Sizin milletin inancıyla, kıyafetiyle ne işiniz var arkadaş?

Gerçekten artık bu hadsizlik seviyesini anlamakta zorlanıyorum.

Bir sürü ülke gezdim. Farklı toplumları, farklı kültürleri, farklı yaşam biçimlerini gördüm. Açık söyleyeyim; benim gördüğüm en güzel ve en özgür ülkelerden biri bizim ülkemiz.

Başörtüsü kullanan da var, kullanmayan da…

İnanan da var, inanmayan da…

Farklı hayatlar yaşayan da var, farklı düşüncelere sahip olan da…

Ve olması gereken de tam olarak budur.

Herkes kendi hayatını yaşayacak.

Herkes kendi inancını, kendi kıyafetini, kendi yaşam biçimini özgürce tercih edecek.

Kimsenin kimseye karışmaya, hakaret etmeye, aşağılamaya ve hele hele hedef göstermeye zerre hakkı yok!

Ama son dönemlerde bazı insanların özellikle inanç ve yaşam tarzı üzerinden toplumu birbirine karşı kışkırtmaya çalıştığını görüyoruz.

Bunu artık sadece “bir sosyal medya paylaşımı” diye geçiştirmemek gerekiyor.

Çünkü bazı paylaşımlar sadece hakaret değildir.

Bazı paylaşımlar toplumun sinir uçlarına dokunur.

Bazı paylaşımlar insanları karşı karşıya getirir.

Bazı insanlar da bundan beslenir.

İşte tam da bu nedenle herkes haddini bilmek zorunda!

BELEK'TEKİ GÖRÜNTÜLER NEDEN ÇEKİLDİ?

Bunun son örneği Antalya'nın Serik ilçesine bağlı Belek bölgesindeki bir halk plajında yaşandı.

Tesettürlü kadınlar izinsiz şekilde görüntülendi.

Yetmedi…

Bu görüntüler sosyal medyada paylaşıldı ve kadınların kıyafetleri ile dini hassasiyetleri üzerinden aşağılayıcı, hakaret içerikli ifadeler kullanıldı.

Bunun üzerine Serik Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen soruşturma başlatıldı.

Soruşturmanın, Türk Ceza Kanunu'nun 216. maddesinde düzenlenen “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçu kapsamında yürütüldüğü bildirildi.

Daha da dikkat çekici olan ise paylaşımın yurt dışından yapıldığının tespit edilmesi.

Polisin çalışmaları sonucunda, görüntüleri çeken ve sosyal medya hesabından paylaşan E.B. isimli şahıs ile arkadaşının 14 Ağustos'ta yurt dışına çıktığı ve söz konusu paylaşımın yurt dışından yapıldığı belirlendi.

Şimdi insan sormadan edemiyor:

Sen bu görüntüleri neden çekiyorsun?

Neden insanların özel hayatına giriyorsun?

Neden insanların inancını ve kıyafetini hedef alıyorsun?

Neden bir insanın tercihinden kendine bir mesele çıkartıyorsun?

SENİN ÖZGÜRLÜĞÜN NEREDE BİTİYOR?

Kimse sana “Sen neden başını örtmüyorsun?” diye hesap soruyor mu?

Kimse sana “Sen neden böyle giyiniyorsun?” diye plajda seni gizlice görüntüleyip sosyal medyada yayınlıyor mu?

Kimse senin hayat tarzını küçümseyerek seni toplumun önüne atıyor mu?

O zaman sen neden başkasının hayatına karışıyorsun?

Senin özgürlüğün, bir başkasının özgürlüğünü çiğnediğin yerde biter!

Bunu anlamak çok zor değil.

Özgürlük, sadece kendi istediğini yapabilmek değildir.

Özgürlük, senden farklı düşünen ve senden farklı yaşayan insanın da hakkına saygı gösterebilmektir.

Başörtülü bir kadın plaja gidemez mi?

Gider.

Denize giremez mi?

Girer.

Kendi inancına uygun şekilde yaşayamaz mı?

Yaşar.

Sana ne?

Seni ilgilendiren ne?

Kimse senin hayatına karışmıyorsa sen de başkasının hayatına karışmayacaksın!

BU SADECE BİR KIYAFET MESELESİ DEĞİL!

Burada asıl üzerinde durulması gereken konu çok daha büyük.

Bir insanın haberi ve rızası olmadan görüntüsünün alınması…

Sonra bu görüntünün sosyal medyada yayınlanması…

Ardından kişinin inancı ve kıyafeti üzerinden hakaret edilmesi…

Bu artık “fikir özgürlüğü” diyerek geçiştirilebilecek bir mesele değildir.

Elbette herkes istediği düşünceyi savunabilir.

Elbette herkes farklı yaşam biçimlerine sahip olabilir.

Elbette herkes eleştirebilir.

Ama eleştiri ile hakaret arasında çok büyük bir fark vardır.

Özgürlük ile hadsizlik arasında da…

İfade özgürlüğü ile nefret söylemi arasında da…

Kimse “Ben özgürüm” diyerek başka bir insanı aşağılamayı kendisine hak göremez.

Çünkü senin özgürlüğün, başkasının onurunu çiğneme özgürlüğü değildir!

