İster gastronomi deyin ister sağlık ister girişimcilik ya da kültür… Kadın eli değen her alanda disiplin, süreklilik ve dayanıklılık hissediliyor. 8 Ocak’ta düzenlenen Kadın Girişimciler Zirvesine 500’ün üzerinde girişimci kadının başvurmuş olması bile tek başına çok şey anlatıyor.

Kadınların yükselişi her alanda

Kadın, tarımsal üretimde, klinikte, mutfakta ve atölyede kendini gösteriyor. Bakırköy İncirlide, Dr. Esra Çetin Timur ve Dr. Arzu Özkan’ın iki girişimci kadın hekim olarak tamamlayıcı tıp alanında nitelikli bir mekân açmaları, İstanbul Güngören’de Buse Pehlivanlar’ın babası Kemal Usta ile açtıkları restoran ve son olarak Aydın’da “Ne Varsa Ege’de Var” konseptiyle hareket eden iki kardeşin, Pelin Görgün Evran ve Didem’in hikâyesi.

Tüm bu hikâyeler bize şunu söylüyor: Kadınlar artık kurucu, dönüştürücü ve yön veren konumdalar.

Ve evet, zirvedeler.

Dr. Esra Çetin Timur ve Dr. Arzu Özkan

Bakırköy İncirli’de, şehrin aceleci adımlarına inat, dinginliğiyle nefes aldıran bir kapı aralanıyor. Gülce Apartmanı’nın davetkâr ışıklı tabelasında Dr. Esra Çetin Timur ve Dr. Arzu Özkan’ın isimleri tıbbı, insanın bütünlüğü içinde ele alan yeni bir anlayışı temsil ediyor. Her ikisi de modern tıbbın disiplininde yetişmiş, yıllarını bilimsel bilgiye ve klinik deneyime adamış hekimler… Onlar için insan bedeni, ruh, enerji ve doğayla ayrılmaz bir bütün. İşte Dr. Sadi Konuk Devlet Hastanesi’ne yürüme mesafesindeki bu yeni muayenehane, tam da bu bütüncül bakışın mekâna dönüşmüş hâli.

Modern tıbbın yanında kadim bilgelik

Binlerce yıl boyunca şifa; toprakta, bitkide, nefeste ve dokunuşta arandı. Bugün “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp” (GETAT) olarak adlandırılan bu yöntemler, kadim bilgeliği modern bilimin süzgecinden geçirerek yeniden insanlığın hizmetine sunuyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün de benimsediği bu yaklaşım, sağlığı bir denge hâli olarak tanımlıyor. Hekimlerin muayenesinde uygulanan yöntemler, modern tıbbın alternatifi değil; onunla yan yana yürüyen, eksik kalan alanları tamamlayan destekleyici yollar sunuluyor.

· Kupa terapi, bilinen adıyla hacamat, dolaşımı canlandıran bir etki,

· Ozon terapi, hücrelere yaşam enerjisi taşıyarak yenilenme desteği,

· Hirudoterapi, sülük tedavisi, yüzyıllardır bilinen enzimatik etki,

· Hipnoz, bilinçaltına açılan kapısıyla stres gibi rahatsızlıklara iyileştirici etki,

· Mezoterapi, mikro enjeksiyonlarla ağrıdan estetiğe uzanan desteği

· Fitoterapi, bitkilerin şifa gücünü bilimsel verilerle buluşturma,

· Akupunktur, bedenin enerji hatlarını dengeler ve ağrı gibi alandaki desteği,

Şifaya dair yeni bir bakış

Bu muayenehane, “sağlık” kavramının yeniden düşünüldüğü bir durak. Burada hastalık, bir belirti listesi olarak ele alınmıyor. Beden, ruh ve çevre bir bütün olarak değerlendiriliyor. Hekimlerin yaklaşımı; modern tıbbı dışlamadan, geleneğin ve doğanın bilgisini kucaklayan dengeli bir yol öneriyor. Şehrin yorgun temposu içinde bedenine ve ruhuna yeniden temas etmek isteyenler için burası bir davet. Şifa, doğanın, bilginin ve insan ruhunun derin hafızasında aranıyor.

Pideci Kemal Usta Lokantası

Bazı hikâyeler vardır; hayatın beklenmedik virajlarında yön değiştiren insanların sessiz ama derin direncini taşır. Pideci Kemal Usta’nın hikâyesi de unun, ateşin ve emeğin arasına sinmiş bir aile hafızasına dayanır. Bu hafızanın merkezinde ise genç bir kadın girişimci Buse Pehlivanlar durur.

Buse Pehlivanlar’ın hikâyesi

Üniversitede anestezi teknisyenliği eğitimi almış, mezuniyetinin ardından pandemi gibi zorlu bir döneme denk gelen genç bir kızın hikayesi. Hastanelerin deneyim şartı, KPSS’deki yüksek puana rağmen gerçekleşmeyen bir atama… Buse Hanım, beklemek yerine, ailesinin yarım asrı aşan pidecilik geleneğini yeniden ayağa kaldırmayı seçiyor. Bu onu bir kadın girişimciliğinin sessiz ama sağlam örneklerinden biri hâline getiriyor. İşletme resmî olarak üzerine kayıtlı. Finansal yönetim ve planlama Buse Hanım’da. Babasının 25 yıllık ustalığıyla kendi eğitimli bakış açısını buluşturuyor ve erkek egemen bir esnaf kültüründe, genç bir kadın olarak işletmenin direksiyonuna geçiyor.

