Selçuklu bizim devletimizdi güzel başlangıçlar yaptı…

Osmanlı bizim devletimizdi dünyayı değiştiren başlangıçlar yaptı…

Öyle şeyler değişti ki dünyada kötülerin galebe çalmasına engel bir devlet vardı artık karşılarında…

Söz, mühür, Süleyman…

Ancak bir sürü bilinen ve de bilinmeyen şeytani akıl ile dünyanın vicdan damarı bir devleti hedefe koydular…

Bir gedik açtılar ve koca cihan devleti yara aldı, sarsıldı, aslanı parçalayan ihanet çetesinin elinde köklü bir devlet artık ağır yaralıydı…

Ayağa kalkamaz hale gelmişse de hiçbir zaman tam öldürmeyi de başaramamışlardı…

Bu toprakların dua kapısı sırdır ve yıkılmama sebebi de o sırdaki sırdır…

Ve son kadim devletimiz olan Türkiye Cumhuriyeti devletimizde atalarımız gibi çok çile çekmiştir, çile bu coğrafyanın imtihanıdır…

Öyle kolayda gelinmemiştir bu günlere…

Abdülhamid’in kalpler sarsan ahını yerde koymamakta kolay olmadı ama…

Küresel sermayenin hiç doymayan karanlık adamlarıyla vuruşa vuruşa kazanıldı dün yitirdiğimiz birçok şey…

Sermayeyi elinde tutan mutlu azgın azınlığa meydan okuyarak kazanıldı kimi zaferler…

Bir vatan bir efsanevi hikâye ile doğmadı…

Kötüler durmadı, iyiler de durmadı…

Haçlıların kini durmadı, Fatih’in torunları hiç durmadı…

Ancak yeryüzünde her iyi insanın kalbinde atan vicdan ülkesine bunca ayrılık tohumunu kimler ekmişti diye düşünmekten kafam çatlıyor…

Her kırk yılda bir derin sinsi belaları kimler musallat etmişti Türkiye’ye…

Devletine bu kadar düşman kitle kimler eliyle organize edilmişti?

Hür ve özgür olanlar neden hürriyet diye ağlıyor demiyorum kimler ağlama ayinleri ve çığlık seansları yaptırıyor?

Ne oldu kimilerine demek yetmiyor…

Bir şeyler yapmalıyız, bu toprakların çocuklarının fikrini zehirleyen kirli suları bulmalıyız…

Zehirlerin hazırlandığı laboratuvarları öğrenmeliyiz…

Onları kire bulayanlar başarıyorsa biz âdemi bir akılla, insani bir hafıza ile o kafayı kirden arındırmalıyız…

İşimiz zor ama imkânsız değil…

Bizler kederli insanlarız, kafayı kıracak kadar vatanına düşman olan bu anlamsız zihin kirliliğiyle mücadele etmeliyiz…

Gelecek yüzyıllarımız için zorundayız…

Elbette kadim köklü Türkiye’ye Allah’ın izni ile bir şey olmaz…

Lakin enerjimizi içimizde bitiren bu zihniyeti kim elde tutuyorsa o çağı kapatmalıyız…

Her ülkenin bir işi varsa Türkiye’nin bin işi olmuştur hep…

Bunca yükü olan diyarın ayaklarına taş bağlamaya yemin etmiş bu kafayı zihni dönüşle hakikatle buluşturmalıyız…

Kendi medeniyetinin öz ruhuna kavuşturmalıyız…