Vallahi Angelina Jolie’nin Gazze paylaşımını görünce gözlerim doldu.

Dünyanın tanıdığı, milyonlarca insanın hayran olduğu bir kadın; şöhretini bir kenara bırakıp Gazze’de yaşananları dünyaya göstermeyi seçiyor.
Google Earth’ü açıyor ve dünyanın gözünün içine bakarak soruyor:
“Gazze’ye ne yapıldığını görün.”
Bundan daha ağır bir çağrı olabilir mi?
Görüntüler ortada.

Bir zamanlar insanların yaşadığı mahalleler yerle bir olmuş. Evler, okullar, hastaneler, yollar ve altyapı ağır hasar görmüş. Birleşmiş Milletler uydu analizine göre yapıların yüzde 82’si hasarlı; bunların yaklaşık üçte ikisi tamamen yıkılmış durumda.
Fakat rakamlar gerçeğin yalnızca bir bölümünü anlatıyor.
Çünkü bir ev yıkıldığında sadece duvarlar çökmüyor. Bir ailenin hayatı dağılıyor. Bir çocuk yuvasını kaybediyor. Bir anne ve baba, hayatlarını yeniden kurabilecekleri bir yer arıyor.
Angelina Jolie’nin sözlerinin beni en çok etkileyen tarafı da bu.
Uydu görüntüsü binaları gösteriyor; fakat o evlerde yaşayan insanların acısını gösteremiyor. Öldürülen ailelerin hikâyesini, hayatta kalanların korkusunu, yarının ne getireceğini bilmeden yaşayan insanların çaresizliğini anlatamıyor.
İşte asıl mesele burada.

Gazze’de yaşananların sorumluluğu ve savaşın yürütülme biçimi konusunda İsrail yönetimine yönelik uluslararası eleştiriler giderek büyüyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da dünyanın farklı yerlerinde düzenlenen protestolarda doğrudan hedef alınıyor.
Ben burada açık konuşacağım:
Katil Netanyahu!
Bu söz, Gazze’de yaşananlara duyulan öfkenin ne kadar büyüdüğünü anlatan ağır bir siyasi suçlamadır. Dünyanın farklı kentlerinde Netanyahu hükümetinin politikalarına karşı gösteriler düzenlenmesi de bu tepkinin yalnızca tek bir ülkeye sıkışmadığını gösteriyor.
Peki insan sormadan edemiyor:
Bunca sivilin hayatını kaybettiği, milyonlarca insanın yerinden edildiği, insanların barınma ve temel ihtiyaçlarla mücadele ettiği bir tabloda daha ne olması gerekiyor?
Bir devletin güvenlik gerekçeleri olabilir.
Bir savaşın gerekçeleri olabilir.
Ama sivillerin yaşadığı acının da bir karşılığı olmalı.
Vicdanın sınırı nerede başlıyor?
İnsanlığın sınırı nerede bitiyor?
Angelina Jolie’nin yaptığı paylaşımı bu yüzden önemli buluyorum.
Milyonlarca takipçisine sahip bir oyuncu olarak sessiz kalabilirdi. Bunun yerine gördüğü görüntüleri paylaşarak insani yardım çağrısı yaptı.
Ben bunu ayakta alkışlıyorum.
Şimdi ister istemez Türkiye’de tanınan isimleri düşünüyorum.
Sanatçılarımız, oyuncularımız, şarkıcılarımız, televizyon yüzlerimiz…
Kimseyi yargılamak istemiyorum. Herkesin kendi düşüncesi ve tercihi var.
Ama bir temennim var:
Gelin Müslümanlık adına, insanlık adına, vicdan adına bize her seferinde Angelina Jolie’yi hatırlatalım.
Bir Hollywood yıldızı dünyanın öbür ucundan sivillerin yaşadığı dramı gündeme taşıyabiliyorsa, biz de kendi toplumumuzda insanlık adına daha fazla ses çıkarabiliriz.
Bu, siyasi bir görüşü desteklemek zorunda olmak anlamına gelmiyor.
Bir çocuğun acısını görmek için aynı düşüncede olmak gerekmiyor.
Bir aile evini kaybettiğinde üzülmek için aynı milletten olmak gerekmiyor.
Bir insana yardım ulaştırılmasını istemek için başka hiçbir şart gerekmiyor.
Bugün ihtiyaç belli.
Barınma gerekiyor.
Tıbbi malzeme gerekiyor.
Temel ihtiyaçların ulaştırılması gerekiyor.
Ve bütün bunlar için dünyanın daha fazla dikkat göstermesi gerekiyor.
Angelina Jolie’nin paylaşımı belki tek başına bir savaşı bitirmeyecek.
Ama milyonlarca insanın yeniden bakmasını sağlayabilir.
Bazen bir insanın bakması bile önemlidir.
Çünkü bakmayan insan göremez.
Görmeyen insan da yaşananları unutabilir.
Biz unutmayalım.
Müslümanlık adına, insanlık adına, vicdan adına Gazze’yi unutmayalım.
Angelina Jolie’nin yaptığı gibi, gördüğümüzü söylemekten çekinmeyelim.
Çünkü bazı görüntüler vardır…
İnsanın gözünün önünden gitmez.
Ve bazı acılar vardır…
Unutulmasına izin verilmemelidir.