Aylardır yazıp yamamakta tereddüt ediyordum. Geçenlerde Yeni Şafak Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Likoğlu yazınca ben de yazmaya karar verdim. Likoğlu’nun yazısının başlığı çok ilginçti; “FETÖ’yle mücadele edenlerle kim mücadele ediyor!”

Yazının başlığı kadar yazıya konu olan eski İzmir Cumhuriyet Başsavcı Vekili Okan Bato’nun FETÖ ile mücadelesi ve sonrasında başına gelenler de hayli ilginç.

Bato’nun 15 Temmuz FETÖ/ABD darbesi öncesi FETÖ’nün TSK içindeki yapılanması hakkında çok önemli operasyonlar ve soruşturmalar yaptığını, TSK içindeki FETÖ’cü askerlere karşı ilk operasyonu yapan savcı olduğunu anlatan Likoğlu, “Aralarında Fetullah Gülen, gazeteci Tarık Toros ve FETÖ/PDY’nin üst düzey yöneticilerinin de yer aldığı 24 kişi hakkında gözaltı kararı vermiş, ikisi amiral 6 muvazzaf askerin de savcılığa getirilmesi için Genelkurmay Başkanlığı’na talimat göndermişti.” diye anlattığı Bato’nun tüm tespitleri darbe girişimi sonrası fazlasıyla gerçek çıkmış.

FETÖ ile mücadelesi örnek gösterilen Bato bir süre sonra itibar suikastlarına muhatap olmuş ve en sonunda da pes ederek emekli olmuş. Ancak birileri Bato’nun peşini bırakmamış. Eşine babasından kalan miras, “kaynağı belli olmayan mal varlığı” olarak değerlendirilerek yargılanmış ve hüküm giymiş.

Konu 15 Temmuz FETÖ/ABD darbe girişimi öncesi ve sonrası FETÖ ile canları pahasına mücadele eden başsavcılara gelmişken bir örnek de ben vereyim.

Birilerinin hala devlet içinde bu kahramanları nasıl görevlerinden uzaklaştırmak için çalıştıklarını ve fırsat kolladıklarına bir örnek de ben vermek istiyorum.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı iken PKK’nın Diyarbakır’ın ortasında güpe gündüz uzun namlulu silahlarla öldürmeye çalıştığı Başsavcı Ramazan Solmaz, FETÖ ile darbe öncesi ve sonrası en çetin ve cesur mücadeleyi veren başsavcılardan biri olarak dikkat çekti.

Darbe girişiminden sonra Antalya, Konya ve Bursa’da yürüttüğü başsavcılık görevi buyunca en çok FETÖ operasyonu yapan hukuk adamı olarak dikkat çekti.

Başsavcı Solmaz, yaptığı FETÖ operasyonları nedeniyle ABD ve Almanya merkezli FETÖ’nün sosyal medya hesapları tarafından sürekli hedef gösterildi.

Görüldüğü gibi yargıda FETÖ ile ölümüne cesurca mücadele eden, FETÖ ve PKK’nın ölüm listesinde olan başsavcılara karşı birileri tetikte bekliyor.

Bizzat şahit olduğum bir örnek daha vereyim. Eski Konya Valisi Cüneyit Orhan, öğretmenler gününde yapılan bir toplantıda en önde bacak bacak üstüne atıp valiye değil devlet temsiline saygısızlık yapan bir yerel gazete muhabirine, “Düzgün oturur musun?” dediği için merkeze alındı…

Bitmedi…

Ayaş Kaymakamına CHP milletvekilinin; “Ayaş Kaymakamı seni unuttuk sanma. TBMM’de senin ve senin gibilerin hadsizliğini konuşacağız bu hafta.” terbiyesizliğine meclisten ve devletten bir tepki gelmeyince, devlet makamının onurunu ve şerefini korumak için “Kes lan” diyerek cevap veren kaymakam görevinden alınarak tenzili rütbe ile Edirne Valiliği emrine gönderildi…

Yukarıda yazdıklarımı bir kenara koyun. Şimdi şunlara da bakalım…

CHP’nin, hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet, irtikap ve terör örgütüne yardım gibi suçlamalarla yargılanan ve çoğunun tutuklu olarak cezaevinde olan belediye başkanlarına sahip çıkışındaki cesaret, ısrar, vefa ve samimiyeti görünce kafam karışıyor.

FETÖ ile mücadele eden devletin hukuk adamlarına birilerinin yaptığına bakıyorum, bir de CHP’nin ağır suçlamalarla karşı karşıya olan belediye başkanlarına sahip çıkışına bakıyorum ve işin içinden çıkamıyorum…

CHP’nin yanlış yaptığı konusunda en ufak bir tereddüttüm yok. Ama devletin valisine, başsavcısına, kaymakamına yapılanların doğruluğu konusunda itirazım var…

Devlet ve millet için mücadele edenler devletin destek ve gücünü arkasında hissetmeli ve görmeli. Yoksa basit gerekçe ve bahanelerle görevden alınacakları korkusu yaşarlarsa görevlerini layıkıyla yapamazlar.

Hayatlarını devlete en iyi şekilde hizmet etmeye adamış, devletin varlığı ve birliği için canlarını ortaya koymuş devlet adamlarını harcamak bu kadar kolay olmamalı!

Devlet adamları devlet için mücadele etmekten korkar duruma getirilirken yazımı Likoğlu’nun sorusuyla bitireyim; “Sahi, FETÖ’yle mücadele edenlerle mücadele eden bu adamlar, bu cesareti nereden buluyorlar?”