Bu restoranın kökleri daha derinde

Dede Cemal Pehlivanlar’dan devralınan 50–60 yıllık bir gelenek, bugün Kemal Usta’nın ellerinde yaşamaya devam ediyor. Kemal Pehlivanlar’ın mesleki yolculuğu da kolay olmamış. Bir aile şirketinin kapanmasının ardından sektöre en alt kademeden, bulaşıkçılıktan giriyor. Yirmi yılı aşkın süre boyunca mutfakta emek verdikten sonra kendi ailesiyle kurduğu lokantada mesleğinin en sahici noktasında. En büyük desteği ise “sağ kolum” dediği kızı.

Bir pideciden fazlası

Karadeniz mutfağı, Trabzon usulü, Giresun usulü ve yapımı ustalık isteyen Samsun (Bafra) pideleri aynı hamurda buluşur. Standart kuşbaşılı pideler yerine, yöresel kimliği güçlü kavurmalı pide öne çıkarılır. Her gün sulu yemek de kaynar. Erzurum İspir’den özel getirilen fasulyeyle yapılan kuru fasulye, Rize usulü kavurma ve günlük güveç… Sinop mantısı ise ailenin memleketine açılan bir parantez gibi. Yemekler annenin elinden çıkar, pideler ise Kemal Usta’nın küreğinde şekillenir. Buse Hanım mutfağın görünmeyen ama belirleyici yerinde: malzeme tedariği, kalite kontrolü ve denge. Ona göre başarının yarısı, un, maya, pastırma ve kaşar peynirinde gizli. Daha fazla tabela yerine, aynı lezzeti korumayı seçerler. Büyüme, babasının emeğini taşıyacak daha büyük bir mekân ve doğru bir semt. Beylikdüzü bu hayalin adı.

“Ne Varsa Ege’de Var”

Bazı yolculuklar bir hayattan başka bir hayata doğru yapılır. “Ne Varsa Ege’de Var” tam da böyle. Pandemi sonrasında, profesyonel iş hayatının temposunu geride bırakıp 2021 yılında Aydın’ın bereketli topraklarına yerleşen iki kardeşin, Pelin Görgün Evran ve Didem’in hikâyesi… Toprağa, zamana ve sofraya duyulan derin bir saygının ifadesi.

Sağlıklı gıda, bir tercih değil

Adanalı bir ailenin çocukları olarak eğitim hayatlarını Adana’da tamamlayan iki kardeş, sağlıklı gıdanın bir tercih değil, bir sorumluluk olduğunu farkeder. Kendi çocuklarının tabağına koymayacakları hiçbir ürünü başkasına sunmama ilkesi, bu yolculuğun pusulası olur. Böylece Ege’nin kalbinde, amatör bir ruhu koruyarak ama profesyonel bir çalışma disipliniyle üretmeye başlarlar. Aydın’da kurulan küçük ama iddialı bir mutfakta Ege’nin yöresel lezzetleri mevsiminde taze olarak hazırlanır; yıl boyunca ise ev tipi konservelerle sofralara taşınır. Üretim anlayışı nettir: Yöresel ürünler doğrudan üretilir.

Yüzün üzerinde doğal ürün

Bugün “Ne Varsa Ege’de Var”, yüzün üzerinde ürünle Türkiye’nin dört bir yanına ulaşır. Enginardan zeytinyağına, tarhanadan salçaya; unutulmaya yüz tutmuş koruk ekşisinden el yapımı erişteye, Ege otlarından yemeye hazır enginar salatalarına kadar uzanan geniş bir ürün yelpazesi sunar. Bu çeşitlilik, Ege’nin yaşayan bir mutfak kültürü olduğunu hatırlatır. Satış kanalları da bu çağın gereklerine uyumlu web sitesi ve Instagram üzerinden yapılır. Tüm Türkiye’ye kargo gönderimi sağlanır. Sadece bireysel müşterilere değil; otel ve restoranlara da özel üretimler yapılır. Böylece Ege’nin doğallığı, profesyonel sofralara da taşınır.

İşin merkezinde güven var

%100 müşteri memnuniyeti garantisi, katkı ve koruyucu madde kullanılmayan geleneksel üretim yöntemleri vs. Tüm bunlar, markanın etik duruşunu tamamlayan unsurlar. Ancak belki de en kıymetlisi, müşterilerle kurulan samimi, saygılı ve çözüm odaklı iletişim. Marka bize şunu fısıldar: Doğallık, bazen en büyük cesaret. Hızlı tüketimin ve yapay tatların arasında, yavaşça kaynayan bir tencerenin başında durmayı seçmek. Bu yüzden Ege’nin hafızası ve toprağın cömertliği iki kardeşin inancıyla sofralara taşınıyor.