Küresel üretim ve imalat sanayinin merkezinde yer alan Çin Halk Cumhuriyeti 15. Kalkınma Planını işleme aldı. Mevcut plan dördüncü sanayi devrimi eşiğindeki dünya ekonomisi için büyük önem arz ediyor. Çin Komünist Partisinin (ÇKP) yönetimi ve yönlendirmesiyle hareket eden devlet elitleri yüksek teknoloji ve AR-GE’ye odaklanıyor. Dünya imalat sanayinin yüzde 30’dan fazlasını üreten Çin ekonomisi 20 trilyon dolarlık büyüklüğüyle Batılı ülkelere meydan okuyor. Alman sanayisi yüksek enerji fiyatları nedeniyle zorlanırken Çinli firmalar kamudan çok uyguna enerji sağlıyorlar. Fransa, İtalya ve İngiltere gibi diğer büyük sanayiler de Almanya’nın maruz kaldığı kısır döngüyü tecrübe ediyorlar. Çinliler kamu kaynaklarına rahatlıkla erişim ve düşük enerji maliyetleriyle Batılı şirketleri geride bırakıyor. Huawei, Alibaba, BYD, Lenovo, Xiami, ZTE ve Tencent ülkenin en büyük firmaları olarak global ölçekli üretim yapıyorlar. Çin otomotiv şirketleri Japonya, Güney Kore ve Almanya toplamından daha fazla araç üretebiliyor. Çin’in toplam dış ticareti 7 trilyon dolara yaklaşırken 1,2 trilyon dolarlık ticari fazla verilebiliyor. Elde edilen refah 2,5 trilyon doları aşan dış yatırımla global ölçekli bir iktisadi lojistik hattına katkı sunuyor.

ABD-Çin arasında yaşanan ticaret savaşları ise ABD-AB gerginliğiyle daha farklı bir boyuta evriliyor. Batılı ülkeler Çin ile daha fazla ticari işbirliğine gidiyor. Çin para birimi Yuan’ın küresel ticari ödemelerde kullanılması teşvik ediliyor ve ABD doları tartışılıyor. Global ekonominin imalat üssü olan Çin ana kıtası da ÇKP’nin yönetimi ve yönlendirmesi altında bulunuyor. Yapay zekâ merkezli geliştirilen yeni nesil teknolojilerde öncü olan Çin’in tek partili yönetimi ABD’nin en büyük tehditleri arasında yer alıyor. ABD’nin resmi güvenlik belgelerinde yer alan vurgular, Çin Halk Cumhuriyeti ile Çin Komünist Partisini birbirinden ayırıyor. ÇKP’nin global ölçekli batı sistemine bir rakip, tehdit olduğu ABD’li kurumların vurguladıkları arasında en dikkat çekici noktalar. Artan çatışma ihtimaline Tayvan sorunu ve Güney Çin Denizindeki paylaşım problemleri ekleniyor. ABD öncülüğünde Çin’i dengeleme ve bastırma politikası da yaşanan gelişmeleri daha kritik hale getiriyor. Çin’in böylesine güçlenmesi ve ordusunu global ölçekli bir kuvvete dönüştürme girişimleri ABD’nin daha agresif politikaları işleme almasına neden oluyor. Yaşanan bu gelişmelere ÇKP’nin tepkisi ise yeni kalkınma planında yer alan hedef olarak öne çıkıyor.

Yeni teknolojilerde öncü, geleneksel sanayide reform, AR-GE’de küresel üstünlük, hizmetler sektörünün global hale getirilmesi, teknoloji altyapısının yapay zekâ merkezli dönüşümü ve Çin ordusunun yeni nesil teknolojilerle modernleştirilmesi gibi birçok başlık altında özetlenen yeni kalkınma planı 2030’daki Çin’i tarif ediyor. Ancak ortaya konan hedeflere yolsuzluk, rekabet ve bürokrasi gibi engeller set çekebilir. Bu setlerin ABD tarafından global ölçekli şekilde teşvik edilmesi de göz önünde bulundurulmalı. Son günlerde Çin ordusunda yaşanan tasfiyelerde birlikte düşünüldüğünde ÇKP yönetiminin emirleri sorgulayanlara bir göz dağı verdiği unutulmamalı. Bu nedenle yeni kalkınma planı bölgesel çatışma, rekabet ve yolsuzluk olguları etrafında hayata geçirilecek. Sonuç olarak yeni nesil teknolojilerin üretim merkezi olan Çin modern sosyalist toplumun yaratılması için ÇKP öncülüğünde ABD ile rekabete hazırlanıyor.