Kaos, karmaşa.
Niye?
neden?
Niçin?....
Vermezsen Nobel Barış Ödülü'nü Trump' da katliam, kaos ödülüne oynar...
Öylede oluyor.
Barıştırmaktan beklediği forsu yakalayamayan Trump döndü özüne...
Bu yazıyı yazarken gözüme Dünyaca ünlü Aktör Mark RUFFALO'nun bir ödül töreninde Trump ile ilgili sarfettiği sözleri görmezden gelemedim;
"Hüküm giymiş bir suçlu, tecavüzcü ve Pedofili. O dünyanın en aşağılık adamı."
Trump'un kolkala olduğu diğer adama bakıyorsunuz, oda Filistin'de katliam yapıyor!
Bu adamlar başlarında huni, dünyaya kafa tutuyor...
Yandı gülüm keten helva...
Tuhaf olan bir başka gerçekte şu;
Üç, beş dünya lideri, milyarlarca insanı hiçe sayıp, insan ve insanlığı katlediyor, "canım öyle istedi bugün" edasıyla bir lider başka bir ülkenin liderini yatağından eşiyle birlikte alıp, kendi ülkesinde yargılıyor, diğer ülkenin bazı liderleri sadece kınama mesajları yayınlıyor, uluslararası hukuk, uluslararası insan hakları falan filan işlemiyor...
Uluslararası Hukuk iflas, Güçler Hukuku hüküm sürüyor.
Konu biz yada orta doğu olunca ne hikmetse bu işlemeyen uluslararası hukuk vs fena işliyor....
Filistin'i katleden adamı eşiyle yatağından pijamaları ile almaya yeltende gör, nasıl hortluyor uluslararası Adalet ve halkların barışı...
Niye?
Çünkü düşman devletlerin, dahası haçlı zihniyetinin derdi hiç bir zaman dünya barışı olmadı da ondan.
Dert belli,
"Bizim olmayan kimsenin olamaz"
O zaman neymiş mesele,
Mesele, düşman devletin sahip olmadığı, hakim olmadığı yerler tukaka...
Olacak ki şiddet, silahlar, mermiler satılsın,
akacak ki kan, ilaç, sağlık malzemeleri, petrol vs satılsın.
Satsın ki batılı vampirler beslenmeye devam etsin...
Vel hasılı yüz yıllardır değişmeyen şey Haçlıların Müslümanlarla olan savaşı...
Evet, düşman batılı devletler böyle.
Eskiden de böylelerdi, şimdide böyleler,
yarında böyle olacaklar. Emeli olan devletlere kendi ürettikleri 'çakma' özgürlük ve demokrasi pazarlayarak o devletlerin toplumlarını kendi yönetimlerine karşı kışkırtacaklar.
Daha önce Libya, Irak, Ortadoğu'nun bir çok yerinde yaptıkları gibi.
Kırılma noktası da tam olarak burası.
Batının bu sahte ve çakma hallerine bu toplumların inanıp oyuna gelmesi.
İş işten geçince de malesef pişmanlık fayda etmiyor...
Neymiş o zaman diğer mesele?
Mesele, düşmanın bu oyununa gelmemek.
Bunun içinde kendi olanımızı, kendi değer ve kendi kültürümüzle güncelleyip güçlendirmekmiş....
Filistinli çocuklara yaşatılan vahşetten insanlık dersleri almakmış...
Annesi yerine ölüme giden çocuklar gördük Filistin'de.
İnanmanın gücünü bize gösteren çocuklar gördük.
Ve yaşamanın kıymetini bize canlarıyla öğreten çocuklar gördük Filistin'de.
Dünya ya insanlık dersi veren çocuklar...
Düşman devlete yalvarmayan, "sana sığınıp yalvaracağıma ölürüm" diyen dik ve onurlu çocuklar...
İnsan olmak, böylesi bir vahşeti kınayarak izlemekse, insan olmak günahsız çocukların ölümüne gözlerini kapatmaksa dünya yaratıklar tarafından istila edilmiş durumdadır.
İrkilip gelmezsek kendimize insanca yaşayacak bir dünyamız malesef olmayacak...
Bu ilk yazım okuyucuyla bir merhaba, bir selamlaşmaydı.
Hoş buldum
Hoş geldiniz...