CHP son birkaç yılda çok hızlı bir dönüşümün içine girdi.

Ama bu dönüşüm, bir yenilenme değil…
Bir savrulma.

Öyle ki bugün CHP’nin içinde “Atatürkçü” diye tarif edilebilecek kadroların neredeyse kalmadığını söylemek abartı olmaz. Atatürk’ü referans alan ama o referansın içini dolduramayan, hatta zaman zaman o ismi bir kalkan gibi kullanan bir yapı ortaya çıkmış durumda.

Biz bunu uzun süredir söylüyoruz.

CHP yönetiminde yer alan birçok ismin iç ve dış siyaset konularında ne kadar zayıf olduğunu, ülke gündeminden ne kadar kopuk olduklarını defalarca yazdık. Siyaseti bir vizyon meselesi olarak değil, kişisel kariyer alanı olarak gören bir anlayış hâkim.

Dolayısıyla bugün geldiğimiz noktada CHP, omurgasını ve yön duygusunu büyük ölçüde kaybetmiş durumda.

İddiası yok.
Hedefi yok.
Ve en önemlisi…
Kendi kurucu değerleriyle kurduğu bağ zayıflamış.

Siyaseten “bitkisel hayat” benzetmesi belki ağır ama tabloyu anlatmak için yanlış da değil.

Bir Soru

Son günlerde yaşanan bir gelişme var ki…

İnsanı gerçekten düşündürüyor.

Şöyle bir soru sormak gerekiyor:

Eğer bugün Atatürk hayatta olsaydı,
Arif Kocabıyık gibi bir ismin partiye kabul edilip rozet takılmasına nasıl bakardı?

Benim cevabım net:

Kabul etmezdi.

Çünkü siyaset sadece taraftar toplama işi değildir.
Siyaset bir seviye, bir dil, bir karakter meselesidir.

Millete hakaret eden, toplumu tahrik eden, siyasetin en temel ahlaki sınırlarını zorlayan bir profilin, “üye kazandık” diye partiye dahil edilmesi bir kazanım değil, aksine ciddi bir zafiyettir.

Mesele Sadece Bir İsim Değil

Burada mesele Arif Kocabıyık’ın şahsı değil.

Mesele, o ismi partiye dahil edebilen zihniyet.

Özgür Özel bu kararı hangi siyasi akılla aldı?

Hangi ihtiyaç böyle bir tercihi zorunlu kıldı?

Siyaset, her geleni içeri almak değildir.
Siyaset, kimin dışarıda kalacağını da bilmektir.

Bir Not Düşeyim

Ben hayatımda CHP’ye oy vermedim.

Çizgisi, yaklaşımı, siyasi dili benim dünyamla örtüşmez.
Ve açık konuşayım, bundan sonra da oy vereceğimi düşünmüyorum.

Ama şuna inanırım:

CHP bu ülkenin önemli bir kesimini temsil eder.

Milyonlarca insan kendini o partiye yakın hisseder.
Bu yüzden o partiye ve o seçmene karşı bir saygı sınırını korumak gerektiğini düşünürüm.

Ama Bugün…

Bugün ortaya çıkan tablo, o saygıyı zorlayan bir noktaya gelmiş durumda.

Çünkü bir siyasi parti sadece politikalarıyla değil,
kadrolarıyla ve tercihlerinin kalitesiyle de değerlendirilir.

Ve bugün CHP…

Kendi temsil ettiği değerlerle çelişen isimleri bünyesine katarak,
kendi kendini küçülten bir görüntü veriyor.

Bazen bir tercih, bir partinin gittiği yönü anlatır.

Bu da öyle bir tercih.

Ve açık konuşalım:

Arif Kocabıyık gibi bir profil,
sadece CHP için değil…

Türkiye’deki hiçbir ana akım siyasi yapı için taşınabilir bir yük değildir.