Beşşar El-Esed’in başında olduğu Suriye rejimi hâlâ ayakta kalmayı başarabilmişse bunu İran’a veya Rusya’ya değil İsrail’e borçlu.

İsrail Savunma Bakanı Avigdor Lieberman, Beşşar El-Esed’i savunarak sınırda güvenliğin Suriye rejiminin kontrolünde yeniden tesis edilmesiyle bölgenin daha sakin olacağını ve İsrail’in rahat bir nefes alabileceğini açıkladı.

Rusya’nın ve İran’ın Suriye rejimine verdiği destek elbette göz ardı edilemez.

Fakat bu durum, uluslararası toplumun ve özellikle de Amerika’nın Suriye politikalarına etki ederek Beşşar El-Esed’i asıl koruyanın İsrail olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Suriye rejimi el birliğiyle adeta yeniden diriltildi.

Ülkenin güneyini teslim alan Beşşar El-Esed’e PYD/PKK eliyle kontrol edilen bölgeler de teslim edilecek.

Yıkılıp gitmekteyken tekrar ayağa kaldırılan Suriye rejimi, gözünü İdlib’e, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerine dikmiş durumda.

Terör örgütü de söz konusu bölgelere saldırması halinde rejime destek vereceğini ilan etti.

İdlib’e saldırı demek yeni katliamlar ve Türkiye’ye doğru yeni bir mülteci dalgası demek.

Birleşmiş Milletler’in Suriye’deki insani yardım koordinatörü Jan Egeland, İdlib’de çatışmaların artması halinde Türkiye’den sınırlarını açık tutması konusunda yardım isteyebileceklerini söyledi.

Türkiye böyle bir dalgayla karşı karşıya kalmaktansa rejimin ve terör örgütünün İdlib’e saldırmasını engellemeli.

Bu arada, Suriye Cumhurbaşkanlığı’nın resmi sosyal medya hesabından Beşşar El-Esed’in eşi Esma El-Esed ile oldukça mütevazı bir hastane odasında çekilmiş fotoğrafı şu mesajla birlikte paylaşıldı:

“Güç, itimat ve inançla… Kötü huylu bir meme tümörünün erkenden keşfedilmesinin ardından Esma El-Esed tedavisinin ilk aşamasına başladı. Cumhurbaşkanlığı ve Çalışma Grubu, Esma Hanım’a acil şifalar diler.”

Esma El-Esed’in kansere yakalandığı haberi üzerine çeşitli yorumlar yapıldı.

Yorumların çoğu Beşşar El-Esed’in eşinin işlediği katliamlarda kocasına verdiği destek sebebiyle birçok masumun âhını aldığı ve ilahi cezayı hak ettiği yönünde.

Kocasının da en kısa zamanda benzer bir illete yakalanmasını temenni edenler de az değil.

Fakat Esma El-Esed’in hastalığıyla ilgili oldukça çarpıcı bir iddia daha var.

Suriye diktatörünün eşinin gerçekte hasta olmadığı, rejimin Esma El-Esed üzerinden PR çalışması yaptığı söyleniyor.

Bu iddiayı öne sürenler görüşlerini desteklemek için şu soruları gündeme getiriyorlar:

Aile fertleriyle ilgili her türlü olumsuz gelişmeyi ısrarla gizleyen El-Esed ailesi neden Esma El-Esed’in kansere yakalandığını duyurdu?

Neredeyse tüm alışverişlerini İngiltere’den yapan Esma El-Esed’in Suriye’de bir hastanede ve sıradan bir odada tedavi görmesi mümkün mü?

Yine aynı iddia sahiplerine göre, gerçekte hasta olmayan Esma El-Esed bir süre sonra kanseri yenmiş gibi kamuoyunun karşısına çıkacak.

Kocasının liderliğindeki Suriye rejiminin “kötü huylu teröristleri” yenmesi gibi kendisinin de “kötü huylu tümörü” yendiğini söyleyecek.

Böylece El-Esed ailesinin algı operasyonuna ve imaj yenilemesine katkıda bulunacak.

“Kansere karşı verdiği amansız mücadeleyi kazanan güçlü kadın” portresi kocasının katliamlarını unutturacak.

Hastalık haberinin açıklanmasının ardından Esma El-Esed’in Twitter’da yaptığı “Ben dünyaya sebatı, gücü ve zorluklara göğüs germeyi öğreten halkın bir parçasıyım. Benim kararlılığım sizin son yıllarda gösterdiğiniz sebat ve kararlılıktan geliyor” yorumu da bu iddiayı destekler nitelikte.

Açıkçası komplo teorilerine itibar edilmesi taraftarı değilim.

Fakat dalavere ve yalan ustası Suriye rejiminden de bu tür ayak oyunları beklenir.