Görev yaptığım İstanbul Ticaret Üniversitesi, uluslararası insani bir sorumluluk projesi olarak gördüğü uluslararası öğrencileri 2009 yılından bu yana burslu olarak kabule başlamıştı. Şu anda üniversiteye kayıtlı öğrenci sayısının %12 kadarını burslu veya ücretli uluslararası öğrenciler oluşturuyor. Benzer şekilde aynı sorumluluğu üstelenen FSM Üniversitesi, Sabahattin Zaim Üniversitesi gibi Vakıf üniversiteleriyle, devlet üniversitelerinden Karabük, Kastamonu ve Uludağ üniversitelerinin yüksek farkındalıklarıyla paylaşıldığını görüyoruz.

Her yıl olduğu gibi bu hafta da öğrenci kabulü için mülakatlarımızı yaptık. Toplam 19 saat süren mülakatlarda dünyanın her köşesinden gelerek bursluluk sınavımıza başvuran yabancı uyruklu öğrencileri tek tek dinledik. En doğru adayları seçmek, büyük sorumluluk, dikkat ve vebal gerektiriyor. Verilecek burs onlar için 4-5 yıl Türkiye’de ücretsiz okumak; belki de kaderlerinin dönüm noktası demek.   Afrika’dan Orta Asya ülkelerinden, Ortadoğu’dan gençler üniversite imkânları bularak hayatlarına yeni bir yön vermek, değerli bir fırsat yakalamak istiyorlar. Tek bir genci bile boş çevirmek istemiyoruz, fakat burs sayısı haliyle sınırlı.

Doğu Türkistan, Afganistan, Filistin, Kafkasya gibi politik problemlerin yüksek olduğu bölgelerden gelen gençlerin ellerinde okumak ve yükselmekten başka seçenekleri yok. Ülkelerinde istihdam alanları dar, rekabet etmek zorundalar ve güvenli, adil bir ortam da bulunmuyor. Bizim için de karar verme sorumluluğu bu baskının altında daha da zorlaşıyor.

Bir yanda ülkelerinde 50 yıldır savaş ve iç savaş ortamı olan Afganlılar, yanı başımızdan Suriyeliler, devlet okullarının bile yüksek ücretli olduğu Türkmenistan ve Özbekistan’dan öğrenciler, bir yanda yoksul Afrikalılar, anne babaları tutuklanmış ve ülkelerine dönemeyen Uygur gençleri…

Üniversite burslarının gerçekten öğrencilik yapacak, hak edecek ihtiyaç sahibi gençlere ulaşması için başkanlığını yaptığım Komisyon üyelerinin kılı kırk yardığına şahidim. Fakat insanların kaderlerine dokunan, sonraki hayatlarını tamamen değiştirecek bu zor kararları vermek sorumluk sahibi üyelerin ömürlerin ömür çaldığını da hissediyorum. Günün sonunda, yüzün üzerinde öğrenci %100 bursa hak kazanırken bir o kadarı da %50 burs kazandı. Onlardan sadece öğrencilik yapacaklarına ve başarılı olacaklarına dair söz aldık ve takipçileri olacağız.

Şimdi bize düşen bu gençlerin ücretsiz barınabilecekleri yurtlar, bir ay ayakta kalmalarını asgari ölçüde de olsa sağlayacak devlet, dernek ve vakıf imkânlarıyla onları buluşturmada…  Bu noktada, hepimizin hem ülke adına hem de insani, vicdani ve dini gerekçelerle yükümlülüklerimizin olduğunu düşünüyorum.