Siyaset/Politika ile yatıp kalkan bir milletiz. Kendi işimiz gücümüzü bırakıp fanatik futbol taraftarlığı gibi oy verdiğimiz partiyi her şeyin önüne geçiriyoruz.
Her fırsatta örnek verdiğimiz ülkelerde böyle mi? Seçim zamanı sandığa gidip oylarını veriyorlar, ondan sonra herkes kendi işine gücüne bakıyor. Aslında bunun tek sebebi partililer ve seçmenler değil. İşin bu boyutlara gelmesinin ana müsebbibi politikacılar. Çözüm amaçlı siyaset yapmaları gerekirken ısrarla politik davranıyorlar (Ben siyaset ve politikayı daima ayırırım; bilen bilir)
24 Haziran’da seçimler yapıldı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet sisteminin ilk Cumhurbaşkanı ve 600 parlamento üyesi seçildi. Seçmen Cumhurbaşkanlığı için Recep Tayyip Erdoğan’a ilk turda yetki verirken parlamentoda ise 5 partili bir dağılımı layık gördü. (İttifaklarla şu an 8 partinin temsilcisi mecliste)
Mecliste hiçbir partiye salt çoğunluğu vermeyen seçmen kendince bir tercih yaptı. Seçimde başarılı olan veya başarısız olanların yeni bir muhasebe yaparak yola devam etmesi gerekirken politikacılar yine kendi bildiklerini okumaya devam ediyor.
Önce CHP’deki iç çekişmeler dışa vurdu. Ardından İyi partili bir milletvekilinin MHP Lideri Devlet Bahçelinin elini öpmesi, HDP’lilerin her zamanki gibi yemin töreninde kendilerince yaptıkları şovları konuşuldu. HDP, TBMM’nin seçim sonrası açılış ve yemin törenine, İstiklal Marşı’nın okunmasından sonra katıldı. Meclise giren bir parti (HDP), Milli Marşı tanımayıp onu, bu şekilde protesto etti. Bazı HDP’li vekiller 22 (yirmi iki) saniyede yemin metnini okuyarak rekor (!) kırabildi. (HDP’yi ayrı bir yazıda yeniden ele alacağız nasipse)
Türk Ocakları’nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a kutlama mesajı yayımlanması üzerine İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ümit Özdağ, Türk Ocakları’na tepki göstermiş ve “Türk Ocakları Türkiye Cumhuriyetini kuran fikrin ve kadronun merkeziydi. Bunu unutarak Erdoğan’ı tebrik etmek, Türk Ocağı ruhunu terk etmektir” diyerek “Türk Ocakları tekrar Türk olana kadar Türk Ocakları’ndan istifa ediyorum” ifadelerini kullanarak istifasını açıklamış.
CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici, Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın Meclis’te yemin ederken ki fotoğrafını paylaşıp “Cumhuriyetimizin 3. Dönemi 09.07.2018 tarihi itibariyle Sayın Devlet Başkanı-Cumhurbaşkanımızın TBMM’de yemin etmesiyle başlamış bulunmaktadır. Allah vatanımız, devletimiz, milletimiz ve halkımız için hayırlı uğurlu etsin. Devletimiz ve Cumhuriyetimiz ilelebed payidar olsun.” deyince bilhassa CHP’liler linç kampanyası başlatmış ve disiplin soruşturması başlatılmasını istemiş. Tepkiler çok farklı boyutlara taşınınca İlhan Kesici yeni bir açıklama yapmak zorunda kaldı.
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Meclis’teki yemin töreni ile Beştepe’deki programa katılmama gerekçesini, “Bir parti genel başkanı yemin ediyormuş. Neden gideyim? Abartacak bir şey yok” diye açıklamış.
Hal böyleyken vatandaşlar kamplaşıyor, kutuplaşıyor diye kimse şikayet etmesin. “Halk için, Türkiye için çalışıyoruz” dedikleri halde saygı, nezaket ve empatiden yoksun politikacılar hem vatandaşı “müstahak” diye suçlayıp hem de vatandaşların kendilerine neden oy vermediğini de biraz zor anlarlar. Bazı konularda sizin haklı olmanız önemli değildir. Kendinizi vatandaşa ne kadar anlatabildiğiniz ve vatandaşı ne denli ikna edebildiğiniz çok daha önemlidir.