1949-2026 tarihleri arasında dünya üzerinde birçok çatışma ve savaş yaşandı. Bu çatışmalara global imalat sanayinin süper gücü Çin Halk Cumhuriyet ne kadar katılım gösterdi. Kendi sınırları dışındaki savaşlara katılım gösterme isteği genel hatlarıyla yok denebilecek olan Çin sınırlarını korumaya odaklanıyor. Kore Savaşı (1950-1953), Birinci Tayvan Krizi (1954-1955), Çin-Burma Sınır Çatışması (1960-1961), Hindistan-Çin Savaşı (1962), Çin-Sovyet Sınır Çatışmaları (1969) ve Çin-Vietnam Savaşı (1979) Çin Halk Cumhuriyetinin taraf olarak yer aldığı çatışmalar. 1978’de başlayan dışa açılım ve ABD ile ilişkileri düzeltme politikası barışçıl kalkınma modeliyle perçinlendi. Çin yabancı yatırımlara ülkeyi açarken ticari liberalleşme gerçekleşti. Ülkenin Batı dünyasıyla olan ilişkileri düzelme gösterdikçe çatışma bölgeleri için Çin’in açıklamaları da azalma gösterdi. Çin’in iç işlerine karışmama prensibi olarak açıkladığı mevcut politika ülkenin barışçıl kalkınma modeliyle anılmasına katkı sundu. 2025’te 1,2 trilyon dolarlık dış ticaret fazlasıyla dünyanın en büyük ihracatçısı olan ülke ABD ile yaşanan ticari gerilimlerden de faydalanmaya çalışıyor. Avrupa ile ABD arasında meydana gelen fikir ayrılıkları Almanya, İngiltere ve Fransa gibi ülkeleri Çin ile işbirliğine teşvik ediyor. Böylesi bir durum Çin’i iktisadi olarak bir alternatif güç haline getiriyor veya imajını kuvvetlendiriyor.

Çin’in Kore Savaşına dahlinde sınır paylaştığı bir ülkede ABD’nin varlığından rahatsızlık önemli bir işlev görmüştü. Benzer bir durum Vietnam Savaşının ilk yıllarda Çin’in komünistlere yardım etmesine neden olmuştu. Ancak ABD karşıtlığı 78 reformları sonrası azalma gösterdi ve ticari ilişkiler öne çıktı. Ucuz maliyetler ve yatırım koşulları Batılı ülkeleri Çin’e yatırıma teşvik etti. Günümüze kadar devam mevcut ilişki bütünü Çin’in iktisadi olarak global bir kuvvet haline gelmesiyle değişim gösterdi. Artık dünya milletleri arasında aktörler Çin’i ABD ile rekabet edebilecek bir güç olarak tartışıyor. Ancak son yaşanan gelişmelere de bakıldığında Çin ne Venezüella ne de İran için herhangi bir müdahalede bulunmadı. İki ülkede Pekin ile iyi ilişkilere sahip aktörler olarak biliniyor ve Çin ile ticari ilişkilerini geliştirmek istiyordu. Fakat ABD’nin askeri kuvvet ile iki ülkede rejimi değiştirmek için girişim yapması sonrası Çin diplomatik açıklama yapmaktan bile çekince duydu. Bu durum akıllara şu soruyu getiriyor ticari olarak rakip tanımayan Çin Sovyetler Birliği örneğinden tarihsel dersler çıkardığı için mi ABD ile askeri rekabete girmiyor. Çin Komünist Partisi (ÇKP) 1991’de dağılan Sovyetler Birliği örneğini kendi üyelerini eğitmek için ders kitaplarında işliyor ve çatışmadan uzak duruyor.

Savaşlardan uzak duran Çin’in 1839-1949 arası dönemde maruz kaldığı büyük çatışma, yoksulluk ve yıkımda ülkenin dış politikasında önemli yer etmiş vaziyette. Bu nedenle Çin’in İran veya Venezüella için askeri olarak hareket etmesini beklemek bir temenniden ibaret.