Geçtiğimiz hafta ünlü isimlere yönelik uyuşturucu operasyonu Türkiye’nin gündemine oturdu.

Soruşturma kapsamında çok sayıda tanınmış isim hakkında işlem yapılırken, yurt dışında bulunan oyuncu Afra Saraçoğlu da soruşturmayı öğrenmesinin ardından Türkiye’ye döndü ve İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alındı.

Ardından test sonuçları gündeme geldi.

Afra Saraçoğlu’nun saç örneğinde kokain tespit edildi.

Şimdi gelelim asıl meseleye…

Saraçoğlu, yaptığı açıklamada soruşturmayı öğrenir öğrenmez Türkiye’ye döndüğünü, adli makamlarla iş birliği yaptığını, evinde yapılan aramada herhangi bir yasa dışı madde bulunmadığını ve yasa dışı madde kullanımına karşı olduğunu söylüyor.

Buraya kadar diyecek bir şeyim yok.

Fakat açıklamasının devamında, saçındaki kokain bulgusunun mesleği gereği katıldığı bazı kalabalık ortamlardaki pasif maruziyet veya temas nedeniyle oluşmuş olabileceğini ifade ediyor.

İşte ben tam burada duruyorum.

Afra Hanım, bırakın bu işleri!

Kimse kusura bakmasın ama bu açıklamayı kamuoyunun kolay kolay yiyeceğini düşünmüyorum.

Çünkü ortada adı üstünde pozitif çıkan bir test var.

Saç örneğinde kokain tespit edilmiş.

Bunun elbette bilimsel ve hukuki değerlendirmesi yapılacak. Kimseyi mahkeme kararı olmadan suçlu ilan etmiyorum.

Ama siz çıkıp “Katıldığım ortamlardan bulaşmış olabilir” dediğinizde, kusura bakmayın, ben de gazeteci olarak bunun üzerine soru sorarım.

Çünkü bu, açıklama olmaktan çok bir ihtimal ortaya koyuyor.

Ve ihtimalle böyle ciddi bir mesele kapatılmaz.

Hele ki konu uyuşturucuysa…

Bana göre bu savunmanın en büyük problemi şu:

Sorumluluğu açıklamak yerine ortamı işaret ediyor.

“Ben o ortamlarda bulunuyordum, dolayısıyla saçıma bulaşmış olabilir.”

Peki kardeşim…

Senin bahsettiğin o ortamlarda ne işin var?

İşte benim sorum bu.

Çünkü bir insanın mesleği gereği çeşitli davetlere veya organizasyonlara katılması başka şeydir; uyuşturucu kullanılan veya uyuşturucu maddelerin bulunduğu bir ortamda bulunmayı normalleştirmek başka şey.

Eğer gerçekten böyle bir ortamdan söz ediyorsanız, o zaman bu ortamların ne olduğunu da sorgulamak gerekiyor.

Benim asıl rahatsız olduğum nokta da burada.

Uyuşturucuyu toplum olarak öyle bir noktaya getirdik ki artık “Bir ortamda bulunmuşum, belki oradan bulaşmıştır” cümlesi neredeyse normal bir açıklama gibi sunuluyor.

Hayır kardeşim, normal değil!

Uyuşturucu normal değil.

Uyuşturucu kullanılan ortamlar normal değil.

Ve bunun “işimiz gereği bulunduğumuz ortamlar” diye geçiştirilecek bir tarafı da yok.

Bir de “evimde yapılan aramada herhangi bir yasa dışı madde bulunmadı” deniliyor.

İyi de zaten tartışılan konu bu değil.

Kimse “Evinde uyuşturucu bulundu” demiyor.

Konuşulan, saç örneğinde kokain tespit edildiği yönündeki sonuç.

Dolayısıyla evde herhangi bir madde bulunmamış olması, diğer bulguyla ilgili tartışmayı kendiliğinden ortadan kaldırmıyor.

Kan ve idrar testlerinin negatif çıkması da elbette dikkate alınması gereken bir ayrıntı.

Ancak bu durum, saç örneğindeki pozitif sonucu yok saymamızı gerektirmiyor.

Aynı şekilde saç testindeki pozitiflik de tek başına hukuken “kullanmıştır” hükmü vermemizi sağlamaz.

Bunun değerlendirmesini uzmanlar ve adli makamlar yapacak.

Benim yaptığım ise sadece şu:

Ortaya konulan açıklamayı sorgulamak.

Ve açık söyleyeyim, bana göre Saraçoğlu’na bu savunmayı kim anlattıysa yanlış yönlendirmiş.

Çünkü bu açıklama kendisini rahatlatmak yerine daha fazla tartışmanın önünü açıyor.

“Pasif maruziyet.”

“Temas.”

“Katıldığım ortamlar.”

Bunlar kulağa teknik ifadeler gibi geliyor.

Ama kamuoyunun karşısına çıkıp bunları söylemek, tek başına bir test sonucunu açıklamıyor.

Bilimsel inceleme ne söylüyorsa gerçek odur.

Eğer gerçekten çevresel bulaş söz konusuysa bunu uzmanlar ortaya koyar.

Değilse, onu da yine bilim ortaya koyar.

Benim beklentim çok basit:

Açıklama değil, gerçek.

Çünkü bu mesele magazin malzemesi değil.

Uyuşturucu, bu ülkenin gençlerini zehirleyen büyük bir illet.

Bu nedenle ünlü isimlerin bulunduğu çevrelerde uyuşturucunun nasıl bir yere geldiğini de sorgulamak zorundayız.

Bugün bir oyuncu çıkıp “Katıldığım ortamlardan bulaşmış olabilir” diyorsa, benim de sormam gereken soru bellidir:

Peki o ortamlar nasıl ortamlardı ve sen neden oradaydın?

Bu soruyu sormak suçlamak değildir.

Bu soruyu sormak linç etmek değildir.

Bu, gazetecilik yapmaktır.

Ben Afra Saraçoğlu’nun uyuşturucu kullandığını söylemiyorum.

Bunu söylemek benim görevim değil.

Ama saç örneğinde kokain tespit edildiği bilgisi kamuoyuna yansımışsa, yapılan açıklamayı da sorgularım.

Kimse bundan rahatsız olmasın.

Çünkü kamuoyu artık her söyleneni olduğu gibi kabul edecek durumda değil.

Hele ki konu uyuşturucuysa…

Hiç değil.

Afra Saraçoğlu genç, başarılı ve geleceği olan bir oyuncu.

Umarım bu süreç onun için en doğru şekilde sonuçlanır.

Ama bunun yolu, kamuoyunu ikna etmek için birbirinden zayıf ihtimaller sıralamak değil.

Bilim ne diyorsa onu beklemek.

Eğer gerçekten saçındaki bulgunun nedeni çevresel bir bulaş ise, bilim bunu ortaya koyacaktır.

O zaman zaten kimsenin söyleyecek sözü kalmaz.

Ama bugün itibarıyla benim gördüğüm şu:

Saçında kokain tespit edildi ve yaptığı açıklama meseleyi kapatmak yerine yeni bir tartışma başlattı.

Ve ben hâlâ aynı noktadayım:

Afra Hanım, “katıldığım ortamlardan bulaşmış olabilir” demekle bu işin içinden çıkamazsınız.

Çünkü bazı açıklamalar insanı kurtarmaz.

Daha çok soru doğurur.