Peş peşe çok değerli insanları kaybettiğim şu günlerde en son olarak babamı kaybedince farklı bir yazı hazırlıyordum. Fakat tamamlayamadım, elim varmadı bir türlü. İnsan her ne kadar “hemen her şeye hazırlıklıyım” dese de öyle olmadığını başına gelince ve bizzat yaşayınca anlayabiliyor. Nasip olursa o yazıyı tamamlayıp önümüzdeki günlerde sizlerle paylaşırım.
Daha önce yazdığım ama yayınlamaya fırsatım olmayan aşağıdaki satırları sizlerle paylaşacağım. Televizyonlarda hemen her yıl ısrarla sorulan klasik Ramazan sorularına benzeyecek bu yazı ama neylersiniz bunları hatırlatmak gerek.
Çok samimi bulmadığım, protokol kurallarının harfiyen uygulandığı iftar davetlerine katılmamayı tercih ediyorum.
Adı “iftar” olan ama aslında dedikodunun, gıybetin, gösterişin, hasedin, kibrin zirve yaptığı etkinliğin hangi faydasını sayabilirsiniz.
Eş, dost, komşuların Allah için tuttukları orucun finalinde ünsiyet, muhabbet, hemhal olmaya eyvallah. Ne güzel, ne faydalı bir şey.
Amma Allah için tutulduğu iddia edilen orucun finalinde kem bakışlar, adam çekiştirmenin, dedikodu ve gıybet yapmanın Allah indinde zerre miskal değeri var mıdır?
Faydası ve hasenatı bir kenara bırakın günahları çoğaltmaktan başka bir anlam içermiyor.
Ben genelleme yaparak bir şeyler anlatmaya çalışıyorum. Şayet dostlardan da alınganlık gösterecekler olursa kusura kalmasınlar. Bu satırları yazmamda kimseye yaranma, ‘aferin alma’ gibi bir derdim yok.
Olması gerekeni hatırlatıyorum yalnızca. ‘Lafın tamamı ahmağa söylenir’ denildiği için yine “Arif olan anlar” diyorum.
Toplumda itibar gören bir kişi olmanız veya itibarlı bir makama sahip olmanız bir şey değiştirmez. Sizi dostça, acı da olsa tenkit etmekten kaçınanlar sizin iyiliğinizi falan düşünmüyorlar.
İftar sofrası dediğin epey zamandır görüşmediğin bir dostla aynı sofrada az-çok demeden, yağlı-yavan demeden bir şeyleri gönülden paylaşmaktır.
İftar dediğin hiç tanımasan da ilk kez aynı sofraya oturduğun biri ile kırk yıllık dostmuşçasına yürekten gelen bir tebessümle selamlaşmadır.
İftar dediğin yemeğin herkese yetmeyeceğine kani olduğunda en sevdiğin yemek bile olsa bir iki kaşık aldıktan sonra yiyormuş gibi yapıp o yemeği hiç tanımadıklarına gönülden ikram etmendir.
İftar dediğin gösteriş ve şatafat için namım yürüsün diye israfın en dik alasını sonradan görmeler gibi sergilememektir.
İftar dediğin , “İftara öyle yetkili ve etkili kimseleri çağırayım ki beni seven sevmeyen herkes çatır çatır çatlasın” diye düşünmemektir.
En güzel iftar sofralarından bir tanesi hiç tanışmadığı bir Müslüman’la aynı iftar sofrasında 40 yıllık dost, ahbap gibi buluşmak ve anı paylaşmaktır.
Kendi nefsin için istediğini Müslüman kardeşin için de isteyebiliyor musun? Asıl can alıcı nokta bu. Hasılı iftar sofralarımız ayrışmaları daha da körükleyici olmaktan tamamen uzak, insanları birleştirici olmalı. İftar sofralarımıza riyanın zerresi bile bulaşmamalı.
Sofradaki yiyecekler yerine rakip, muarız vs. gördüklerini gözleriyle yiyenleri bir araya getirme gayreti beyhudedir.
Sadece kuş sütünün eksik olduğu mükellef iftar sofralarımızın artıklarını hayal bile edemeyen dünyanın dört bir yanındaki gurebayı hatırlayın.
Şayet desinler vs. için iftar veriyorsanız olmaz olsun, eksik kalsın.
Allah tuttuğumuz oruçları kendi rızası için tutulan makbul oruçlardan eylesin. Kardeşliğimizi yeniden tesis edip pekiştirsin.