Millî Eğitim Bakanlığı öğretmenlere önlüğü zorunlu hale getirdi. Sanki başka işimiz yokmuş da eğitimin temel sorunu önlükmüş gibi herkes ayağa kalktı. Herkes dediğime bakmayın, hükümete muhalif olan sendikalar.
Sanki bakanlık kadınlara başörtüsünü; erkeklere sakalı, şalvarı, takkeyi zorunlu tutmuş gibi bir hava estirdiler.
Kardeşim, alt tarafı önlük giyeceksin; nesine karşı çıkıyorsun Allah aşkına? Hayır, karşı çıkman neyse de gülünç duruma düşüyorsun. 24 Kasım’da “Yeni nesil bizim eserimiz” diyerek gerine gerine paylaşımlar yapıyorsun “Yeni nesil aha işte ortada” deyince de suçu ailelere atıyorsun.
Müfredat değişsin, çağımızın çocukları eski müfredatla hayata tutunamıyor, çocukların zihnî ve ahlakî gelişimine uygun müfredat geliştirilsin, demen gerekirken...
Bu nesil geçmişinden koparıldı, geçmişi ile ciddi bağlar kurulsun, demen gerekirken...
Anaya babaya patron gibi davranan, hatta onları azarlayan çocuklar var; bu gidişata dur diyelim, diyerek bakanlığa uygulanabilir plan ve projeler sunman gerekirken...
Önlük giymem de giymem...
Hayır, giysen neyin eksilecek Allah aşkına?
Doktor, hemşire, akademisyen, hâkim, savcı, avukat giyiyor da sen neden giymiyorsun? Akıl hastanesindeki deli gömleği değil bu ya! Alt tarafı berraklığı, saflığı simgeleyen beyaz önlük. Hadi sen zevkine göre siyah giy, ne bileyim kahverengi giy...
Tüm sendikalar “önlük giymeme” eylemi yapacaklarmış.
Vallahi vatandaş nezdindeki itibarınız yerle bir olur, bizden söylemesi.
Herkes burnundan soluyor zaten.
Okullardaki disiplinsizlik, aymazlık, başıboşluk herkesi canından bezdirdi.
Kılık kıyafet serbestliği konusunda kendi adıma çok mücadele verdim zamanında. Sizlerden daha radikal hareket ettim ama benim mücadelemin temelinde “farz” olan yasaklara isyan vardı. Sizin derdiniz ne kardeşim?
Başörtüsü zulmü varken eylem yapmıyor eylem yapanlara karşı çıkıyordunuz? Yesinler sizin özgürlük anlayışınızı… İki yüzlüler!
Hayır, dişe dokunur bir gerekçe sunun da savunalım. “Çarşı her şeye karşı” kıvamında bir isyan, öğretmenin itibarını yerle bir eder.
Okullar stadyum değil, sizler de kitleleri galeyana getiren nümayişçiler değilsiniz. Denizden bikini ile okula gelen öğretmen gördük seminer döneminde...
Aldığı maaşın yarıdan fazlasını kıyafete veren yeni nesil öğretmenler var.
Yazık, günah ya! Öğrenciler jüri değil, sınıflar da podyum değil.
Zaten bakanlık şu “fenomen öğretmen” şaklabanlığına da bir son vermeli.
Hâsılı, önlük giymeme eylemini bir kez daha düşünün. Hem gülünç oluyor hem de velilerin gözünde karizmanız çiziliyor.
Öğretmen; bilgisiyle, kültürüyle, duruşuyla, kılık kıyafetiyle ve çocuklarımıza vereceği terbiyeyle değerli olur, önlük giymemekle değil.