Ülkemiz, Batı/l güçlerinin topyekûn saldırısı altında… Siyasi saldırılar, terör saldırıları yapıldı, istenilen sonuçlar elde edilemedi. Gezi kalkışması gibi ihanet süreçleri organize edildi, istenilen başarı yakalanamadı. Askerî darbe girişiminde bulunuldu; milletin cesareti, Reis’in feraseti, Allah’ın inayeti sayesinde darbe girişimi akim kaldı.

Şimdi ise ekonomik darbe girişimi yoğun bir şekilde sürüyor ve kısa vadede de bitecek gibi görünmüyor.

Görünüşte Rahip Brunson denen ajan üzerinden başlayan ama aslında daha derinde Batı’nın çok farklı kaygıları ve korkularının yer aldığı Ekonomik darbe girişimi uzun sürecek ve herkesin bazı şeylerden fedakârlık yapması gerekecek.

Ülkemizi daha zor koşullara sürüklemek, hükûmeti iş yapamaz hâle getirmek, kendilerine boyun eğmeyen Recep Tayyip Erdoğan’ı itibarsızlaştırıp milletle arasını açarak görevden uzaklaştırmak ve yerine emir eri gibi kullanacakları birini getirmek için var gücüyle saldıracak Batı/l güçleri…

Peki, biz ne yapacağız? Ya bu kan emici, tek dişi kalmış canavar Batı’nın şantajlarına, tehditlerine boyun eğip bizi parayla, maddiyatla, dünyalıkla korkutması karşısında sinip şerefimizi, onurumuzu, haysiyetimizi, hürriyetimizi terk edip ekonomik rahatlığı tercih edecek ve önce Reis’i, sonra ülkemizi onlara satacağız ya da ekonomik saldırılara, fakirliğe, gerekiyorsa açlığa razı olup şerefimizi, onurumuzu, hürriyetimizi tercih edecek, kısa vadede sıkıntılar yaşayacak ama uzun vadede kendi kendine yeten, hiç kimseye eyvallahı olmayan bağımsız bir ülke ve millet olma yolunu seçeceğiz.

Ben Ümmet-i Muhammed’in, ezilmiş ve sömürülmüş mazlum milletlerin tek umudu olan bu şerefli milletin ikinci yolu tercih edeceğini düşünüyorum.

Bu ekonomik saldırıların temelinde yatan sebep, Batı’nın kontrolünden çıkan bir Türkiye olma yolunda hızla ilerlememizdir.

Artık Türkiye’ye her istediklerini dayatamıyorlar, çıkarlarına aykırı kararlar alabilen bir ülke var karşılarında. Batı’dan bir talep geldiğinde “Emriniz olur!..” diyen değil de “Bu talebi yerine getirirsek bizim kazancımız ne olacak?” diyen bir ülke var. Bir gecede 30 yasa çıkarttırabilecekleri ve kedinin fareyle oynadığı gibi oynadıkları bir lider yok artık Türkiye’de. “Dünya beşten büyüktür” diyen, Batı’dan bir saldırı geldiğinde misliyle karşılık verebilen bir lider ve ülke işlerine gelmiyor.

Batı, insani ve ekonomik krizlerle boğuşurken büyük projeleri bir hayat geçiren bir ülke, dünya siyasetinde aktif rol alan ve üzerine oyunlar kurulan değil de oyun kurucu rolünde olan bir ülke Batı’nın uykularını kaçırıyor.

Üçüncü köprü, Marmaray gibi projeler Batı’ya rağmen hayata geçti. Şimdi üçüncü havalimanı tamamlanmak üzere, Kanal İstanbul projesi somutlaşmış durumda… Tüm bunların hayata geçmesi, Batı karşısında psikolojik üstünlüğü ele almamız ve dünya siyasetinde çok daha fazla söz sahibi olmamız demektir. Bu ekonomik saldırıların altında yatan sebepler asıl bunlardır.

Şimdi ya uzun vadeli düşünüp saldırılar karşısında yekvücut olup topyekûn direnişe geçeceğiz ya da kısa vadeli düşünüp rahatımızdan ödün vermeden teslim olma yoluna gideceğiz.

İkinciyi kabul etmek, teslimiyettir, köleliktir, onursuz bir yaşamı kabul etmektir ve en büyük ihanettir.

Bu milletin ise haininden katbekat fazla kahramanı vardır. O hâlde söz de icraatta kahramanlara düşmektedir.

Cihadımız, mücadelemiz, direnişimiz mübarek olsun!..