İnsanı insan kılan en sağlam köprü, verdiği sözün arkasında durmasıdır.

Söz, ağızdan çıkar; ama kalbin mührüyle imzalanan bir ahite dönüşür.

Doğru sözlü olmak, sadece yalandan kaçınmak değil; aynı zamanda hakikate sadakatle bağlanmaktır.

Güven, bir günde kurulmaz, sabırla örülür, ilmek ilmek dokunur.

Güven öyle bir binadır ki, tek bir tutulmayan sözle çatlar; çatlayan duvar ise bir daha eski sağlamlığına kavuşmaz.

İnsan, dilinden döküleni eyleminde gösteremiyorsa, en parlak vaatleri bile beyhude bir rüzgara dönüşür.

Sözünü tutan kişi, kendi vakarını korur; tutmayan ise her gün biraz daha küçülür.

Güvenilir olmak, çıkarın elverdiği yerde değil, en zor anda bile aynı kalmaktır.

Çünkü güven, rahat zamanlarda değil, kaos/kriz ortasında imtihan edilir.

Sözünde duran insan, çevresine huzur dağıtır; çünkü ona inananlar yarınından emin olur.

Bir toplumu ayakta tutan görünmez harç, insanların birbirine duyduğu işte bu sarsılmaz itimattır.

Bugünün dünyası, sözün kıymetini ucuzlatan bir keşmekeşin içinde savruluyor.

Vaatler kolayca veriliyor, kolayca unutuluyor; sadakat bir yük gibi görülüyor.

Hız çağı, derin bağları yüzeysel anlaşmalara çeviriyor; insan, verdiğini hatırlamadan yenisini söylüyor.

Yalan, kısa vadede kazandırır gibi görünse de uzun vadede insanı yalnızlığa mahkum eder.

İtimat zedelendiğinde ise söz havada kalır, anlaşmalar zemininden kayar, yürekler birbirine yabancılaşır.

Oysa sözünü unutmak, sadece muhatabını değil, kendi fıtratını da aldatmaktır.

Bu savruluşun ortasında ayakta kalmak, ancak içimizdeki o sarsılmaz ölçüyü diri tutmakla mümkündür.

Bizim irfanımızda emanet, üzerine titrenen mukaddes bir yüktür.

Eline, beline, diline sahip olmak; işte güvenilir insanın en sade tarifidir.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.), daha vahiy gelmeden önce "el-Emin" sıfatıyla anılmıştı; çünkü doğruluk bir mertebe değil, bir karakterdir.

Sözü tutmak, karşıdakine değil; asıl insanın kendi vicdanına verdiği bir borçtur.

Bir kez sarsılan güven, bin özürle değil, ancak yıllarca süren tutarlı bir duruşla onarılır.

Güvenilir olmak isteyen, önce kendi sözüne kendisi inanmalıdır.

Çünkü dışarıya verilen her teminat, içeride beslenen bir sadakatin yansımasıdır.

Ne olursa olsun sözünde durabilen insan, etrafına bir liman olur; herkesin fırtınada sığınabileceği bir liman.

Güveni inşa etmek bir ömrü alır, yıkmak ise tek bir kırılan sözü; o yüzden ağzımızdan çıkanı, kalbimizin tartısıyla tartalım derim.