“…hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız.” (Yunus/3)

Dindarlar olarak Türkiye’ye son 17 yıldır sosyal, kültürel ve siyasal her alanda hizmet etme imkân ve olanağı elimizdeydi. Bu imkân ve olanağı yer yer başarılı bir biçimde kullanmış olsak da yer yer farklı amaçlar uğruna tüketip başarısız neticeler aldık. Özellikle kültür, eğitim, sosyal ve sanat gibi alanlarda birçok hezimet yaşadık.

Hazırlanan ve yürürlüğü konmayı bekleyen projelere baktığımızda daha da hezimet yaşayacağız gibi duruyor. Örnek vermek gerekirse; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’nın son açıklamış olduğu “Çalışan Annelere 650 Lira” projesi. Çalışmayan ev hanımlarını çalışmaya teşvik etmek için hazırlanmış bir proje. Muhtemelen İstanbul Sözleşmesinde olduğu gibi bu proje de Batı menşeli bir proje. Aile ve sosyal hayatla alakalı kendi tarihimizi, kültürümüzü ve dinimizin emirlerini esas alan yasalar hazırlayamayıp, Avrupa Birliği Kriterlerince yasa hazırlamak Türkiye’yi hedeflerinden saptırır. Geçmişe bakacak olursak Kemalist rejimin Müslümanlar’a dayattığı Avrupa Yasaları tüm sistemimizi felç etti. Bugün gelinen noktada ise sosyal ve kültürel alanda tekrardan Avrupai çalışmalar yapılmaktadır. Avrupa’nın durumu ortada; çocuksuz ve ebeveynsiz bir toplum. AB fonundan alınan her destek de bizi köklerimiz olan İslam kültüründe uzaklaştıracak ve Batılılaştıracaktır. 

Bu proje hayata geçtiğinde çalışan annelerin büyük bir çoğunluğu çocuklarını kreşe yollamak zorunda kalacak. Kreşte büyüyen çocuk sayısının artması toplumsal sağlığı olumsuz etkileyecek ve aile kavramını ifsada uğrayacaktır. Ailenin çocuk yetiştirilemez bir pozisyona getirilmesi Batı toplumlarında olduğu gibi ebeveyn ve çocuk arasındaki bağları tümden yok edecek ve kreşe yollanan çocukta annesini, babasını huzur evine yollayacaktır. Olmaz demeyin sadece dönüp Batı toplumuna bir bakın. Hemen hemen her gün kimsesizlikten ölen ve cesetlerine aylar sonra ulaşılan anne-babalarla dolu haberler. Çünkü, çocuk anneye muhtaç olduğu zaman anne yoktu ve anne çocuğa muhtaç olduğu zamanda çocuk yoktu. Sonuç kaçınılmaz. Aileyi dağıttığımızda varacağımız yer burasıdır.

Şu halde bize lazım olan çağdaş bilimlerin ve teknolojinin yanında İslam imanı, hayat yolu ve ahlakıdır. Milli eğitim, aile, kültür ve sanat politikamız “çağdaş insan yetiştirmeyi” değil, “çağı yakalayıp kendi değerleriyle aşan insan” yetiştirmeyi hedeflemelidir. Sayın Bakanımız illa da 650 lira verecekse evde çocuğuna bakan anneye vermelidir o parayı. Ve Böylelikle de Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın 3 çocuk ve dindar nesil söylemine katkıda bulunmuş olacaktır.