Ne dersiniz, bir an şöyle bir sahneyi gözümüzün önünde canlandıralım: Tecavüze uğramış bir kadın görüyorsunuz, bir adam gelip ona bir miktar para veriyor ve yürüyüp gidiyor?.. Sadece bir soru.

Yirmi sene sonra birtakım kitaplar, araştırmalar ve belgesel filmler yayınlanacak ve bütün bu yayınlar Rohingya halkının topraklarını kendi tercihleriyle sattığını ortaya koyacak! Bütün bu ürünlerin Malezya, Endonezya ve Bangladeş gibi onlara en yakın ülkeler başta olmak üzere bütün İslam ülkelerinde kaldırımlarda satıldığını göreceksiniz. Aynen Filistinliler’in başına geldiği gibi… Biz Filistinliler de aynen bugün Rohingyalılar’ın çıktığı gibi topraklarımızdan çıkmıştık. Tek fark, bizim acıklı görüntülerimizi tespit edecek insansız hava araçlarının o zaman mevcut olmayışıdır. Yolları çıplak ayaklarla yürüyerek dünyanın dört bir yanına dağılmıştık.

Hikâyenin devamını da özetleyeyim size. Hâlen yüzbinlerce Filistinli Ortadoğu’nun Rohingyalılar’ı konumundadır. Yetmiş yıldır Arap ve Müslüman olan kardeşleri arasında hiçbir hakka sahip olmadan yaşıyorlar. Çünkü onların İsrail ile karşılıklı çıkarları, kurbanların haklarından daha önemlidir!

Arap ve Müslüman yayın organlarında hemen her gün boy gösteren ve bu meselede de Batı’nın İslam’a karşı bir entrika çevirdiğini savunan hocalara hep söylüyorum ama burada şu husustan onları haberdar etmek istiyorum:

Müslüman ülkeler olan Malezya ve Endonezya kıyılarına yaklaşan Rohingyalılar yeniden okyanusun derinliklerine kovalanmaktadır! Bunların bir kısmı büyük dalgalar arasında can vermektedir. Roghingyalılar’ı şu sıralar Müslüman Bangladeş’e sığınıyorlar, ancak yerleşim yeri olarak kullanılmayan boş adalarda uzlet hayatı yaşamaya mecbur ediyorlar. Çünkü herkes onlara sadece vebalı muamelesi yapmaktadır! Aynen Müslüman kardeşlerimizin biz Filistinlilere bu muameleyi reva görmesi gibi… Bizi de yerleşim yerlerinden uzak çöllerde kurulan çadırlarda zorunlu ikamete tâbi tutmuşlardı.

Üstelik bu durum sadece bu çağda yaşanmadı. Frenk ve Doğu savaşları esnasında 1098 yılında topraklarını terk ettiklerinde de Filistinliler aynı muameleye maruz kalmıştır. O zaman Şam’a (Dımaşk) vardıklarında dönemin Müslüman yönetimi onları güzel karşılamamış, Filistinli sığınmacıları hiç kimsenin oturmadığı, ziyadesiyle engebeli boş bir bölge olan Cebel Kasyon yamacına yerleştirmişti. Onlara nispetle burası bugün “Hayyu’l-Muhacirîn: Göçmen Mahallesi” adıyla anılmaktadır. Daha sonra burası, yeni teknolojinin bu çetin coğrafyada inşaat yapmaya imkân sağlamasıyla Şam’ın en uzak mahallesi hâline gelmiştir.

Bangladeş’e ulaşmalarından itibaren Rohingyalılar’ın ikinci işkence yolculuğu da başlamış oldu. Onların güzel kızlarını meçhul bir gelecek bekliyor. Müslüman tüccarlar onlara kızlarını çalmak ve evlerde hizmetçi olarak satmak karşılığında kendilerine bazı hizmetler sunmaktadır! İnsan kaçakçılığı, çocuk ve köle ticareti vb. ortamı bu şekilde oluşmaya başladı! Bir Arap ve İslam devleti olan Libya’da da benzer köle çarşıları oluşmaya başladı! Fakir ve gariban muhacirleri, yetim kurbanları kaçırıp buralarda satıyorlar! Müslüman toplumlarımızda Suriyeli, Yemenli ve Iraklı sığınmacıların başlarına gelenleri anlatsak taşlar bile ağlar!

Efendiler!

İslam’a karşı açılmış bir Batı savaşı yok ortada. Batı İslam’a karşı savaşmak istese milyonlarca muhaciri topraklarına kabul eder mi hiç? İşin aslı şudur: Biz Müslüman toplumlarımızda merhameti yitirdik! Ancak, yaşadığımız bu acziyetin gerekçesini -dış güçleri suçlayarak- başka tarafa yönlendirmek isteyenler var, hepsi bu.

Müslüman hükümetlerimiz arasında Rohingyalılar’ın karşılaştığı zorlukları hafifletmek için ekonomik yaptırım uygulamayı düşünen var mıdır? (Yoktur). Çünkü hepsinin Myanmar’la ve kendilerini destekleyen devletlerle devam eden çıkar ilişkileri, Rohingya trajedisinin çözümünden çok daha önemlidir! Aynen Filistinliler trajedisinde olduğu gibi…

Şimdi anladınız mı, yukarıda bahsettiğimiz adam tecavüze uğramış kadının önüne neden birkaç kuruş para attı?

Aslında o bu davranışıyla kadına tecavüz bedelini ödemiş oldu! Çünkü ona tecavüz eden dostunu kızdırmak istemiyor!