NETİN İFŞASINDASIN!

Gerçekten merak ediyorum…

Bir insanın görüntüsünü izinsiz çekip yayınlayarak ne elde ettin?

Bir kadının kıyafetine hakaret ederek ne kazandın?

Bir insanın inancını küçümseyerek kendini daha mı üstün hissettin?

Kendinle gurur mu duydun?

“Bakın, ben ne kadar cesurum” mu dedin?

Yoksa toplumun bir kesimini diğerine karşı kışkırtmanın sana nasıl bir fayda sağlayacağını mı düşündün?

Netin ifşasındasın!

Çünkü burada ortaya çıkan şey cesaret değil.

Özgürlük hiç değil.

Bir başkasını hedef almak, onu küçük düşürmek ve insanların önüne atmak özgürlük değildir.

Bu olsa olsa büyük bir saygısızlıktır.

BU ÜLKEDE HERKESİN YERİ VAR!

Türkiye'nin güzelliği de zaten burada.

Başörtülü kadın da bu ülkenin insanıdır.

Başörtüsü kullanmayan kadın da…

Camiden çıkan da…

Başka bir yaşam tarzını tercih eden de…

Dindar olan da…

Farklı düşünen de…

Herkes bu ülkenin vatandaşıdır.

Kimsenin diğerinden daha fazla Türkiye'si yok!

Kimsenin bu ülke üzerinde başkasından fazla hakkı yok!

Benim istediğim de tam olarak bu.

Herkes birbirinin hayatına saygı göstersin.

Kimse kimsenin inancına, kıyafetine, yaşam tarzına dil uzatmasın.

Ama özellikle sosyal medyanın gücünü kullanarak insanları hedef gösterenlere de artık ciddi bir uyarı yapılması gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü sosyal medya artık sadece bir paylaşım alanı değil.

Milyonlarca insana ulaşan devasa bir mecra.

Orada yapılan bir hakaret, birkaç kişi arasında kalmıyor.

Bir anda binlerce, hatta milyonlarca insana ulaşıyor.

Bu nedenle sosyal medyada “yaptım oldu” dönemi bitmeli.

PROVOKASYONA DA NEFRETE DE GEÇİT YOK!

Ben açık söylüyorum:

Bu ülkenin insanlarını birbirine düşürmeye çalışanlara karşı çok dikkatli olmalıyız.

Kimse bizim inançlarımız üzerinden kavga çıkarmaya çalışmasın.

Kimse kıyafetlerimizi kullanarak toplumsal gerilim üretmesin.

Kimse insanların dini hassasiyetlerini hedef alarak provokasyon yapmasın.

Çünkü bu ülke böyle oyunları daha önce de gördü.

Türkiye'nin en büyük gücü, bütün farklılıklarına rağmen bir arada yaşayabilmesidir.

Bizim birbirimize düşmemizi isteyenler olabilir.

Bizim kavga etmemizi isteyenler olabilir.

Bizim birbirimize düşman olmamızdan medet umanlar olabilir.

Ama buna izin vermemek bizim elimizde.

HUKUK GEREKENİ YAPMALI!

Bu nedenle Belek'teki olayla ilgili başlatılan soruşturmanın sonucunu dikkatle takip etmek gerekiyor.

Eğer ortada bir suç varsa, hukuk gereğini yapmalıdır.

Kim olursa olsun…

Nerede olursa olsun…

Paylaşımı Türkiye'den mi, yurt dışından mı yaptığına bakılmaksızın…

Hukukun karşısına çıkması gereken çıkarılmalıdır.

Çünkü mesele sadece birkaç kadınla ilgili değildir.

Mesele, toplumda insanların birbirinin inancına ve yaşam tarzına saygı gösterip göstermeyeceği meselesidir.

Mesele, sosyal medyanın bir hakaret ve hedef gösterme alanına dönüştürülüp dönüştürülmeyeceği meselesidir.

Mesele, bu ülkenin insanlarının huzur içinde yaşayıp yaşayamayacağı meselesidir.

Benim çağrım çok açık:

İnsanların inancıyla uğraşmayın!

Kıyafetiyle uğraşmayın!

Hayatına karışmayın!

İnsanları izinsiz görüntüleyip hedef göstermeyin!

Hakaret etmeyin!

Toplumu birbirine düşürmeye çalışmayın!

Ve en önemlisi…

Bu ülkenin insanlarının sabrını, kardeşliğini ve sağduyusunu sınamayın!

Çünkü bu ülke hepimizin.

Başörtülünün de…

Başörtüsüzün de…

İnananın da…

İnanmayanın da…

Ve hiç kimsenin, kendi hayat tarzını başkasına dayatmaya hakkı olmadığı gibi, kendi özgürlüğünü bahane ederek başkasının inancına ve onuruna saldırmaya da hakkı yoktur.

Özgürlük istiyorsan önce başkasının özgürlüğüne saygı duyacaksın.

Demokrasi istiyorsan senden farklı olana tahammül edeceksin.

Hukuk istiyorsan önce hukukun sınırlarını bileceksin.

Ve bu ülkenin huzurunu istiyorsan…

Provokasyona, nefrete ve toplumu birbirine düşürme çabalarına asla prim vermeyeceksin!