Bu kitap hakkında sosyal medyada yarı şaka yarı ciddi paylaşımlar yapmıştım, ancak köşe yazısı yazmamak için kendime söz vermiştim. Ta ki “Yılmaz Özdil’in kitabı Beşiktaş’ta fanusa konuldu. 1881 adet basılıp tanesi 2 bin 500 liraya satılan kitabı alamayanlar için son adet, kitabevinin Beşiktaş şubesinde sergileniyor.” haberini görene kadar.
Bu haberi görünce “Bak oğlum, kıskanma adamı!.. Bir kitaba 2 bin 500 TL, yazıyla İKİ BİN BEŞ YÜZ TL değer biçilmişse ve şu k/e/riz döneminde bu kitap da dört saat içinde tükenmişse esere de sahibine de saygı duyacaksın.” dedim ve konuyu gündemime aldım.
Bir defa tek kitaba 2.500 TL etiket yapıştırabilmek cesaret ister. Başka hiçbir şey olmasa bile bu cesaretinden dolayı yazarı da yayınevini de tebrik etmek gerekir.
İkincisi, bir kitaba bu etiketi yapıştırdığınıza göre her harfi altın olmalı, içeriği çok zengin olmalı, yepyeni şeyler söylemeli ki okuduğunuz her harften sonra aydınlanasınız.
“Bir kitap okudum hayatım değişti.” ifadesini bu kitap için kullanırsanız kitaba da yazarına da hakaret etmiş oluşunuz. Peki, ne demelisiniz? “Okuduğum her harfte hayatım değişti.” demelisiniz. Tekrar okuyun, bir daha okuyun, yeniden okuyun!..
Bir defa bu kitabın faydaları saymakla bitmez:
*Mustafa Kemal Atatürk’le ilgili aklınızda hiçbir soru/n kalmaz. Mustafa Kemal’i anlamayı bırakın, yaşarsınız. (2 bin 500 verdikten sonra isterseniz yaşamayın.)
*Kütüphanenizin en müstesna köşesinde ömür boyunca size göz kırpar, varlığı ile yüreğinizi ısıtır. O kitabın olduğu oda bile aydınlanır, kendi kendine ısınır.
*Allah geçinden versin ama ahirete göçtüğünüzde sizin sorgu ve sualiniz muhtemelen bu kitaptan yapılır. (Bu kitaba bu parayı ver/e/meyen bizim gibi fakirlerin de Allah yardımcısı olsun.)
*Her gün bir sayfa okuyup sağa sola üfleyip yatarsanız görünen ve görünmeyen tüm belalardan korunursunuz gibi geliyor bana. (Bu kitaba bu parayı verecek denli zeki ve fedakâr olana zarar verme cüretinde bulunacak bir canlı türü yoktur zaten.)
*Bir hastalığınız, derdiniz varsa doktora falan gitmenize gerek kalmaz, kitabı şöyle bir ıslak bezle silin, suyunu bir bardağa sıkın ve için. Görün bakalım hastalıktan eser kalıyor mu? (Zihinsel hastalıklar hariç, o zaten kitabı alma sebebiniz.)
*Hele bir de bu kitabı ayda bir hatmedip çocuklarınıza da okutursanız hepiniz birer dâhi komutan, devlet adamı ve âlim olursunuz.
Daha neler neler!..
Eminim ki bu kadar faydası olan bu kitabı almak için can atan ama o kadar şanslı olamayan çok insan kaldı. Yazık değil mi bu insanlara?
Yılmaz abimizden bir ricamız var:
Bu kitabın lütfen ikinci, üçüncü, beşinci baskılarını da yapın.
İkinci baskıyı 1919 adetX2, üçüncü baskıyı 1920X3, dördüncü baskıyı 1923X4, beşinci baskıyı 1938X5 gibi kampanyalı fiyatlarla satışa sunun.
Bu kadar insanı bu kitabınızdan mahrum bırakamazsınız. Fiyatları da dediğim gibi katlayın ki fedakârlık ve farkındalık oranı artsın.
NOT: Yayınevi, benim gibi parasına kıyamayan cimrileri veya para veremeyen zavallı fakirleri de düşünmüş. Fanusa konulan kitapla isteyenler fotoğraf çekilme şansına sahip olabilecekmiş. Yayınevini bu fedakârlığından ve inceliğinden dolayı hassaten tebrik ediyorum.