Fuar için Barselona’dayım.

Tam geldiğim günlerde ilginç bir atmosfer oluştu. İspanya hükümetinin ABD’ye yönelik sert açıklamaları ve özellikle İsrail’e karşı Filistin konusunda aldığı net tavır, Türkiye’de sosyal medyada bambaşka bir karşılık buldu.

X’e bir baktım…

Bir anda “İspanya kardeş ülke” ilan edilmiş.

Biz Türkler bazen böyleyiz.
Bir yerde vicdani bir duruş görürsek, gönlümüz hemen ısınıverir.
Dün uzak gördüğümüz bir ülkeyi bugün bir anda “bizden biri” sayabiliriz.

Bu biraz bizim kültürümüzün de bir parçası aslında.
Adalet duygusu ve mazlumdan yana tavır görünce gönül kapıları hızlı açılıyor.

Ama Barselona’da dolaşırken şunu fark ettim:
Türklerle İspanyolların düşündüğümüzden daha fazla ortak noktası var.

İki millet de tarih boyunca büyük imparatorlukların mirasını taşıyor.
İki millet de Akdeniz insanı.
Sıcak kanlı, duygusal ve güçlü bir tarih bilincine sahip.

Ve ikisi de zaman zaman Batı’nın merkezinde ama tam ortasında olmayan ülkeler.

Bu yüzden belki de birbirimizi anlamamız kolay oluyor.

Fuarın Kapısında Protesto

Geldiğim fuar merkezinin önünde ise bambaşka bir tablo vardı.

Fuarın girişinde bir protesto…

Sebep?

Fuarın içinde İsrailli firmalara yer verilmesi.

İsrail’in Gazze’de yürüttüğü savaş nedeniyle birçok aktivist ve sivil toplum grubu fuar merkezinin önünde tepki gösteriyordu. Pankartlar açılmış, sloganlar atılıyor.

Bir tarafta ticaret dünyası, teknoloji, girişimcilik…

Diğer tarafta sokakta yükselen bir vicdan sesi.

Modern dünyanın garip bir ikilemi bu aslında.
Salonların içinde ekonomi dönüyor, kapının dışında insanlık tartışılıyor.

Barselona Sokaklarında Tanıdık Bir Hava

Barselona sokaklarında gezerken bir şey daha dikkatimi çekti.

Şehir çok Avrupalı ama aynı zamanda çok Akdenizli.

İnsanlar konuşkan.
Sokaklar canlı.
Kafeler dolu.

Bir noktada kendimi kendi topraklarımda yürüyormuş gibi hissettim desem abartmış olmam.

Belki de Akdeniz’in ortak ruhu bu.

Sagrada Familia ve Kapadokya

Ve tabii Barselona’nın sembolü…

Sagrada Familia.

Dünyanın en ilginç mimari eserlerinden biri.
Gaudi’nin başyapıtı.

Bu devasa yapıya bakarken rehberlerden birinin söylediği bir detay dikkatimi çekti.

Gaudi’nin mimari esin kaynaklarından biri doğanın kendisi.
Ve özellikle Anadolu’nun bazı doğal oluşumları.

Kapadokya’daki peri bacalarının, Sagrada Familia’nın kulelerinin formuna ilham verdiğine dair güçlü bir mimari yorum var.

Gerçekten de dikkatli bakınca o benzerliği görmek mümkün.

Kapadokya’nın göğe doğru yükselen kaya sütunları…

Ve Barselona’nın ortasında göğe uzanan Sagrada Familia kuleleri.

Anadolu’nun doğası ile Katalonya’nın mimarisi arasında kurulan görünmez bir bağ.

Sonuç

Barselona bana şunu hatırlattı:

Dünya sandığımızdan daha küçük.

Bir ülkede alınan bir siyasi tavır Türkiye’de sosyal medyada yankı bulabiliyor.

Bir fuarın kapısında yükselen protesto, küresel vicdanın sesi olabiliyor.

Ve Kapadokya’da yükselen bir kaya formu, binlerce kilometre ötede bir katedralin mimarisine ilham verebiliyor.

Bazen uzak sandığımız coğrafyalar arasında görünmez köprüler vardır.

İspanya’da dolaşırken hissettiğim şey de tam olarak buydu:

Akdeniz’in iki ucunda yaşayan iki halk…
Sandığımızdan çok daha fazla benziyoruz.

Kardeş ülke İspanya’dan selamlar.