnızca ülke sınırları içinde düşünülemez.

Bir ülkede kurulan çağrı merkezi, başka bir kıtadaki mağduru hedef alabiliyor; para birkaç dakika içinde üçüncü bir ülkedeki banka hesabına, oradan bir kripto cüzdanına aktarılabiliyor. Böyle bir yapı karşısında klasik soruşturma yöntemleri tek başına yeterli değildir. Mali istihbarat, siber takip, uluslararası adli iş birliği ve suç gelirlerinin izlenmesi aynı anda yürütülmelidir.

Bu nedenle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda MİT, Emniyet, MASAK ve Interpol birimlerinin birlikte çalışmış olması operasyonun en dikkat çekici yönlerinden biridir.

Asıl önemli mücadele de tam burada başlıyor: Suç örgütlerini yalnızca insan kaynağı üzerinden değil, para kaynakları üzerinden de etkisiz hâle getirmek.

Organize suç yapılanmaları için para, sistemin devamlılığını sağlayan en önemli unsurdur. Çağrı merkezleri kapanabilir, isimler değişebilir, internet siteleri yeniden kurulabilir. Ancak suçtan elde edilen kazancın izi sürülür, şirket yapılanmaları ortaya çıkarılır, banka hesapları ve kripto hareketleri takip edilir ve suç gelirlerine ulaşılırsa örgütün yeniden yapılanma kapasitesi ciddi şekilde zayıflatılabilir.

Nitekim operasyona ilişkin haberlerde yaklaşık 1,5 milyar TL değerinde mal varlığına, 80 araca ve 12 taşınmaza el konulduğu; banka, kripto varlık ve şirket hesaplarına yönelik bloke işlemleri gerçekleştirildiği de bildirildi.

Bir başka önemli nokta ise mağdurların kimliği değil, suçun kendisidir.

Avrupa'dan Uzak Doğu'ya, Afrika'dan başka coğrafyalara kadar insanların yıllarca çalışarak oluşturdukları birikimleri sahte yatırım vaatleriyle ellerinden almaya çalışan bir organizasyon söz konusuysa, Türkiye'nin kendi topraklarının böyle bir suç ağının merkezi veya operasyon üssü olarak kullanılmasına izin vermemesi son derece önemlidir.

Bu açıdan gerçekleştirilen operasyon yalnızca Türkiye açısından değil, sınır aşan mali suçlarla mücadele bakımından da önem taşıyor.

Elbette soruşturma devam ediyor. Yakalanan kişilerin hukuki sorumluluklarının belirlenmesi, delillerin değerlendirilmesi ve suç isnatlarının yargılama sonucunda kesinleşmesi yargının görevidir. Masumiyet karinesi herkes bakımından geçerlidir.

Ancak soruşturma makamlarının açıkladığı mevcut tablo dahi devlet kurumlarının teknoloji, mali analiz ve uluslararası iş birliğini birlikte kullanmasının neden hayati olduğunu göstermeye yeterlidir.

Sahte ekranlarla insanlara olmayan kazançları gösteren, daha fazla para yatırmaları için onları manipüle eden, ardından birikimlerini farklı ülkelerdeki hesaplara ve kripto cüzdanlarına taşıdığı ileri sürülen organize yapılar artık sadece “internet dolandırıcılığı” başlığı altında değerlendirilemez.

Bu yapılarla mücadele, aynı zamanda organize suçla, kara para hareketleriyle ve sınır aşan suç ekonomisiyle mücadeledir.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı başta olmak üzere soruşturmada görev alan MİT, Emniyet, MASAK ve uluslararası iş birliğine katkı sağlayan Interpol birimlerinin koordineli çalışması bu bakımdan önemlidir.

Verilmesi gereken mesaj açıktır:

Türkiye, sınırları içinde kurulan şirketlerin, çağrı merkezlerinin veya dijital altyapının dünyanın herhangi bir yerindeki insanların birikimlerini hedef alan organize suç faaliyetlerinde kullanılmasına seyirci kalmamalıdır.

Suç teknolojiyi kullanıyorsa adalet de teknolojiyi kullanmalı; suç para transferlerini sınırların ötesine taşıyorsa soruşturma da o paranın izini sınırların ötesinde sürebilmelidir.

İsrail bağlantılı kişilerin ağırlıkta olduğunun tespit edildiği açıklanan bu uluslararası yapılanmaya yönelik operasyonun ortaya koyduğu en önemli gerçeklerden biri de budur:

Suç artık sınır tanımıyor. Suçla mücadele de sınır tanımayan bir kararlılık, güçlü kurumlar ve uluslararası iş birliği gerektiriyor.