Teknolojinin gelişmesiyle insanların düşünce ve hareket tarzları farklı alanlarda internet üzerinden takip ediliyor, kaydediliyor ve ölçülüyor.

Bu bilgiler para karşılığında da satılıyor.

Daha az profesyonel olanlar da farklı yöntemlerle insanların eğilimlerini, yaşam tarzlarını ve standartlarını ölçüp sonuçlarını kullanmaya çalışıyorlar.

Yani ister istemez birilerinin kobayları haline gelmiş durumdayız.

Birileri bizim sırtımızdan para kazanıyor.

Hep başkaları sosyal deney yapacak değil ya, amatörce sosyal medyada ben de bir sosyal deney yaptım kimseye çaktırmadan.

Her 6 kullanıcıdan 4-5’inin fake/sahte/trol olduğu Twitter ayrı bir âlem. Resmi hesaplar daha çok bu alanı tercih ediyor.

Facebook nispeten daha gerçek kişilerin, Turgut Özal’ın tabiriyle orta direğin yer aldığı, gerçekçi anlık paylaşımların yapıldığı bir platform.  Bu iki alan için tam manasıyla iki farklı dünya desek abartmış sayılmayız.

Gençler daha çok Instagrama kaymış durumda. Diğer platformlarda öylesine yer alsalar da hepsinin birinci tercihi.

YouTube ise video vs. önem verenlerin tercihi.

Takibe takip yapanlarda olduğu gibi beğeniye beğeni ile cevap verenler olmakla birlikte o alanlarda daima var oldukları halde olduklarını hiç hissettirmeyen bir kesim de var.

Bu alanları kullanma amaçları da çok değişiklik arz ediyor.

Kimi bir yaşam tarzı olarak benimserken, bir kısım insanlar “buralarda neler oluyor, ne var-ne yok?” diye bakıyor sadece.

Gerçek kullanıcıların yüzde 6-7’lik kesimi kullandıkları platformu çok ciddiye alıyor.

Bilhassa dini ve milli içerikli paylaşımları standardize edip ritüel haline getirenler de var.

Yine kullanıcılardan bir kısmı iş durumuna/mesleğine göre hareket etmeyi tercih ediyor. İktidara/belediyelere işi düşecek olanlar bunu dikkate alarak beğeni ve yorum yapıyorlar.

Ortalıkta serseri mayın gibi dolaşıp sağı solu karıştıran, hiçbir ölçüleri ve kaybedecek bir şeyleri olmadığı için olur olmadık herksin canını sıkarak deşarj olmak için uğraşan bir kesim de var.

Bir de tuzu kuru denilen, göz önünde olan “elit” (!) bir kesim var.  (Bunların bazılarının paylaşımlarını kendilerinden ziyade başkaları görevlendirdikleri kişiler yapıyor)

Bazıları yorum yapmadan bu kesimin paylaşımına beğenileri destek yolunu seçiyor.

Bir kesim daha var ki onları söylemeden geçmeyeyim. Daha ziyade taşra diyebileceğimiz yerlerde “Kim kimi takip ediyor, kimin hangi tarzda paylaşımlarını beğeniyor” diye takip eden ve ettirenler var. Gerçek hayatta bazılarının yaptıkları beğeni/like ve yorumlarından mütevellit kulakları çekiliyor, hizaya getirilmeye çalışılıyor.

“Hayalet” konumunda olanlar ise pek çok sosyal medya platformunda yer alıyor, her şeyi takip ediyor ama hiçbir eylemde bulunmuyor. Yani kendileri ile ilgili hiçbir paylaşımda bulunmuyor, takip ettiklerinin paylaşımlarına da kayıtsız kalıyor; beğeni yapmıyor, ifade bırakmıyor, yorum yapmıyor.

Unutmada ilave etmeliyim.  Twitter ve Facebok’un her ikisinde de yer alanlardan bazısı farklı tavır sergileyebiliyor. Yani Facebook’taki standartları, farklı Twitter’da farklı.

Kabul “Yapay zeka” dönemindeyiz ama “yapay” olmak mecburiyetinde hiç değiliz.

Kendi oluşturduğumuz dünyadan farklı bir dünya ve dünyaların da olduğunu hatırımızdan çıkarmamak lazım.

Oyun falan oynayın ama oyun sizi oynamasın. Sosyal medya/teknoloji vs. kullanın ama onlar sizi kullanmasın.

Güzellikler ve huzur sizinle ve sevdiklerinizle olsun.