Dün güne şu çarpıcı son dakika haberiyle başladık…
“…İstanbul merkezli Pergamon Denizcilik’e ait ham petrol tankeri, İstanbul Boğazı’na 14 mil kala hem dron hem de insansız deniz aracı (İDA) saldırısına uğradı…”

İstanbul Boğazı…
Sadece iki kıtayı birleştiren bir su yolu değil, yüzyıllardır küresel güç mücadelesinin merkezidir. Ve bugün bir Türk petrol gemisinin burada vurulduğuna dair ses kayıtları konuşuluyorsa, bu meseleyi “bir deniz olayı” diye küçülten herkes ya tarihi bilmiyordur ya da görmek istemiyordur.

Çünkü Boğaz’da olan hiçbir şey, sadece Boğaz’da kalmaz.

TARİH NE DİYOR? BOĞAZ’A DOKUNAN YANAR

1453…
İstanbul'un Fethi
Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesi, sadece bir şehrin alınması değildi. Boğaz’ın kontrolüyle birlikte dünya ticaret yollarının kaderi değişti. Bu yüzden Batı, yüzyıllarca bu geçidi geri almak için fırsat kolladı.

1774…
Küçük Kaynarca Antlaşması
Rusya, Osmanlı’nın zayıflayan yapısından faydalanarak Karadeniz’den Boğazlara inmenin kapısını araladı. Bu, sadece bir anlaşma değil, Boğazlar üzerindeki uluslararası baskının başlangıcıydı.

1915…
Çanakkale Savaşı
Dünyanın en güçlü donanmaları Boğaz’ı zorladı. Ama ne oldu?
Geçilmez denilen değil, geçilmek istenen yer geçilmedi.
Çünkü bu millet, Boğaz’ın sadece coğrafya değil, kader olduğunu biliyordu.

1936…
Montrö Boğazlar Sözleşmesi
Türkiye, tarihten aldığı dersle Boğaz üzerindeki egemenliğini hukuki olarak da perçinledi. Dünyaya açık mesaj verildi:
“Bu geçidin sahibi biziz.”

BUGÜN YAŞANAN NEDİR? TARİHİN YENİ BİR SAHNESİ

Şimdi gel bugüne…

Bir Türk petrol gemisi, İstanbul Boğazı girişinde vuruluyor.
Ve biz hâlâ bunu teknik detaylarla açıklamaya çalışıyoruz.

Hayır.

Bu olayın özü şudur:
Boğaz yeniden yoklanıyor.

Tarih boyunca büyük güçler doğrudan saldırmaz. Önce test eder.

  • Güvenlik refleksini ölçer
  • Tepki süresini analiz eder
  • Devletin kararlılığını tartar

Bugün yaşanan tam olarak budur.

ENERJİ SAVAŞLARI VE BOĞAZ: YENİ CEPHE

Artık savaşlar tankla, tüfekle başlamıyor.
Enerji üzerinden başlıyor.

  • Petrol tankerleri
  • Doğalgaz hatları
  • Ticaret koridorları

Bugün Boğaz’dan geçen her tanker, sadece yük taşımıyor.
Jeopolitik güç taşıyor.

Bir Türk petrol gemisine dokunmak, şunu test etmektir:
“Türkiye kendi damarını ne kadar koruyabiliyor?”

Bu soru hafife alınırsa, yarın cevap çok ağır olur.

ASIL MESELE: ZAFİYET Mİ, MESAJ MI?

İki ihtimal var:

1. Ciddi bir güvenlik açığı var

2. Türkiye’ye yönelik kontrollü bir mesaj veriliyor

İkisi de tehlikelidir.
Ama ikinci ihtimal daha sarsıcıdır.

Çünkü bu, açık bir şunu demektir:
“Seni kendi sahanda deniyoruz.”

DEVLETİN HAFIZASI OLMAK ZORUNDAYIZ

Bu milletin hafızası vardır.
Ve o hafıza bize şunu öğretir:

  • Boğaz ihmal edilmez
  • Boğaz gevşetilmez
  • Boğaz tartışmaya açılmaz

Osmanlı’nın son döneminde yapılan en büyük hata neydi?
Egemenliğin parça parça aşınmasına izin vermek.

Bugün aynı hatayı yapma lüksümüz yok.

AÇIK KONUŞALIM;

Bu olayın adı “gemi hadisesi” değildir.
Bu, Türkiye’nin egemenlik refleksinin test edilmesidir.

Çanakkale’de bu millet şunu söyledi:
“Geçemezsiniz.”

Bugün aynı cümleyi daha güçlü söylemek zorundayız:

“Dokunamazsınız.”

Çünkü Boğaz…
Bir su yolu değil.

Bir devletin kalbidir.