Her musibetten bir nasihat çıkartırız. En azından bir… Aslında o nasihat zaten çıkar da, bir onu görenler vardır, bir de görmeyenler…

Geleneğimiz öyledir. İlk bakışta gözümüze ‘kötü’ görünene, “bundan da öğreneceğimiz bir şey mutlaka vardır” diyerek yaklaşırız.

EVVEL ZAMAN

Güçlüler, dünyanın geri kalanını, adaletle işleyen, hakkaniyeti gözeten, güçsüzleri koruyan bir uluslararası düzen olduğuna ikna etmişlerdi. Diyorlardı ki; sistem sizin olanın sizde kalmasının güvencesidir. Kısa vadede sapmalar olsa da, kurumlar devreye girer ve adaleti sağlar. Uzun vadede asla zarar görmezsiniz. Uluslararası düzenin mekanizmaları her zaman adalet için, insanlığı ileriye götürmek için çalışır. Haklılar kazanır, suçlular cezasını çeker.

Devamında deniyordu ki; Sistemin işlemesi için hep beraber katkı sunmalıyız. Sunmalıyız ki; daha adil bir dünyaya doğru yol alalım. Korkutmalar da hazırdı: Sistemin dışına çıkanı kurt(!) kapar.

Bu literatür, bir illüzyon oluşturacak kadar genişledi, zihinlere işlendi ve tekrar edildi.

DÜNYANIN DÜZENİNİN TRUMP HALİ

Bu anlamda Trump; yaşayageldiğimiz dünya düzeninin ete kemiğe bürünmüş hali olarak karşımıza çıktı. Dünya düzeninin işleyişinin kuralsızlığını apaçık gözlerimizin önüne serdi.

Aslında biliyorduk. Uluslararası kuruluşlar çoktandır hiçbir işe yaramıyorlardı. Bunu görmek ve göstermek için tek bir örnek bile yeterli. 30 yıl önceydi, Avrupa’nın ortasında Müslüman sivil Boşnaklar katledildiklerinde, BM Genel Merkezi binası, 39 katıyla, New York’ta ayaktaydı, bütün ışıkları açıktı ve çalışıyordu! Katliamdan sonra bile şöyle bir sallanıp silkelenmedi. Halen orada. Ne işe yaradığını bilmediğimiz beyanatlar vermeye, raporlar yayınlamaya devam ediyor.

Trump, kendinden önce de işleyen işte bu düzeni yeniden açık etti, bir kez daha makyajını sildi ve örtüsünü çekip aldı. Onun yapıp ettikleriyle, nasıl bir dünyada yaşadığımızı yeniden öğrendik, öğreniyoruz. Düzen sona ermese de; artık gerçek, bütün gözlerde ışımış olsa gerek.

KANADA BAŞBAKANI

Kanada Başbakanı Mark Carney de uyanmamıza katkıda bulundu. Davos’taki zirvede, çağımızın bir filozofu gibi konuştu. Nezaketi aradan çıkardı. Beylik sözlerle sırasını geçirmeyi tercih etmedi. Kendisinin hazırladığını öğrendiğimiz konuşması bir manifesto metni gibiydi. Başta ihracatı ve savunması olmak üzere, birçok bakımdan ABD’ye bağımlı bir ülkenin başbakanından daha fazlasını da zaten bekleyemezdik.

Üstelik kendi ülkesini örnekleyerek anlattı.

Dedi ki;

“On yıllar boyunca Kanada gibi ülkeler, ‘kurallara dayalı uluslararası düzen’ dediğimiz yapı sayesinde refah içinde yaşadı.”

Devam etti;

“Uluslararası düzenin kurumlarına katıldık, ilkelerini övdük, öngörülebilirliğinden yararlandık. Onun koruması altında değer temelli(!) dış politikalar izleyebildik.”

Burada da durmadı;

“Bu düzen hikâyesinin yanlış olduğunu biliyorduk. En güçlülerin, işlerine geldiğinde kendilerini dışarda tuttuğunu, ticaret kurallarının asimetrik uygulandığını, uluslararası hukukun, suçlanan ya da mağdurun kimliğine göre farklı işletildiğini…”

Carney teşekkürü hak ediyor. Ancak, Trump bu ölçüde pespaye davranmasaydı, bu konuşmayı yine yapar mıydı? Bundan da emin değiliz.

Yine de önemli sayılması gereken çıkışını iki cümleyle özetleyelim;

1. Yalan üzerine kurulu uluslararası düzen sayesinde Batı, bugüne kadar refah içinde yaşadı.

2. Hikayenin sonuna gelindi. Kurallara dayalı uluslararası düzen, artık bir illüzyondan ibarettir.

ÇIPLAK OLAN KİM?

Albert CAMUS’nün Veba’sında, hastanın doktora söylediği bir repliği hatırlıyorum: “Doktor, bakıyorum siz de vebanın olumlu bir yanı olduğunu, insanları gerçekleri görmeye zorladığını düşünüyorsunuz!”

Trump’a başımıza gelmiş bir kötülük olarak bakma eğilimi yaygın. Zira onun zapt edilmez egosuyla ürettiği politikalar, dünyanın dört bir köşesine tedirginlik yayıyor.

Oysa bütün olumsuzluklarının yanında Trump’ı, ‘uyandırma servisi’ olarak görmek de mümkün. Trump’a bakıp ‘kral çıplak’ demenin alemi yok. Trump’ın, işleyişini pornografik biçimde açık ettiği uluslararası düzene bakıp “dünya çıplak” diyebiliriz.