İspanyol sömürgecilerin Güney Amerika’da işgal ettiği ilk toprak Venezuela. Ülkenin tüm varlığını sömürüp sadece kendi dilini bu halka miras olarak bırakan İspanyollardan bağımsızlığını kazandığı 1821’den bu yana Venezuelalıların bir devleti var fakat karınları tok değil. Zenginlik ve huzur ile bağımsızlık ve gurur aynı yerde bulunmuyor.
Varsılların sermayelerini yoksulların bedenleri üzerine inşa ettiği bu son iki asırda, hem bağımsız bir vatanım olsun, hem de zenginlik ve refah içinde yaşayayım diyemiyorsunuz. Biz bunu çivisi çıkmış dünyanın tam ortasında ‘durun bakalım bir dakika’ deyip, yumruğu havaya savurduğumuz günden bu yana yaşıyoruz. Daha önce de fakir değil miydik? Evet. Fakat şimdi bağımsızlığını müdafaa için ölebileceğimiz bir vatanımız var. Eğer bu meydan okumamıza karşı 15 Temmuz gecesi başlattıkları nihai saldırıda onları bozguna uğratmamış olsaydık, bugün bağımsız bir vatandan söz edebilir miydik?
Maduro’nun ülkeyi Amerikan sırtlanlarına teslim etmediği için açlığa mahkum ettiği söyleniyor. Ülkede tuvalet kağıdı dahi karaborsaya düşmüş. Dünyanın en büyük petrolüne sahip ülkesi nasıl olurda bu kadar sefalet içinde yüzermiş? Başındaki adam sefih bir diktatör olmasa, halk bunu yaşar mıymış? Bu sözleri, varlığını ABD’ye borçlu olan tescilli NATO’cular söylese umursamaz geçerdik.
Sosyalizme toz kondurtmayan anlı şanlı devrimcilerimiz, halkın refahından başka bir şey düşünemeyen, bu yüzden olsa gerek 2 bin 500 lirasını pazarlamacının avucuna sayan Kemalistler, bir de İslamcı mahallenin ABD karşıtlığıyla maruf müzmin muhalifleri Maduro’nun ne kadar zalim bir diktatör olduğunu kanıtlamak için çırpınıyorlar. Onlar gibi, herşeyin altında bir çapanoğlu arıyor olsam, sırf Erdoğan’ın Maduro’ya verdiği destek yüzünden adama da tavır koyduklarını düşünürdüm.
Venezuela’da 1989’da açlık yüzde 80’leri bulduğu için Caracazo adı verilen sokak hareketleri başlamış, Chavez gibi devrimci halk önderleri bu yoksulluğa karşı isyan etmişlerdi. Ülke dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip olsa da, çıkartıp pazarlayamadıktan sonra bu servet ne işe yarar? Suud’da dünyanın ikinci büyük petrol devi ama devletten sayılmıyor. İran üçüncü ama yöneticilerinin Ortadoğu’yu istila etme iştahı yüzünden halk sefalet içinde yaşıyor. Irak ise 40 yıldır savaşta. Kırk parçaya bölünmüş durumda. Yani doğal rezervleriniz, bağımsız bir yönetiminiz olmadıkça bir işe yaramıyor. Yönetiminiz bağımsız olduğunda ise Emperyalistlerin tasallutundan kurtulamıyorsunuz. Bu bir kısır döngü. Fakat kırılmaz değil. Erdoğan işte bu yüzden tüm dünya mazlumlarının umudu haline geldi. Bu döngüyü, denge siyaseti ve kararlı tutumuyla aşabileceğine inanıyor insanlar.
Şimdi burada bir teşekkür borçluyuz Maduro’ya. Ülkesinde darbe yapmaya girişen ABD’ye kapıyı gösterdiği için değil. Onu her şerefli insan zaten yapmalı.
Maduro sadece solun nasıl, ABD’li ağa babalarından emir gelmedikçe sosyalizm oyununu dahi oynayamadıklarını göstermedi, aynı zamanda dünyanın diğer ucunda aynı küresel aktörlere kafa tutan Erdoğan’a selam çakarak sağ-sol mefhumlarını mezara gömdü.
Bu yapay ideolojik kamplaşmalarla dünyada hükümranlık kuranların tezgahı bozulmuş durumda. Batı ya da doğu değil, ezilenler ve zalimler, zulme boyun eğmeyenler ve müstekbirler var. Denklem bu. Aslında dünya kurulduğundan beri gerçek denklem bu.