Birkaç gün önce, Esenyurt İlçe Başkanlığı Konferans Salonu’nda düzenlenen AK Parti Esenyurt İlçe Danışma Meclisi’nin toplantısına katılan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, yedincisi masanın altında gizli olan 6’lı masanın elebaşı Kılıçdaroğlu’na dehşetengiz bir soru sordu.
Duyduğumda kulaklarıma inanamamıştım.
Açık söylemek gerekirse sosyal medya spekülasyonlarından birisi olduğunu düşündüm başta.
Zira soru içeriği, yenilir yutulur cinsten bir şey değildi.
Aynen şöyle dedi Bakan Soylu…
*
“Kılıçdaroğlu’na bir söz söylemek istiyorum; Kılıçdaroğlu, biraz dürüstsen, bu millete biraz inancın varsa, 6’lı masa toplantısından sonra, beraber oluşturduğunuz ve tutanak altına aldığınız bildiriyi, hangi büyükelçiliğe düzeltmeye gönderdin, bunu açıkla. Kendilerine ve bu millete biraz saygıları varsa o masadaki diğer 5 kişi de Kılıçdaroğlu’na, bizden sonra bunu, hangi büyükelçiye gönderdin ve düzelttirdin diye sorsunlar.”
*
Eğer ilk kez muttali oluyorsanız eminim siz de gözlerinize inanamadınız…
Mesele gayet açık...
Anlaşılan o ki, Kılıçdaroğlu, yedincisi gizli 6’lı yapının hep birlikte imza altına aldıkları metni, bu yapıyı kuran “dış güçlerden” birisinin yahut onların sözcüsü olan büyükelçinin denetimine arz etmiş.
Sayın Soylu, soruyu o kadar açık ve net bir şekilde sordu ki, yorum yaparak sonuç çıkarmaya gerek bile yok!
*
Peki, sorunun muhatapları ne yaptı?
Evet, bildiniz, hep birlikte “üç maymunu” oynadılar.
“Görmedim, duymadım, bilmiyorum…”
*
Üç gün boyunca cevap verirler diye bekledim.
Ne gezer!
Bırakın cevap vermeyi, oralı bile olmadılar.
Oysa sorunun içerisindeki apaçık cevap, Türkiye aleyhine bir “işbirlikçiliğin” kanıtı niteliğindedir ve bunun da hangi sıfatla tavsif olunacağı herkesin malumudur.
Düşününüz, bu memleketin, iktidar alternatifi olduğu iddiasındaki oluşum, bir büyükelçinin emir ve talimatlarıyla hareket ediyor ve bu vahametin de ötesindeki facia durum nedeniyle kıyamet kopmuyor!
İnanılır gibi değil!..
*
Soruyu duymazlıktan gelip tabir-i amiyane ile kulaklarının üzerine yatan bu oluşumun özneleri, nasıl bir gaflet içerisindedirler düşünebiliyor musunuz?
Bir diğer tuhaf hadise ise, Soylu’nun sorusu haber yapıldıktan sonra bu facianın medya tarafından unutulmaya terk edilmiş olması…
Hiç kimse; “yahu neler oluyor?” demeye bile yeltenmedi.
*
O halde kimsenin sormadığı soruyu ben sorayım izninizle…
Yahu neler oluyor?!
Soruya cevap vermediğinize göre bu ithamı zımnen kabul etmiş olmuyor musunuz?
Eğer sessizce kabul ediyorsanız, Sayın Bakan’ın da dediği gibi hiç mi yüzünüz kızarmıyor?
Zerre kadar da olsun utanma duygunuz kalmadı mı?
Sahi, iddiaları reddetmediğinize göre, hazırladığınız metni redakte ettirecek kadar bağımlı olduğunuz bu büyükelçi, diğer bir deyişle sahibiniz kim?
Kimin hesabına çalışıyorsunuz?!
*
Evet, ben biliyorum ki, yine koro halinde kulaklarının üzerine yatacaklar ve yine duymazdan gelecekler…
Allah, memleketi bunların şerrinden muhafaza buyursun ve yönetime gelmelerine müsaade etmesin.
Aksi takdirde yandığımızın resmidir…