ABD'nin borç senetlerini elinde tutanlar, aynı zamanda ülkenin enerji müşterileridir.

Bu bir tesadüf değil.

Japonya ve Güney Kore, ABD LNG (sıvılaştırılmış doğal gaz) sevkiyatlarının yapıldığı en büyük iki destinasyondur.

Tayvan, bölgesel risklerden uzaklaşarak kaynaklarını çeşitlendirmeye çalışırken uzun vadeli ABD LNG alım anlaşmaları imzalıyor.

Hindistan, ABD ham petrolünün en hızlı büyüyen alıcılarından biri haline geldi.

Bu listedeki Avrupalı ​​ülkeler; Belçika, Fransa, İrlanda, Lüksemburg, Rus boru hattı gazının kullanılamaz hale gelmesiyle birlikte rotasını hızla ABD LNG'sine çeviren bir bloğun parçasıdır.

Bu bir tesadüf değil ve açıkça ifade etmekte fayda var. ABD borçlarını ellerinde tutarak ülkenin bütçe açıklarını finanse eden aynı ülkeler, çoğu durumda, ışıklarını yakmak ve sanayilerini ayakta tutmak için ABD enerji ihracatına yapısal olarak bağımlı durumdalar.

Suudi Arabistan ve BAE de bu listede yer alıyor; ancak onlar enerji ithalatçısı değil, ihracatçısı konumundalar. Dolayısıyla ellerindeki kozun yönü farklı; İran ile olası bir savaşa bakmak bunu anlamak için yeterli olacaktır.

Çin ise işin içine giren belirgin ve öngörülemez bir değişken; enerjiye büyük ölçüde bağımlı olsa da daha “esnek” bir yapıya sahip. Washington'ın alışılagelmiş baskı araçlarının tam olarak işlemediği tek ilişki türü de işte bu yüzden Çin ile olandır.

Bunların hiçbiri, ABD'nin bu kozları gelişigüzel bir şekilde kullandığı anlamına gelmiyor.

Ancak buna benzer bir grafik paylaşıldığında, borç sahipliği boyutu resmin yalnızca yarısını oluşturuyor.

İşin arka planındaki enerji bağımlılığı ise, kimin gerçek pazarlık gücüne sahip olduğunu ve kimin olmadığını asıl açıklayan kısımdır.

Stratejik Zayıflık: ABD'nin Kritik Mineral Karnesi…

Peki ABD için hayati öneme sahip ürünleri- mineralleri ABD nereden ithal ediyor?

ABD, 11 kritik mineralin tamamını %100 ithal ediyor.

Uranyumda bu oran %99 seviyesinde.

Bu, USGS'in (ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu) 2026 mineral raporundaki manşet bilgisi.

Ancak asıl dikkat çekici husus, ABD'nin bu ürünleri kimden satın aldığı.

Çin; grafit, tantal, itriyum, bizmut, antimon ve tungsten konusunda bir numaralı tedarikçi konumunda.

Yine de gümrük belgelerinde görünen ülke, mineralin asıl kaynağı olmayabiliyor.

ABD'nin galyum ihtiyacının büyük kısmı Kanada'dan geliyor.

Oysa dünya galyum üretiminin büyük bölümünü hala Çin gerçekleştiriyor.

Bu durum kritik önem taşıyor çünkü Pekin, söz konusu mineralleri halihazırda bir koz olarak kullanmış durumda.

2023'te galyum ve germanyum ihracat kontrolleri getirildi.

Aynı yılın ilerleyen dönemlerinde grafit için de benzer adımlar atıldı.

2024'te ise antimon gündeme geldi.

Ardından, galyum, germanyum ve antimonun ABD'ye sevkiyatına yönelik tam bir yasak getirildi.

Nadir toprak elementleri söz konusu olduğunda tablo kağıt üzerinde biraz daha iyi görünüyor; dışa bağımlılık oranı %67 seviyesinde.

Bu bağımlılığın bir kısmı dost ülkelere dayanıyor.

Titanyum ve skandiyum için Japonya. İndiyum için Güney Kore. Niyobyum için Brezilya.

Washington daha fazla reaktör inşa etmeye çabalarken, uranyum Kazakistan, Kanada ve Rusya'dan geliyor.

Bir mineralin çıkarılması ve rafine edilmesi, tedarik zincirinde iki ayrı kritik darboğaz noktası oluşturuyor.

ABD ise her iki alanda da yetersiz kalıyor.