ABD’nin başkanlık koltuğunda, ticaret hayatından ve emlakçılığından getirdiği güdüleriyle hareket ettiğini düşündürten bir zorba oturuyor. Dünya, onun zorbalığından ABD’deki yerleşik düzene minnet duyar hale geldi. Cevabı endişe uyandıran bir soru ortada: Trump yerleşik düzenle çatışmasa, onlar Trump’ı frenlemese dünyanın hali nice olurdu?

Trump, uluslararası ilişkiler ve uluslararası hukuk literatürüne yeni bir kavram hediye etti: “ihtiyacımız var.” Grönland’a el koyma iddiasını bunun üzerine inşa ediyor: “Almalıyız. Çünkü ihtiyacımız var.”

Tanıdığımız Trump tezini çoğaltabilir mi? Pekala çoğaltabilir: “Kalk oradan, oraya ihtiyacımız var.” “Ver elindekini, ona ihtiyacımız var.”

ESKİ BİR HİKAYE

Grönland’a sahip olmak ABD için 1867 yılına kadar geriye götürülebilir, eski bir hikaye. O yıl ABD, Alaska’yı Rusya’dan satın almış. Grönland’ın alınması da gündeme gelmiş, ABD kongresindeki siyasi karışıklıklar sebebiyle başarılamamış.

Başkan Truman döneminde konu tekrar ısıtılmış. ABD 100 milyon dolar değerinde altın teklif etmiş. Danimarka kabul etmemiş.

Uzun yıllar uykuya yatan bu talep 2019’da Trump’ın birinci başkanlık döneminde yeniden gündeme geldi. Trump tekrar seçilebilseydi belki de şimdiye kadar iş çoktan bitmiş olacaktı. İkinci başkanlık döneminde, ‘bi şekilde’ Grönland’ı almaya niyetli. Baştaki talebini dile getiriyordu. Şimdi meydan okuyor, tehdit ediyor.
Büyüklük takıntılı Trump, Amerika’yı yeniden büyük yapma teorisini, yüzölçümü büyüklüğü olarak da yorumluyor olabilir. Zira Grönland’ın katılması halinde ABD, Rusya’dan sonra, dünyanın en geniş topraklarına sahip 2. ülkesi olacak.

TARAFLAR

Danimarka, bir tatsızlık çıkmadan ABD’yi savuşturma gayretinde. Trump’ı tetiklemeden ikna etmenin yollarını arıyor. Çin’in ve Rusya’nın adı sıklıkla geçse de onların konuya, doğrudan dahil olmaya niyetleri yok. Dolayısıyla Rusya ve Çin, Trump’ın bahanesi konumundalar.
Trump, Grönland’ı korumaya Avrupa’dan kimlerin geleceğini görmek istedi ve Avrupa ülkelerini tehdit etti. Fransa 15, Almanya 13, İsveç 3, Norveç 2, Finlandiya 2, Birleşik Krallık 1, Hollanda 1 asker gönderdi. Bu sayılarla “biz de varız, bu taraftayız” demiş oldular, fakat fazlasıyla kısık bir sesle, fazlasıyla sembolik.

Danimarka’nın Grönland’da 550 askeri var. ABD’nin 1951 yılında Danimarka ile imzaladığı karşılıklı savunma işbirliği anlaşması kapsamında Grönland’da kurduğu Thule hava üssünde 200 askeri bulunuyor.


YENİ DÜNYA DÜZENİ

Trump’ın ekibi, konvansiyonel olan bütün kurumlara, kurallara, yapılara, kavramlara, hedeflere karşı. Onlara ‘modası geçmiş’, kurtulunması gereken unsurlar olarak bakıyorlar. Planlarının toprak ele geçirmenin çok ötesinde olduğunu tahmin etmek mümkün.

Bu anlamda Grönland, dünyanın alacağı yeni düzenin kilit taşı durumunda. Trump ve çevresindekiler, inşaat, enerji derken teknoloji şirketlerine, oradan yapay zeka desteğiyle alınacak mesafelere gözlerini dikmiş durumdalar. Her şeyin yüksek hızla ve büyük boyutlarda olacağı yeni bir dünyanın hayalini kuruyorlar. Trump’ın, herkese MAGA şapkası giydirme rüyası gördüğü, Yahudi mantığıyla dünyaya ‘vadedilmiş topraklar’ olarak baktığı bile söylenebilir.

O GÜN GELDİĞİNDE
Grönland’ın buz kütlesi eridiğinde madenler, nadir toprak elementleri ortaya çıkacak, petrol ulaşılabilir hale gelecek. Rusya ile ABD arasındaki deniz yolunun açılması ile bölgenin stratejik önemini artacak. Böylece ABD’nin yüzyıllar boyu sürecek zenginliğe ulaşması hedefleniyor.

Tam da burada, büyük harflerle ANCAK demeden bitirmeyelim. ANCAK o gün geldiğinde belki de dünya, ihtiyaç öncelikleri tamamen değişmiş bambaşka bir yer olacak. Denizlerin seviyesi yükselecek ve dünya devasa sorunlarına çözüm arıyor olacak.

Başa dönersek; Trump’ın türettiği ihtiyaç ile dünyanın ihtiyacı hiç uyuşmuyor. Nasıl anlatacağımızı bilemesek de; dünyanın biraz daha sükunete, hırslardan arınmaya ihtiyacı var.