​Orda Doğu’da kartların yeniden karıldığı, Türkiye’nin ise hem sınır içinde hem de bölgesel ölçekte "Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge" vizyonuyla ezber bozduğu bir dönemden geçiyoruz. Ankara’nın terör bataklıklarını kurutma ve bölge halklarını huzura kavuşturma kararlılığı, her zaman olduğu gibi yine küresel ve bölgesel statükonun nöbetçilerini rahatsız etmiş durumda. Bunun son ve en çarpıcı örneği, İsrail merkezli i24 News kanalının yayınladığı sözde "özel dosya" haberle bir kez daha önümüze kondu.

​Kanalın iddiasına göre; İran’da bir rejim değişikliği dalgası yaratmak amacıyla terör örgütü PKK’nın İran kolu PJAK’a, muhalif Kürt gruplara ve çeşitli terör uzantılarına gizlice silah aktarılmasını öngören devasa bir plan yapılmış, ancak bu plan Türkiye tarafından bozulmuş. Haberde, İran’ın terör listesindeki ASMLA lideri Said Hamidan ve Tel Aviv Üniversitesi’nden Dr. Hay Eytan Cohen Yanarocak gibi isimlerin görüşlerine dayanılarak, Türkiye adeta "Kürtlerin bölgedeki kazanımlarını ve İran’ı ele geçirmesini engelleyen aktör" olarak lanse ediliyor.

​Peki, İsrail medyasının apar topar servis ettiği bu algı operasyonunun arkasındaki gerçek ne? Satır aralarını okuduğumuzda karşımıza tek bir merkezden yönetilen kirli bir nifak stratejisi çıkıyor.

​Birinci Hedef: "Terörsüz Bölge" Vizyonunu Baltalamak

​Türkiye, uzun süredir sınır ötesindeki terör koridorlarını parçalamakla kalmıyor; bölgedeki Kürt, Arap, Türkmen tüm halkların huzur içinde yaşayabileceği terörden arındırılmış bir iklim inşa etmeye çalışıyor. İsrail medyası ise bu tür sipariş haberlerle, Türkiye’nin terörle mücadelesini manipüle ederek küresel kamuoyunda "bölgesel istikrarı bozan" bir pozisyona oturtmaya yelken açıyor. Amaç net: Türkiye’nin bölgeyi terör örgütlerinden temizleme yürüyüşüne takoz koymak.

​İkinci Hedef: Türkiye ile Kürtlerin Arasına Nifak Sokmak

​Haberin en sinsi tarafı, Türkiye’yi "Kürt karşıtı" gibi gösterme çabası. Sınır hattında binlerce Kürt evladını PKK/PJAK gibi eli kanlı taşeronların pençesinden kurtarmak için mücadele eden Ankara, bu haber üzerinden "Kürtlerin önünü kesen güç" olarak hedefe konuluyor. Türkiye’nin itirazı ve mücadelesi hiçbir zaman Kürt kardeşlerimizle olmamıştır; Türkiye’nin mücadelesi, Kürtlerin adını kullanarak bölgeyi kana bulayan terör baronlarıyladır. İsrail medyasının yapmaya çalıştığı şey, tarihsel ve kültürel bağları olan iki kadim unsuru karşı karşıya getirerek yeni bir nefret iklimi yaratmaktır.

​En Büyük Hakaret: Kürt Halkını "İşbirlikçi" Gibi Göstermek

​Bu senaryonun en ahlaksız boyutu ise doğrudan Kürt halkına yönelik gizli bir aşağılamadır. i24 News ve arkasındaki akıl, Kürtleri sürekli olarak ABD ve İsrail’in jeopolitik çıkarları için kullanılmaya hazır, kendi ülkelerine ve komşularına ihanet etmeye teşne bir toplulukmuş gibi resmediyor. Kürt halkını emperyalizmin bölgedeki kullanışlı bir maşası, "silah aktarılacak bir taşeron" derekesine indirgeyen bu yaklaşım, asıl Kürt halkının onuruna ve iradesine yapılmış büyük bir saldırıdır. Bölgenin onurlu Kürt halkı, batılı başkentlerin veya Tel Aviv’in harita oyunlarında birer piyon olmayı asla kabul etmemiştir ve etmeyecektir.

​Sonuç

​İsrail medyasının bu "çarpıcı detaylar" soslu manipülasyonu, bölgede kurulmak istenen yeni terör tezgahlarının deşifre olmasından kaynaklanan bir panik dalgasıdır. Türkiye’nin feraseti ve dik duruşu, bölgeyi etnik ve mezhepsel savaşlarla yüz yıl daha geriye götürmek isteyenlerin planlarını bozmaya devam edecektir. Ne Kürt halkı bu bayatlamış emperyalist oyunlara prim verecek ne de Türkiye "Terörsüz Bölge" kararlılığından bir adım geri atacak.