Bu ülkede 15 Temmuz darbe girişimi yaşandı; 250’den fazla şehit verdik, binlerce gazimiz var. Hamdolsun onlar sayesinde şanlı tarihimizde kahramanlıklarla dolu yepyeni bir sayfamız var.

Darbe girişiminin detayları ortaya çıktıkça da ne büyük bir felaketin eşiğinden döndüğümüzü daha iyi anlayıp şükrediyoruz. O felaketin eşiğinden dönmemize vesile olan yiğitleri, kahramanları, vatanseverleri ise minnetle anıyoruz.

Ancak bir kesim var ki o kadar şehidimize, gazimize, içeri tıktığımız vatan hainlerine rağmen darbe girişimine “kurgu, tiyatro” gibi yakıştırmalar yapacak kadar insanlığından çıkmış; milletimize hakaret edecek kadar şirazesi şaşmıştır.

Darbe gerçekleşmemiş, askeriyenin neredeyse yarısı darbeye teşebbüsten içeri atılıp ihraç edilmiş, mahkemeler kurulup cezalar verilmiş ama Recep Tayyip Erdoğan nefretiyle bu darbe girişimine tiyatro diyebilecek kadar gözü dönmüş bir azgın azınlık var. Bunlar, uzun süre bu iddialarını sürdürdüler -hâlâ sürdüren olsa da- CHP, bu iddiasından vazgeçmiş gibi duruyor. Çünkü darbe teşebbüsüne tiyatro dedikçe kendilerinin maskara olup milletin gözünde iyice komedi unsuruna döndüklerini gördüler.

Tam adam olmaya başladılar demiştik ki bu defa Casus Brunson üzerinden ABD’nin Türkiye’yi hizaya getirip boyun eğdirme amaçlı ekonomik darbe girişimi başladı.

Ülkemiz, genel itibariyle iyi bir sınav verdi ve çoğunluk, bunun bir darbe girişimi olduğunu ve ülkemizi hedef aldığını anlayıp ona göre davrandı. Ancak CHP’nin ve muhaliflerin aykırı sesleri yine bizi şaşırtmadı. Bu ekonomik darbe girişiminin Ak Parti ve Recep Tayyip Erdoğan’ın bir senaryosu olduğunu ve kötü giden ekonomiyi gizlemek için ABD’yle uzlaşıldığını söyleyen bile oldu.

İnsan bunları duyunca şöyle düşünüyor: Eğer ki Reis bu kadar rahat bir şekilde milleti manipüle edebiliyorsa başta CHP olmak üzere tüm muhalifler de bu süreçte hiçbir şey yapamayacak kadar aciz kalıyorsa Reis sadece Ümmet-i Muhammed’in değil tüm insanlığın gelmiş, geçmiş, gelecek en büyük lideridir. Doğal olarak bunları yiyen millet ve muhalifler de keriz… Ama durum öyle değil de muhalifler, bu yönteme başvurarak milleti kandıracağını, milletin zaten keriz olduğunu düşünüyorsa ve millette 2002’den beri bunların hiçbir iftirasına, hakaretine, algı operasyonuna prim vermeyip doğru bildiği yolda yürüyorsa millete keriz muamelesi yapanlar, aynaya bakmalıdır.

Krizle keriz arasındaki önemli bir fark krizler; işinin ehli, akıllı liderler ve kadrolar tarafından yönetilebilirken kerizleri yönetip yola getirmek hiç mümkün olmuyor.

“Gericiliğe, İslamcılığa, faşizme karşı ABD’nin yanındayım.” diyenle “Ekonomi batıyordu, acı reçete kaçınılmazdı. Kusursuz bir plan yapıldı. Trump yüzünden vergiler artacak!.. Trump yüzünden zamlar yağacak!.. Trump yüzündenTrump yüzünden işsizlik artacak!.. Fetullah yolsuzluktan akladı.. Yeni kılıf Trump…”diyeni gözünüzün önüne getirin!..

Şimdi krizi mi yönetmek kolay, bu zamanda bunları söyleyebilen krizleri mi yönetmek kolay!..

Yani anlayacağınız “kriz” ve “keriz” arasındaki tek fark kerizde bir “e”nin fazla olması değil!..

Ne demiş Üstad Abdurrahim Karakoç:

“Bu kirli düzenin düzenbazları

Azrail’e rüşvet vermeyi dener; 

Ölünce dünyanın en kurnazları

Torpille cennete girmeyi dener.”