Büyük dönüşümler, büyük sınavlardır. Büyük kırılmalar o güne kadar edinilen tecrübeleri boşa çıkarıverir. Bütün bildiklerini ortaya dökersin, ne kadar cesaret biriktirdiysen kullanırsın, yine de yetmez, açıkta kalıverirsin.

Sair zamanlardaki akıl yürütmeleri işe yaramaz olur. Büyük kararlar alman, yeni bir söz, yeni bir soluk, yeni bir istikamet bulman gerekir. Yoksa zorlanırsın. Önceden hazırlık yapmadıysan, telaşlanırsın. Sonra telaş büyür, panik olur.

DEM PARTİ NEREDE?

SDG Suriye’de, seri hatalar yapıp yenilince, DEM Parti de kendisini yenilmiş saydı. Rasyonaliteden uzaklaşmasından ve içine düştüğü duygu durumundan söz ediyorum. Bir parti hırçınlaşır mı? Evet hırçınlaştı. Kime yönelteceğini bilemediği bir öfkeyle, intizamsız konuşmalar yapıyor.
Suriye’de olan bitene odaklanması elbette doğal sayılırdı. Ancak DEM Parti’nin, bizzat SDG enkazının altında kaldığı anlaşıldı. Ne yapacağını şaşırdı. Sahaya inmek, halka gitmek, başının uğultusunu orada dindirmek istedi. O aynadaki görüntüsünden de mutlu olmadı. Nusaybin’de ‘bayrak krizi’ne sebep oldu. İzahı yoktu.

Halen şaşkınlığını dağıtmış değil. Belli ki; böyle bir sonuca hiç hazırlık yapmamış. Hadi öncesini geçtik diyelim, son bir yılda, bölge alt üst olurken bile, alışkanlıklarıyla, ezberleriyle siyaset yapmaya devam etmiş. Çok kritik bir yılı, dünyaya bakmadan, siyasi gelişmeleri analiz etmeden geçirmiş. Başka mahfillere emanet ettiği iradesini eline almamış, günü kurtarmakla yetinmiş.

Oysa Suriye’yi önce onların okuması beklenirdi. Okumadıkları, herkesin gördüğünü görmedikleri görmek istemedikleri ortaya çıktı.

Artık olan oldu. Kandil’in, İmralı’nın ve Rojava’nın kendi aralarındaki çatışmalar bir siyaset boşluğu oluşturdu ve DEM Parti o boşluğa düştü. Siyasetsiz kaldı.

DÜNDE KALANLAR

Soğuk ve çıplak gerçek şudur: Bu aşamadan sonra ‘Rojava devrimi’ güzellemesi yapmanın anlamı, gereği ve alıcısı kalmamıştır. DEM Parti’nin sırtını dayayacağı (!) bir örgüt artık yoktur. Arada bir yerlerde oyalanma, durumu idare etme, siyaset yapıyormuş gibi günü geçirme dönemi artık bitmiştir. Ön kapı/arka kapı aldatmacasının, eş başkanlık numarasının sonuna gelinmiştir. Dilini, üslubunu, stratejisini, hâttâ aday belirleme yetkisini, siyaset dışı aktörlere bıraktığı günler geride kalmıştır. Çok söz sarf edip, hiçbir şey söylememe devri kapanmıştır.

BUGÜNDEN SONRASI

DEM Parti’nin siyaseten sınavı yeni başlıyor. Dünle gidenler gitti. Bugün adıyla, kimliğiyle, işleyişiyle, işleviyle gerçek bir siyasal parti olma zamanı. ‘Türkiye Partisi olmak…’ Evet bir açıdan bakanlar adını böyle koyuyorlar. Türkiye’de, tanımıyla, programıyla ‘siyasi parti’ olmak, zaten ‘Türkiye partisi’ olmak anlamına geliyor.

Artık öne çıkma, kağıt üzerine kalan siyasi parti kimliğini sahiden sahiplenme ve gereğini yapma dönemi başlamıştır. Mahallesindeki duyguyu, aklı, strateji, öngörüyü yönetme görevi artık onundur.

Terörsüz Türkiye süreci her partiye, ancak özellikle DEM Parti’ye alan açmaktadır. Sürecin DEM’e rağmen değil, DEM’le birlikte yürütülmesi gerekir.

DEM Parti için gün, silahın gölgesinin kalktığı büyük meydanda siyaset yapma günüdür. Zira siyaset, tam da bu zamanlar içindir. Akıl tutulmasını aşmak, düğümü çözmek, yeni çözümler üretmek, yeni bir yol bulmak, sözü yeniden çatmak için…