Süleymancılar için Akın Gürlek Sur’a üfledi ve kıyamet koptu…

Amel defterleri hangi taraftan gelecek diye tir tir titreyerek bekliyorlar.

Dehşete kapılmış durumdalar…

Yukarıdan aşağıya hepsi panik halinde!

Ne yapacaklarını bilemiyorlar…

Hangi avukata gideceklerini, hangi bürokrattan yardım isteyeceklerini, yemeyip yığdıkları paralarını nereye saklayacaklarını şaşırmış durumdalar…

Yani hepsi can derdinde! Arif Ahmet Denizolgun’un cinayete kurban gitme şüphesi umurlarında bile değil!

Dersiniz Türkiye’de savaş var…

Ekranlar sabaha kadar açık…

Tüm TV haberlerini, tüm gazeteleri, tüm internet sitelerini, tüm sosyal medyaları didik didik ediyorlar…

Haberleşemiyorlar, bir araya gelemiyorlar, telefonla konuşamıyorlar…

Artık kendilerine özel bir haberleşme ağını kullanıyorlar…

Eh daha önce FETÖ Borsası kurup da dişine “kan” değen çakallar, çoktan para kokusunu alıp bunların başına da üşüştü! Daha önce de söylemiştim… Doğada “kan” kokusu neyse, bunlarda “operasyon kokusu” o…

Süleymancılar ise çoktan kesenin ağzını açmış durumdalar. Zaten o kadar korkuyorlar ki bu işten ucuz kurtulmak için “canını ver” deseler, verecek durumdalar.

Tüm bunların arka planında FETÖ militanları ile stratejik ortaklık kurmalarının laneti var tabii…

İnsanlar gibi cemaatlerin de karakteristiği vardır.

FETÖ’cüler, paracı, kuşkucu, sinsi, ispiyoncu, şantajcı-montajcı, aşırı tedbirci ve ketumdur örneğin…

Alihan Kuriş tipi Süleymancılar ise cimri, maddiyatçı, konformist, ürkek, ketum ve sinsi… Zaten 15 Temmuz sonrası Alihan Kuriş’çi Süleymancılar ne yazık ki FETÖ ve Süleymancılar karakteristiğinin melezi…

Burada FETÖ mankurtlarına diyecek sözüm yok, onlar Kuran’da ifade edildiği gibi: “Summun, bukmun, umyun. Fehum la yerciun!” yani “Sağır, dilsiz ve kördürler. Artık doğru yola dönmezler.”

Peki ya gerçek Süleymancılar?

Malumunuz fethi kabir yapıldı. Arif Ahmet Denizolgun’un ölümünde cinayet şüphesi var! (*)

Bulgular, “göğsündeki morluklar… Ölmeden önce meydana gelen kanamalar… Katilin, Ahmet Denizolgun’un göğsüne diziyle çöküp, yastıkla yüzüne bastırarak nefessiz bıraktığı” ihtimalinin altını çiziyor. Ayrıca “Denizolgun’un dokuları ve çürüme sıvılarında baryum, arsenik, kadmiyum, cıva ve nikel gibi ağır metaller var!” Yani Ahmet Denizolgun, sistematik bir şekilde zehirlenmiş de olabilir.

Şimdi Ey Süleymancılar!

Ya Alihan Kuriş, dayısını katlettiyse?

Bu katili(!) yine de Mehdi ilan edecek misiniz?

Bunca hakikate rağmen hala Alihan Kuriş’in peşinden gidecek misiniz? Göğe el sallamaya devam edecek misiniz?

Sizden topladığı sadaka, zekât ve kurban paralarıyla uluslararası güç ve iktidar elde eden, Almanya’da koskoca saray inşa eden bu hırslı egoisti kurban paralarınızla beslemeye devam edecek misiniz?

Önceki lideriniz Arif Ahmet Denizolgun’a hiç mi vefa borcunuz yok?

KAŞİF KOZİNOĞLU

FETÖ’cü gardiyanların cezaevlerinde de kadrolaştığını vaktiyle yazmıştım. Şimdi Ergenekon davası sürecinde, Kâşif Kozinoğlu’nun tam da ifade verilmeden önce cezaevinde şüpheli ölümünü de düşünün…

Bu örgütler, köşeye sıkışınca öldürtürler… Eminim devlet gereken önlemi almıştır ama yine de hatırlatayım dedim.

Yeri gelmişken…

Ergenekon davasında cezaevine giren Kâşif Kozinoğlu’nun “çok tempolu spor yaparak hayatına son verdiği” yorumuna ancak FETÖ&CIA tasmalılar inanır. Bilderbergliler bu aptalca teoriyle kamuoyunun aklını karıştırmaya çalışır. Ancak kimse devlete ve bize kül yutturamaz!

Acaba Adalet Bakanı Akın Gürlek bu dosyayı da yeniden açar mı?

-

(*) https://www.ntv.com.tr/turkiye/galeri-arif-ahmet-denizolgunun-supheli-olumu-bilirkisi-raporuna-gore-yastikla-bogulmus-olabilir-1738947/3