35 yıldan fazla bir süredir Türkiye'de yaşayan ve yayınlanan 4 kitabını da Türkçe kaleme alan İgual, ABD/İsrail-İran savaşı sürecinde tekrar gündeme gelen Batı medyasındaki İran algısını AA muhabirine değerlendirdi.
İgual, Batı'da İran hakkında konuşan ve karar vermek isteyen bazı kesimlerin ülkeye dair doğrudan deneyimlerinin bulunmadığını belirterek, 'İranlıların ne yapması gerektiğine Batı'nın karar vermesi isteniyor. İran'a 40 yıldır bir kere bile gitmemiş ancak Farsça konuşabilen bir kesim Batı'da İran için karar verilmesini talep ediyor.' dedi.
ZİHİN MÜHENDİSLİĞİ YÜRÜTÜLÜYOR
Batı bloğunun İran'a yönelik politikalarında 'rejim karşıtı bir ses oluşturma' çabasının öne çıktığını dile getiren İgual, bu yaklaşımda hedefin bir kişi ya da sistemden ziyade birlik ruhu olduğunu ifade etti.
İgual, 'Batı bloğu güçlü bir rejim karşıtı ses oluşturmaya çalışıyor. Bunun kime karşı olduğu çok önemli değil, rejime karşı olması yeterli görülüyor. Para ödeyip izlediğimiz Hollywood ve Batı dizilerinde de bunu açıkça görüyoruz. Teröristler, kaçakçılar ve suçlular sürekli bu coğrafyadan gösteriliyor.' diye konuştu.
Batı medyasının İran diasporasını da belirli bir çerçevede sunduğunu savunan İgual, algı yönetiminin bu süreçte önemli rol oynadığını ifade etti.
İgual, 'Yurt dışında yaşayan muhalifler arasından en uç ve provokatif sesler seçilip öne çıkarılıyor ve sanki tüm diaspora bu şekildeymiş gibi bir algı oluşturuluyor. Aynı durum İran için de geçerli. İran tarihi, sosyolojisi ve politikasıyla birlikte adeta bir 'İran mühendisliği' yürütülüyor. Bu süreç yaklaşık 47 yıldır devam ediyor.' değerlendirmesinde bulundu.
İran'a uygulanan yaptırımlara da değinen İgual, bu politikaların doğrudan halkı etkilediğini söyledi.
İgual, 'İran'a 47 yıldır ambargo uygulanıyor ve bunu uygulayan ülke Amerika. Aynı Amerika, İran halkını özgürleştireceğini söylüyor. Ancak ambargolar yöneticilerden çok halkı ezer. 47 yıldır halkı zorlayan bir anlayışın özgürlük getirmesi de tartışmalıdır.' ifadelerini kullandı.
“DİASPORAYA YÖNELİK ÇOK CİDDİ BİR MEDYA DESTEĞİ GÖRÜYORUZ”
İran diasporasının farklı gruplardan oluştuğunu vurgulayan İgual, bu çeşitliliğin Batı medyasında yeterince yansıtılmadığını belirtti. İgual, şöyle devam etti:
'Diaspora içinde monarşistler, seküler demokratlar, ekonomik nedenlerle göç edenler, sert rejim karşıtları ve apolitik kesimler var. Ancak özellikle Batı ile temas halinde olan ve kendini seküler demokrat olarak tanımlayan bazı gruplar, muhalif kimlikleri üzerinden öne çıkıyor. Bu durum onlar için aynı zamanda bir görünürlük ve statü alanı oluşturuyor.'
Son savaştaki gelişmeler sırasında öne çıkan diaspora figürlerine de değinen İgual, bu kişilerin medya görünürlüğünün bilinçli şekilde artırıldığını belirterek, 'İran-ABD/İsrail savaşında öne çıkan diasporaya yönelik çok ciddi bir medya desteği görüyoruz. Bunların medyada görünürlüğü tabii ki siyonizm ve emperyalizm kaynaklı. Bu sesleri gür çıkanlar daha çok seçilerek dünya kamuoyuna duyurulmaya gayret ediliyor.' diye konuştu.
Batı merkezli bazı medya kuruluşlarının İran'a yönelik yayın politikalarını da eleştiren İgual, bu platformların uzun yıllardır belirli bir söylemi yaydığını ileri sürdü.
İgual, İran'a yönelik başlatılan savaşın bir de medya ayağı olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:
'20 yıldır hiçbir İranlıdan bir kuruş almayan, program yapan Iran International, Voice of America ve Manoto TV gibi kanalların neyi nasıl dizayn ettiğini tahmin edin. Zihin terörü gerçekleştiriyorlar, bu beyin yıkamanın çok ötesinde bu. Beyin yıkamayı ise dizilerle giyim kuşamla, belgesellerle yapıyorlar. Tamamen yalan yanlış haberlerle ise insanların beynini dizayn etmeye çalışıyorlar.'
Batı'nın özellikle bölgedeki kötü niyetli ve tek taraflı yaklaşımına dikkat çeken İgual, 'Sünni ve Şii bunlar için aynı potada eritilir. Sünni de düşmandır, Şii de düşmandır. Ve en önemlisi bu iki tarafı önce birbiriyle kırdırmak, sonra hesaplarını tutmak ve bir şekilde bunları yok etmek istiyorlar.' dedi.



