Cumhuriyet Halk Partisi genel seçimlerde yaşanan büyük fiyasko sonrasında büyük bir kaos içerisinde.

14 Mayıs seçimleri öncesi büyük bir beklenti içerisine sokulan, sahte anketlerle manipüle edilen, yankı odalarına hapsedilen Cumhuriyet Halk Partisi seçmeni yorgun ve bıkkın.

Özellikle genç muhalif seçmen, siyasetten soğumuş durumda. Genel olarak da muhalif seçmende bir siyaset yorgunluğu göze çarpıyor.

Böyle bir yorgunluğun ortaya çıkmasında şaşırılacak bir şey yok. Zira Cumhuriyet Halk Partisi seçmeni -yerel seçimlerdeki birkaç mevzideki başarı göz ardı edilecek olursa- son 20 yıldır seçim başarısına hasret.

Cumhuriyet Halk Partisi elitleri ise güya şikâyet ettikleri kutuplaşmanın konforuyla son 20 yıldır keyif sürüyorlar. Zira Cumhuriyet Halk Partisi hiçbir şey yapmasa da ve alternatif bir siyaset üretmese de siyasetteki kutuplaşmadan dolayı yüzde 25 civarında kemikleşmiş bir oy kitlesine sahip. Bu konfor sayesinde rahatları yerinde; seçmenlerin taleplerini görmezden geliyorlar, nasıl olsa bize oy vermek zorundalar diyerek seçmenin karşı çıktığı adayları seçmene dayatıyorlar.

Bu siyaset kültüründen dolayı da partinin başına kim gelirse gelsin, oy oranları üç aşağı beş yukarı aynı seviyede kalıyor. Deniz Baykal, Kemal Kılıçdaroğlu ya da Özgür Özel’in genel başkan olması bu manada hiçbir şeyi değiştirmiyor.

Yerel seçimlere doğru giderken partide bu tutumun değiştiğine dair bir işaret yok. Yani aynı tas aynı hamam, parti elitlerinin eski alışkanlıkları aynen devam ediyor.

Ama bu sefer seçmende ciddi bir kırgınlık ve yorgunluk göze çarpıyor. Parti içerisindeki defakto eş genel başkanlık; bunun bir yansıması olan liderlik krizi, aday belirleme sürecindeki hoyratça ve acemice tutumlar ve DEM Parti ile kurulan seçim ittifakı Cumhuriyet Halk Partisi’ni tarihinde tecrübe etmediği bir krizin içerisine sürüklemiş gibi gözüküyor.

Bugün Cumhuriyet Halk Partisi’ni kim yönetiyor, belli değil. Seçimlerden sonra nasıl bir yapının ortaya çıkacağı konusunda birçok spekülasyon yapılıyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu’nun seçimlerden sonra yeni bir parti kuracağı kulislerde dolaşan ciddi bir bilgi.

Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi’nin doludizgin felakete doğru sürüklendiğini söyleyebiliriz. Bundan dolayı önümüzdeki seçimler, Cumhuriyet Halk Partisi açısından köprüden önceki son çıkış gibi gözüküyor.

Eğer CHP seçmeni ipleri eline alıp Özgür Özel‘e, İmamoğlu’na ve Dem Parti’ye ciddi bir mesaj vermezse Cumhuriyet Halk Partisi’nin, ana muhalefet partisi olma vasfını yitirerek küçük bir muhalefet partisine dönüşmesi büyük bir olasılık.

Cumhuriyet Halk Partisi seçmeni, bu seçimde 20 yıldır ne akan ne kokan ve kendisini çantada keklik olarak gören partisine bir ders vermeye cesaret edebilecek mi? Hep beraber izleyip göreceğiz.